“Müzik” Kategorisi İçin Arşiv


Bunun sonu gelmeyecek mi ya? Diye seyrettiğim yeni bir film Testere 4. Türkiye’de vizyonda mı bilmiyorum araştırmadım. Eminim birçok kişi izlemiş veya haberdar olmuştur bu filmden. Ama ben daha yeni izledim. Konuyu herhalde özetlememe gerek yoktur. İşin ilginç yanı bu tarz seri filmlerde genellikle çekilen her bölümde ya oyuncu değişikliğine ya da köklü birkaç değişikliğe muhakkak gidilir. Ne hikmetse bu seriye kadar hiçbir kopma olmadan aynı hız devam ediyor. Filmin birinici bölümü çok dar bir bütçe ile çekilmişti. Buna rağmen çok güzel bir etki sağlamıştı. İşin peşinide bırakmadılar. Bence bu filmin senaristi harbi sağlam bir psikopat. En doğru yorumu bence Meral yapmalıydı. O bu tarz korku filmlerinde artık usta yani. Bazen korkuyorum o kadar çok korku filmi izledi ki hayatında beni de bir gece böyle kesip biçer mi diye. Filmi tavsiye ederim yalnız asıl şu filmi izlemenizi istiyorum. Filmin adı: Tödlicher Anruf. Türkçesi ”Ölümcül Telefon” Almanya’da bu ayın 20 sinde gösterime girecek ve dehşet süper bir film olmuş bence. Ben biletimi şimdiden ayırttım. Biraz fikrinizin oluşması için frankmanı nı yayınlıyorum üçüncü video o filme ait. (more…)

Tags: , , , , , ,

Comments Yorum yok »

Özellikle Türkiye’de birçok insan onu MacBook Air reklâmları ile tanıdı. Ama işin aslı böyle değil tabiî ki. Biraz önce reklâmları izlerken aşağıda ki video ile karşılaştım. Zaten sıkı bir Yael Naim hayranı olarak dedim gene MacBook Air reklâmı çıktı. Ama işin gerçeği bu olmadığını kısa zamanda anladım. Gerçekten yüzümde tuhaf bir gülümseme oldu. Aşağıda ki video mac için değil Yael Naim’in yeni albüm reklâmı. Süper olmuş bence. Buyurun doya, doya dinlemeniz ve izlemeniz için New Soul ve Yael Naim.


(more…)

Tags: , , , , , , ,

Comments 2 Yorum Var »

Yaklaşık bir haftadır video siteleri üzerinde araştırmalar yapıyorum. Hem kendi merakımı gidermek hem de çıkan sonucu sizinle paylaşmak adına güzel bir gezi yaptım konu üzerinde. Ben olaya daha farklı açılardan bakmaya çalıştım hatta birçoğunuzun bilmediği ama Avrupa da kullanımı yüksek rakamlarda olan video portalları var. Genelde Türkiye için Youtube inanılmaz bir fark atmış durumda.

Son zamanlarda birçok yeni video siteleri yapıldı ve bunlardan şu anda bence en iyi olanı stage6.com. Bu sitenin bence iyi olmasında ki etkenler diğer video sitelerine göre resim kalitesinde ve video ve diğer sayfaların kolay geçişlerde fazla bekletmeden üstün kalitede performans sergilemesi.

Şimdi bir haftadır üstünde sürekli araştırarak aktüel olarak oluşturduğum listeyi sunmak istiyorum.

Aktüel Video Siteleri :

www.veoh.com
www.stage6.com
video.google.com
www.dailymotion.com
www.youtube.com
www.zeec.de

Video Fan Siteleri :

www.clipfish.de
en.sevenload.com
vids.myspace.com
www.myvideo.de

Alexa ve Page Rank oranlarına bakarsak bu konuda stage6 henüz google ve youtube ile yarışabilecek düzeye gelmedi. Seitwer.de nin yaptığı araştırma sonuçlarına göre de youtube şu anda vazgeçilmez gibi gözüken en popüler video sitesi.

