Şubat ayının bu ilk günleri size neyi hatırlatıyor bilmiyorum ama 14 Şubat sevgililer günü yaklaşıyor. Benim gibi bu özel günde sevdiğiniz insana her ortamda detaya önem vererek güzel şeyler hazırlamak istiyorsanız. Sizler için bulduğum güzel 14 Şubat sevgililer gününe özel icon ve fontları kullanabilirsiniz.
Dün dünyanın en iyi oyuncaklarından biri olan LEGO’nun 50. kuruluş yıldönümüydü. Ben de bu konuya dün değinmek istiyordum ama Volkan’ın tema üzerindeki çalışmaları geç saatlere kadar sürünce bugüne erteledim yazımı. Çocukluğumda Lego benimde en sevdiğim oyuncaklarımdan biriydi. Evler, kuleler ve daha birçok şeyler yapardım. Şimdi de Lego çocuklarımın en sevdiği oyuncaklardan biri ve bence hayal güçlerinin gelişmesi için bu çok önemli. Hatta benim çocukken oynadığım Lego’larımı annem saklamış ve hala sapa sağlam duruyorlar. Lego’nun yaratıcısı ise RepTrak. Aynı zamanda Lego 2007 yılında 200 ürün arasından birinci seçilerek en iyi olduğunu bir kez daha kanıtladı. (more…)
Efendim bir haftayı geçti yazı yazmayalı. Bende Almanya’da değilim zaten Tiyatro ile beraber turnedeyiz bu hafta sürekli Amsterdam’da kaldık galiba yarın başka bir ülkeye yolculuk var neyse ben hemen konulara girmek istiyorum fazla vaktim yok büyük bir yorgunluk var. İlk önce Yüce Türk milletinin Cumhuriyet bayramını kutlarım. Aşağıda Cumhuriyet in internet sayfasından alınmış bir yazı var. Yazı İlhan Selçuk imzasını taşıyor. Genellikle İlhan Selçuk’un yazılarını severek ve sevinerek okuyorum. Her şeye katılmayabilirim ama genel politik yön ve gerçekler bence aşikâr. Nasıl oluyor da büyük çoğunluk bunu anlamıyor, ben bunu anlamıyorum. Sevr 10 Ağustos 1920 de imzalanmış. Yani geriden bakıp bir şey söylemeye gerek yok ki aslında. Demek istediğim bugünden bakan bir insan da durumu anlayabilmeli. Türkiye neden kendini bu kadar şanslı ve bütün tehditlerden kurtulmuş zannediyor ben bunu anlamıyorum. İran devamlı tehdit altında, Irak’ın durumu ortada. O şehitlerin katili sadece A.B.D yönetimi değil. O kadar çok ’suçlu’ var ki. Avrupa daha az mı yardım ediyor zannediyorsunuz? Danimarka bir tarafını yırtıyor az çaba ile ‘çok’ ‘iş’ başarmak için… İsveç mesela, hani hep gidip kendimi ve kendimizi yoldurduğumuz IKEA nın ülkesi, herkes den çok desteklediler PKK’lıları. Avusturya dan bile daha çok destek vermiştir İsveç mesela PKK’lılara. Danimarka, İsveç, Norveç, Avusturya, Hollanda, Almanya, İsviçre, Fransa az mı destek verdi bu ülkede kan dökülmesine ?
Ayrıca bu topraklar, bu insanlar Türk,kürt, Arap, Laz demeden nice kuşakları beslemediler mi? Besle kargayı, oysun gözünü! Adam eroinden kazandığı para ile eşkıyalık yapıyor. Döner satıyor, kara para aklıyor, yine kendi toprağının insanlarına saldırıyor…İhanetin kürtçesi ne demek,öğrenmek istiyorum. Geçenlerde benim Ülkem Türkiye’de Kürdistan Şehitleri için cenaze töreni bile düzenlendi götümle güldüm Kürdistan! diye bir yer mi var ki? şehitleri olsun.Batılı emperyalistler ve onların uşaklığını yapan hainlerin hayal dünyası.
