Sevgili Pekinte ve Hakan Yamanoğlu dostlarım beni blog kürede uzun bir süredir güncelliğini yetirmeden devam eden ve etmesi gereken bir mim için paslarını sundular. İlk olarak açıklamak istediğim bir konu var bazı blog yazan arkadaşlar farklı konularda beni birçok defa aynı dönemlerde mimlemişlerdi. Ben kendilerine teşekkür etmiş ama bu mimleri yazamayacağımı söylemiştim. Şimdide işine gelenleri yazıyor demesinler lütfen. Bu konu ve bu çağrıya duyarsız kalmak imkansız bir durum. Hele ki iki çocuk babasıysam. Yoksa ortada bir ayrımcılık söz konusu değil. Ben bir insana Alexa ya da pr bilgilerine göre değer vermiyorum bazıları gibi. Neyse hemen konumuza dönelim.
Mimimizin kuralları neymiş bir hatırlayalım.
Mim konusu; Çocukluğunuzdan hatırladığınız ilk şarkı ve şu anda dinlediğinizde hissettirdikleri.Banner
Benim çocukluğumda dinlediğim daha doğrusu annem sayesinde günde 300 kere duyduğum ama büyük bir zevk aldığım ‘’Bu Ne Dünya Kardeşim’’ şarkısı. Ben unutulmaz Hababam sınıfı uyarlamasını sizinle paylaşmak istedim. Bu müziği duyduğumda içimde hep geçmişe dönme arzusu oluşuyor. İmkansız olduğunu bilsem de yinede en çok arzuladığım şey bu.
Türkiye’de bunun için daha fazla ne yapılabilir bilmiyorum. Ama özellikle net aleminde bunu durdurmanın tek yolu ilk olarak ailelerden geçiyor. Aslında en güzeli daha haklarına ve beynine tecavüz edilmemiş bir çocuğun yetişme tarzı ailesi tarafından oldukça fazla doğrularla doldurulsa belki çocuklar yetişkin birer birey oldukları zaman bu tip psikolojik bozukluklar yaşamayacaklar. Bence ilk iş ailelerde. Ailelere ve kişilere iletilebilinecek en etkili söz “Çocuk istismarını durdurun”. Şimdi de sıra geldi bu mim pasını göndermeye. Sevgili Seyrusefer’e gönderiyorum. (more…)
Nihayet rahat bir şekilde bilgisayarımın başına oturabildim. Bugün sabah saat 03.00’de meral hanım ve çocukları Düsseldorf havaalanından Antalya’ya gönderdim. Gece de uykusuz kalınca bugün baya bir geç kalktım. Bu hafta da baya yorucu bir iş temposuyla geçmişti benim için. İlk bekar günümün akşamını da güzel bir Japon lokantasında doya, doya söylemesi ayıp sushi yemekle geçirdim. Size de şiddetle tavsiye ederim. Evet, dönelim konumuza yeni bir mim pası çok sevgili blogcu arkadaşım Goddess-Artemis tarafından bana paslanan. Büyük bir memnuniyetle cevaplamak istediğim kırk yılın başı adam gibi bir mim dedirten konu Back To The Future yani ‘’Zamanda yolculuk’’ Böyle bir ihtimal olsaydı gitmek isteyeceğiniz iki zaman dilimi. Muhteşem tekrar teşekkür ederim Artemis’e ve bu mim dalgasını başlatan Sessiz Sakin Ama İşinde İyi adlı blog yazarı sevgili hasan arkadaşıma.
1) Hayatımda en çok böyle bir imkan olsa gitmek istediğim ilk zaman dilimi Kurtuluş savaşından önceki dönem. Peki neden? Tek ama tek istediğim şey ULU ÖNDER Atatürk’ü tanımak onun emir ve komuta altında olan en yakın silah arkadaşlarından biri olmak. Bu ihtimali bırakın bana deseler ki volkan sadece beş dakika Atatürk’le beraber zaman geçireceksin. Ama canından olacaksın sonra. Yemin ediyorum Tanrıma bir saniye düşünmem bile sadece beş dakika elini tutayım yanaklarından öpeyim saçlarını okşayayım, dizine yatıp bırakmayın beni paşam diyebileyim. Konuşmasak bile olur. Ben bu soruyu hep kendime soruyorum ara, ara. Neden? Böyle bir zaman diliminde Dünya’ya geldim Tanrım? Keşke böyle bir imkan olsa da ona ulaşabilsem o benim ulaşılmazım her şeyim her şeyden önemlisi olanım ATAM.
2) M.Ö. 525-456 tarihleri arasına gitmek isterdim. Her tragedya üslubunu benimsemiş tiyatro oyuncuların isteyeceği şeydir bu. Kimden bahsetmek istiyorum tabiî ki Aiskhylos’dan. Yunan edebiyatına en parlak ürünlerini M.Ö. V.-IV. yüzyıllarda vermiştir. Antik Yunan’da bir yazardır. Dönemin en büyük tragedya Şairidir. Sofokles ve Evripides ile beraber; yazıları tamamen kaybolmayan en eski 3 tragedya yazarlarından biridir. Tiyatro o yıllarda tek kişilik maskelerle oynanan replik dışı diyalog geçirmeden sadece hareketlerle anlatılmaya çalışılan bir sanat türüydü ve hala tiyatronun bu günlere gelmesinde büyük rol oynamış bu ozanla tanışmak onun yazdığı oyunlarda onun tiyatrosunda oynamak tahminimden bile büyük bir zevk olur herhalde. Hayatımda iki kere Elefsis taraflarına onu yaşamak ve hala günümüz Dünyasında ki etkilerini izini yakından tanımak için Yunanistan’a gitmiştim. Hayran kalmamak imkansızdı. Aradan onca yıla rağmen büyük bir ozan olarak yaşatılan başka bir Tiyatrocu göremedim daha. O dönemden miras olarak kalan 7 tragedyası hala bilinmekte.
Sıra geldi bu güzel mim dalgasını paslaşmaya. Bu yazdığım blogcu arkadaşlarım yazıp yazmamak konusunda doğal olarak serbestler ben mim kuralını yerine getirerek ben sevdiğim arkadaşlarımı mimlemek istedim. İlk olarak Henster Gay Kedi ve , Mecazi Yaşam son olarak ta Donjuanyasin’e paslıyorum. (more…)
İki sevgili dostum Henster ve Nucrotion beni mimlemişler. Uzun zamandır mim yazmıyorum bende cevaplamak istedim. Şimdi İki konumuz var birincisi ” Ben Nasıl Blogcu Oldum? ”Bundan yaklaşık bir yıl önce eşimin bir arkadaşının spaces ile oluşturduğu fotoğraf albümüne bakmamla başladı. Sonra dedim bunların daha gelişmiş olanları var mı? Bir süre bazı arkadaşların bloglarını takip ettim okudum olayın işleyişini kavramak istemiştim. Birkaç kötü denemeden sonra kendi adıma bir domain ve host satın alıp başladım yazmaya. İlk yazdığım zamanlarda birkaç tanıdığımız blogcu arkadaşlar benim hakkımda iyi şeyler yazıp çizdiler sağ olsunlar. Benim için işler daha kolay gitmeye başladı ve hiç beklemediğim bir ilgiyle karşılaştım ve devam ettim. Aslında doğruyu söylemek gerekirse daha yeni kendimi buldum ve blogu oturttum diyebilirim. Yaklaşık 15 gündür ilgilenmediğim içinde çok şey kaybettim ama bundan sonra çok aktif bir şekilde yazmaya devam edeceğim. (more…)