Seitwer.de sitesinde ki araştırmadan çıkan istatistik sonuçlarına göre bir tabela hazırladım. Görüldüğü gibi youtube pastanın büyük bir dilimini hakim olmuş durumda. İkinci en büyük orana haklı bir şekilde bence en iyi standartları yakalamış video.google almış. Bunun yanında google.de/trends te yaptığım araştırma sonucuna göre ise çıkan istatistik görüntülerini en son 2007 tarihine kadar aldım. Youtube nokta A Google ve arasında ki internasyonel başlangıçlar ise nokta C. Video sitesinin hizmetlerinin iyiliği ve bilgisayara video indirme kolaylığında ise başı keepvid.com ve grabvids.net çekiyor. (more…)

Tags: , , , , , , ,

Comments 7 Yorum Var »

Bir Pazar gününün sonunda bir günün getirdiklerini yazıya geçirmek o kadar kolay bir şey değil. En basit gün bile zihinsel düzeyde birçok öğeyi bir araya getiriyor. Bütün bir araya gelen şeyler benim detaycı ve dağınık zihnimi daha da bulandırıyor. Bugün hoşuma giden şeyler dinledim. Sanat üzerine. Sanatın terapi olabilmesi üzerine. Sanatçının aslında bir şeyleri onarmaya çalışması üzerine. İki kutuplu nesne algılanışını -iyi ve kötü şeklinde- entegre etmeye (bütünleştirmeye, birleştirmeye) çalışırken sanatçının aynı zamanda kendini terapi etmeye çalıştığına dair. Bu çok hoşuma gitti dinlerken. Üstünde düşünülmeye değer bir konu.

Freud da göre insanın karakteri ilk iki yıl içerisinde önemli bir şekilde belirleniyor. Bu teori bazen bende bir dehşet uyandırıyor. Bazen gerçekten hiç değişmediğimi düşünerek dehşete kapılıyorum. Sonra tabiî ki gençliğimi düşünüyorum ve aklıma master tezim geliyor ve yine Freud var aklımda. ‘Sigmund Freud’un Ölüm güdüsü Hipotezi. Karanlık bir Metafiziğe Cehennem Yolculuğu’ Nerdeyse arabesk geliyor şimdi kulağıma bu başlık ve gülmek geliyor içimden. Hâlbuki çok ciddi, hatta pek çokları için can sıkıcı konulardı. Üstelik bence Almanca da ‘arabesk’ gelmiyor o kadar kulağa. Hocalarımdan bir tanesi o zaman gülerek ‘şairane’ demişti bu başlık için.

Bugün ama sadece bunlardan ibaret değil. Hiç tatmin olmayan narsist ruhumu tatmin etmek için ‘Leyla’ ya gittim Cihangir de ki. Vatan gazetesinde Zülfü Livaneli’nin 30 Ağustos 2001 de Üzeyir Garih cinayeti için yazdığı yazı vardı. Bugüne de maalesef çok uyuyor. Benim düşündüklerime de çok benziyor. Muhtemelen aynı veya benzeri düşünen çok insan var. Türkiye de bir kahraman erkek miti var, hiç işe yaramayan şu zamanda.

Bu blogda fazla şey bir araya gelmiş. Şimdi ben daha da karıştıracağım. Freud un sanat üzerine yazdığı yazılar bellidir. Onları buraya eklemek istiyorum, hafta sonları hazır elime böyle güzel bir şekilde geçmişken. Bu kitapları yukarıdaki tezi yazarken okumuştum ama tez ile ilgili olmadıkları için dâhil etmemiştim kaynakçaya. Ama şimdi buraya not etmek istiyorum. Freud ve sanat denince gerçekten ilk akla gelecek kitaplardır, ama ben yine de Freud un holistic yani bütüncü bir anlayış içerisinde okunması taraftarıyım. Tabii kategoriler insanlara kolaylık sağlıyor, bana da kolaylık sağlıyor ama Freud kolay değildir. Mesela inanılmaz yüzeysel yorumlar duyuyorum ve duyuyoruz Freud hakkında. Çünkü kimse oturup bu kitapları okumuyor. Hâlbuki Freud hakkında en ufak bir yorum yapabilmek için hepsinin ve daha fazlasının okunması lazım.