Yine de en başta Türk insanı, devleti ve benim üstüne toz kondurmadığım ve hiçbir zamanda kondurmayacağım askeriyemiz suçlu. Koca Türk Silahlı kuvvetleri kayıp askerlerden hala haber alamıyor ve bence inanılmaz tuhaf ve beni hayretler içinde bırakan bir olay Sistem kötü. Yapılması gereken şey belli Barzani dahil kimseyi bırakmayacaksınız ve kim varsa apo piçi dahil hepsini Osmanlı usulü asıp Diyarbakır Belediyesinin önünde sergiye açacaksınız bu sorunda kökünden bitecek. Buna inanın bazen barbarlık işe yarar bence şuan inanılmaz sinirli bir barbar görüntüsü olması gerekirdi paşalarımın ama tuhaf bir sessizlik ve şaşırtıcı bir anlamsızlıkla sadece üzülüyorum. Bugün Cumhuriyet’te gözlerim yaşardı yeni kurbanlar ile ilgili bilgileri okurken. Yalnız göze çarpan bir şey vardı: hepsi çoluk çocuk denecek yaşta profesyonel olmayan askerlerdi. Sen nasıl bu dünkü çocukları, doğduğu andan itibaren o dağlık alanda yaşayan ve silah atarak yetişen gaddarların olduğu bir bölgeye gönderirsin? Siz en başından bu insanları gözden çıkartmışsınız demektir. Benim demek istediğim şey şu yıllardan beri pkk tehdidi var zaten ve Askeriyenin gücüde var sadece o bölge için çok özel asker yetiştirmeleri ve denetimi bir bölükle değil özel timlerden oluşan bir tabur veya alayla idare altında tutmaları gerekli idi. Böyle askeri bir hata yapılmamalı bence. Sistem yanlış. Aynen hariciyede de ehil olmayan kişilerin olması gibi. Önemli olan sadakat ve alınan maaş. Hayır Türkiye için ölmek değil önemli olan, yaşamak. Ama düşünerek yaşamak!
Para tacirleri için Anadolu da insan ölmüş umurlarında mı zannediyorsunuz? Doğan Holding yani Hürriyet gazetesi o yalancı başlıklardan vurgun yapan bir insan. Şehitler çoğaldıkça, onlar baskı yapıp, ziftleniyorlar. Gazetecilere iş çıkmış oluyor. Yeter ki rahatları bozulmasın. Ticaret olsun. Para kazanılsın. Borsa pirim yapsın, dolar çıkmasın. Sermayenin kıçı yalanılsın, başka bir dertleri yok. Doğan ve Koç son yılda başka hiçbir ülkede erişemeyecekleri bir kar yaptılar. Niye biliyor musunuz? Başka bir ülkede bu kadar saf bir halk yokta, ondan. Pusuya düşen o 12 genç değil, asıl sizsiniz pusuya düşen… (more…)
Can Yücel.Yani bizim Can BABAmız.Onu ilk leman degisinde görmüştüm.Ben o zamanlar sırf yazar çizer takımının yanıda olabilmek için çay getir götür işleri bile yapardım meşhur Leman dergisinin üst katında çarşamba akşamları bütün herkes orada olurdu.Arada bir de Can Baba gelirdi.Ona en son söylediğim sözü unutmam eğer bir gün kızım olursa adını ‘’su”koymak istiyorum ”Can Baba”demiştim.Oda gülümsemişti ve ama olursa demişti.Nasip değilmiş iki oğlum oldu.Dünya edebiyatına çok şey verdi o.Nazım Hikmetin tahtını bile uzun,uzun salladı.Yalnız şuna çok gülerim hala Edebiyat fakültelerinde ve normal edebiyat derslerinde Can Yücel,Nazım Hikmet,Nihat Genç,K.İskender bunların isimleri geçmez ve ben çok saçma bulurum Edebiyat Fakültelerinin verdiği eğitime çok salakçadır.Hoca Tahtaya yazar ”……………… Şair bu şiirinde şunu anlatmak istemiştir” diye.Ne komik ben hemen sorarım mesela sen nerden anladın hoca efendi içinemi doğdu diye.Bakın Arkadaşlar YÜKSEK SESLE YAZIYORUM Bir şair veya yazar veya ressam yazmış olduğu yada yapmış olduğu adı her neyse farketmez hangi ruh halinde yarattığını kendi açıklamadığı sürece siz sadece onun yazdıklarından kişisel olarak ne anladığınızı anlatabilirsiniz ve de bu çok salakçadır.Neyse efendim konular karıştı demek istediğim şudur ki Ülkemde dünyanın kabullendiği bir insanı biz niye kabullenemiyoruz.Kitaplarımıza almıyoruz.Tam sekiz yıl önce ben bugün Datça’daydım onu son gününde de yanlız bırakmadım.Çokta isterdim bugün de orada olmak ama kalbim onlarla.Saygıyla anıyorum BABAMI.
