
Dün gece geç saatlerde can sıkıntısından gezinirken birden karşıma adını daha önceden duyduğum ama izleme fırsatı bulamadığım güzel bir uzakdoğu filmi ile karşılaştım. Beni ve Meral hanımı tanıyanlar uzakdoğu ve özellikle Japon kültürüne ayrı ve özel bir ilgi duyduğumuzu bilirler. Elimden geldiği kadar Almanya’ya gelen görsel gösterileri kaçırmamaya çalışıyor ve izlenmesi gereken filmleri izlemeye çalışıyorum. İşte bunlardan biride dün izlediğim Ran’dı.
Yönetmenliğini Akira Kurosava’nın yaptığı başrollerinde Tatsuyo Nakadai ve Akira Terao’nun üstlendiği bu 1985 yılında Fransız ve Japon ortak yapımı olan filmi bu kültüre ilgi duyanların muhakkak izlemesi gerektiğini söylemek isterim.
Konu aslında beni daha bir yakından ilgilendiren hayatı hakkında yüzlerce kitap yazabileceğim İngiliz yazar William Shakespeare’nin Kral Lear adlı oyunundan uyarlanmış hali diyebilirim. Yaşı artık iyice ilerlemiş olan savaş Lordunun krallığını üç oğluna paylaştırmak ister. Ama babalarının vermiş olduğu gerçekten akıllıca öğütlerine rağmen kendi birliklerini koruyamazlar ve savaş çıkar. Bence çok etkileyici bir filmdi.
Ben şuna inanıyorum bizler yıllarca ki hala oyunculuk üzerine eğitimler alıyoruz. Hep çıtamızı ve kendimizi yükseltmeye çalışıyoruz. Ama Japon oyuncularda nedir bilemem ekstra bir farklılık var. Ben birçok oyunculuk üzerine eğitim almamış Japon oyuncular biliyorum hepimize taş çıkartır. Bazı arkadaşlar çok eski bir film sinemada onca yeni film varken niye izleyelim diye söylenebilirler ama sinema ve uzakdoğu kültürüne ilgi duyanlar bence kaçırmamalılar. Bu yaz bir yerlere gitmeyip tatil için ayırmış olduğumuz parayı biriktirmek ve önümüzde ki yıl üstüne para ekleyip Japonya’ya gitmek gerekir diye düşünüyorum. Ölmeden buraları da görmezsek eşimle gözlerimiz açık gidecek. Filmde ki kadroda bulunan bazı oyuncularda ise şöyle:
Tatsuya Nakadai - Lord Hidetora Ichimonji
Akira Terao - Taro Takatora Ichimonji
Jinpachi Nezu - Jiro Masatora Ichimonji
Daisuke Ryu - Saburo Naotora Ichimonji
Mieko Harada - Lady Kaede
Yoshiko Miyazaki - Lady Sue
Hisashi Igawa - Shuri Kurogane
Peter - Kyoami
Masayuki Yui - Tango Hirayama
Kazuo Kato - Kageyu Ikoma
Sayfanın devamında filmden karelerde bulabilirsiniz.


Tags: Akira Kurosava, Japon Kültürü, Japonlar, Japonya, Kral Lear, Ran, Sinema, Uzakdoğu Sineması, William Shakespeare
Bu Yazıyı Paylaşın
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar; cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter. Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar. "gelcem, gitcem, gidiyom" denmez "geleceğim, gideceğim, gidiyorum" denir. "Herkez" denmez "herkes" denir. "Yaaaa" çok laubali bir sözdür. "bU şEkiLDE" yazmak sadece okuyanı yorar. "Yanlız" değil "Yalnız" denir. "ğ" harfi "g" şeklinde yazılamaz. "Bende, sende" denmez, "Ben de, sen de" denir. "Dahi" anlamındaki "de" ayrı yazılır. "Geldimi?" yazılmaz "Geldi mi?" yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. "OKmi?" değil, "Tamam mı?" denir. "ahmet, belgin, duru" denmez. "Ahmet, Belgin, Duru" denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır. "ki" eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, iyelik eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. "v" yerine "w" yazılmaz... Yani Türkçe, Türkçe yazılır. MSN Türkçesi'yle değil.


































































Yazılar(RSS)
Mart 26th, 2008 de 20:09
Geçen gün Goddes’in blogunda da bahsi geçmişti, ben yıllar önce sinemada izleme şansını yakalamıştım bu filmi, artık efektlerle iyice bilgisayar oyunlarına dönen Hollywood filmlerine iyi bir alternatif. İzlemediyseniz Akira Kurosava “Dreams”ı da özellikle tavsiye ederim, benim hayatta en çok etkilendiğim birkaç filmden birisi olmuştur.
Antik Yunan ile birlikte Japon kültürü üzerinde özellikle durulmayı hakediyor, çünkü bu iki toplum küçük cüsselerine rağmen (Arap, Avrupa, Çin, Hindistan v.s kültürleri gibi gücünü önemli ölçüde nüfus gücünden de almıyor) gerçekten çok önemli şeyler katmışlar dünya kültürüne.
Mart 27th, 2008 de 17:12
Sevgili Gaykedi;
Tavsiyene bu hafta sonu uymayı düşünüyorum. Bu araları özellikle bu tarz Japon yapımlarına kafayı takmış bulunuyorum. Ayrıca adı geçmişken keşke derim hep Antik Yunan döneminde yaşama şansım olsaydı. Beni Tiyatronun ilk çıkış dönemlerinin en kuvvetli mekanı olmasından ziyade atmosferi ve kültürü hep etkilemiştir. Bu yüzden de Yunanistan’da hem turne amaçlı yaptığımız ziyaretlerde hem de kişisel ziyaretlerimden büyük bir mutlulukla ayrılmışımdır. Bende o toprakların görülmesi gerektiğinin taraftarıyım.