Biraz da bu güzel Dortmund için karlı günde Hermann Jacobsohn’tan bahsetmek istiyorum.1879 – 1933 yılları arasında yaşamış bir Alman dilbilimci. Babası banker Moritz Jacobsohn. Bir kere zaten sadece bu özellikleri ile bile Alman ve Avusturya küçük burjuvasının hedefi olacağı açık. Zengin ve entelektüel. Cahil ve fakir Hıristiyan olsun, olmasın, küçük burjuva halkın daha nefret ettiği bir şey yoktu o sıralarda. Bunları tekrarlıyorum, çünkü bu çirkin asıl sebeplerdense ırkçılığı bile tarihte bir kere yaşanmış kötü bir istisna gibi göstermeye çalışan suni güncel Nazi kınamaları aslında samimi değil.

Jacobson işten alındıktan iki gün sonra 27 Nisan da intihar ediyor. Jacobson Almanya da doğup, büyümüş bir insandı ve yok edildi 19.yüzyıldan 20.yüzyıla geçerken kültür ırkçılığının bir sonucu olarak. Kendi kültürleri konusunda bu kadar muhafazakâr olan Avrupalılar başka kültürlerin mahremlerine girme konusunda da bir o kadar hırslı idiler. Bu hayret edilecek bir tezat değil midir? Lütfen iki biyografiyi inceleyin. Tabii ki Siebold kötü bir örnek değil, çünkü o zaten Alman ırkçılarının öngördüğü şekilde davranmadığı için politikadan uzak tutulmuş. Ama kendisi ile birlikte yüzyıllardır yaşayan insanlara karşı bu kadar korkak ve kuşkulu olan bir toplumun başka toplumlara karşı gösterdiği ilgi kuşku ile karşılanmaz mı? Japonlar yabancı düşmanı imiş zavallı (!) Avrupalılara karşı. Bak sen! Niye acaba? Eğer 16.yüzyılda Japonlar Almanya ya gelip, Almanya’yı gizli, gizli Budist yapmaya çalışsalardı veya gizli, gizli sivil oldukları halde (!) ajan gibi davransalardı, Almanlar buna izin verirler miydi? Asla. Zaten sivil hayatı ve politik çıkarları birbiriyle bir tutmak büyük cehalettir. Kasabacılıktır. Kozmopolit, şehirli zihniyetin tam tersidir. İşte bu yüzden de Almanya da ve Avusturya da Yahudiler sevilmiyordu. Çünkü onlar ayrı bir sınıfı ve hayat anlayışını temsil ediyorlardı. Ben elimden geldiğince Pazar günlerini bu blogda sohbet havasında güzel bir müzik eşliğinde geçirip kapatmak istiyorum. Şimdi kaçınız bilir bilmiyorum ama benim gurubum geliyor Boney. M ve Daddy Cool tarih 1976. İyi Pazar Geceleri.

(more…)

Tags: , , , , , , , , , , , ,

Comments Yorum yok »

Deutschland Sucht Den Super Star yarışmasının 2008 elemeleri başladı ve bu sene de yine birbirinden bomba yarışmacılar geri kalmayıp yarışmaya başvurdular. Bunların arasında tabii ki yıllardır değişmeyen katılımcı Menderes Bağcı yine yer aldı. Ama bu sene hangi videoları sizinle paylaşacağım konusunda epey zorlandım. Çünkü yetenek konusunda nasibini almamış çok kişi vardı. Bazen acaba bu insanlar rol mü yapıyor demekten kendimi alamıyorum; çünkü bazı videolar bu kadar da olmaz dedirtecek kadar komik. Neyse ben aralarından en güzellerini sizler için derledim. Sizce bu senenin bombası kim olmalı acaba?

İlk olarak yıllardır DSDS için vazgeçilmez bir isim Menderes Bağcı . Programın ilk yılından beri bıkmadan usanmadan katıldı. Ama sonuç hep hüsran ve bu yılda artık bir daha katılmaması için yasak getirildi. Bencede iyi oldu.

Bu ve bundan sonraki videolar kaçırılmayacak kadar eğlenceli bence kaçırmayın. (more…)

Tags: , , , , ,

Comments Yorum yok »

Kapat
E-posta ile paylaş