Sene 2001…. Üzerinde kırmızı bir cüppe olan adamın tuttuğu mikrofona sırayla uzanıp " Evet " diye haykıran iki ayrı ses… Atılan imzalar, ayağa kalkış ve her şeyini bildiğini sandığın ama hiçbir şeyine vakıf olamadığın bir kadının kocası olmak…Daha çok gençken uzatılan parmaklara takılan yüzükle tescillenen an… bir anda duvağın açılıp önce sağ sonra sol en sonda alına konulan öpücükle kapanan bir çift göz… işte gurur anı… karı-kocayız artık…karımsın artık…. Her evlilik başlangıcında kendi kendine ve karşındakine verdiği sözleri vardır insanın. Farklı olacaktır, anlayışlı davranılacaktır, hem dip dibe hem özgür bırakılacaktır kişi. İletişim denen tek dişi kalmış canavar en önemli unsur olmalıdır. Uyurken bile eller ayrılmayacaktır, yolda yürürken, merdiven çıkarken, araba kullanırken kenet gibi olunacaktır. Sanki tersi olsa biri alıp gidecek sanılır. Biraz zaman geçer, birazda içi geçer insanın. Uyurken biraz ayrılmak iyi gelecektir. Rahat yatmalı insan felsefesi altında yatağın uçları olur konum merkezleri. Gece uyanıp uyanıp sevişmeler bir süre sonra tartışmaların ardından yaşanan uykusuzluğa bırakır kendini. Arabada giderken artık eller radyo kanalları arar olur, e nede olsa tartışmanın ardından elbet bulunur ortama cuk oturacak, yüreğin acısını anlatacak şarkılar, bulana kadar el habire meşguldür. Akşamları karanlıkta yapılan danslar yerini kumandalı gecelere bırakır, onsuz yatağa girmezken, bir bakarsın ki, o koltukta sabahlamış iki büklüm, sen gözünü boş yastığa açmışsın. Bu hafta annemlere gitmedik, en çok seninkiler gidiyoruz muhabbeti başlar, yani hafta sonları bile doludur artık. "Bir hafta sonu da kendime ayıramıyorum, şöööle gönlümce takılayım arkadaşlarımla" sözü koyar en çokta. "Neden artık, benimle vakit geçirmek istemiyor mu acaba,?" takıntılarına düşer adam.Bir zaman sonra çocuk olur, birlikte yaptıkları en güzel şeydir aslında o küçücük oğlan. Büyürken Yılmaz Erdoğanın dediği gibi bizi de büyütür. Yorgun geceler, telaşlı saatler başlar. Beş dakika boş zamanı adamla değil, oğluyla geçirmek ister kadın. Evde artık iki tane ilgi isteyen bebek vardır. İki çocuk büyür evde ben ve oğlum. Çocuk büyür,adam büyür, kadın büyür. Beraber kurulan hayallere ulaşmak için yolculuk başlar. Faturalar, kredi kartları, nasıl yapalımlar, nasıl edelimler, çocuğun yuvası, taksit tutarları derken evlilikte yarılanır böylece. Altı sene geçer gider anlamadan, anlam vermeden…. Ve ardından ikinci çocuk gelir…İkinci kez oğlan…Bartu Sene 2007….. Anlatılamayan, yanlış anlatılan, unutulan, unutulmaya çalışılan,gözardı edilen, görmezden gelinen koca bir altı sene. Seninle tanıştığım ilk gün hala aklımda…gözlerin,gülüşün,karşı konulmaz saflığın,evet bir kadının saflığını ilk sende tattım, işte bu yüzdendir ki, hayatımı seninle harcamaya,paylaşmaya ve bitirmeye karar verdim. Seninle evliliğe yeniden şekil verdim, belki de hissetmeden senin ellerinde hayat kazandım. Klişe hiçbir şeyi sevmedim, seninle hiçbir şeyde klişelik yoktu. Bu kadar senenin ardından teşekkür ediyorum, ne için mi…?! Bana kazandırdıkların-benden aldıkların için bana sahip çıkıp-beni özgür bıraktığın için kendinden bir parçayı bana verip, Yüce Rabbimin izniyle ona hayat verdiğin için yalanı asla benimle tanıştırmadığın-ama zaman,zaman yalana teşvik ettiğin için önce olayların karamsar yanını önüme serip-sonra ruhuma iyimserlik aşıladığın için bana katlanıp-beni katlanmaz yaptığın için seni seviyorum cümlesini duymayı unutturduğun-ama en olmadık zamanlarda hatırlattığın için benim için her şeyden önemli olan ve bir kadında bulunması gereken tek şeyi " iyi bir ANNE" olmayı başardığın için ….. ve daha birçok yaşanmışlık ve yaşanılacak anlar için…. bugün evlilik yıldönümümüz, bu kısmı benim için hiçbir zaman önemli olmadı ama en önemlisi bugün ilk anlamlı eveti ettiğimiz gün. Umarım asla pişmanlık duymamışsındır beni hayatına kattığına. Acısıyla, tatlısıyla, gözyaşıyla, tutkusuyla,yalanıyla, hayata dair yaşanılması gereken ne varsa seninle yaşadığım için mutluyum. En önemlisi de bir eş olarak şanslılığımı bir tarafa bırakıyorum, SEN GURUR DUYULACAK BİR ANNE VE EŞSİN. Sırf bu yüzden bile olsa SANA AŞIĞIM. Nice 6 seneleri devirmeye EŞ RUHUM….!!! Karım Merim…!!! Senin için bugün gece bir şiir okudum kendi sesimden umarım beğenirsin für dich…