“Türkiye” Kategorisi İçin Arşiv
Volkan Alabaz Tarafından Türkiye Kategorisine Yazıldı

Şöyle bir baktımda Atam bloglarda senin için yazılanlara. Herkes seni çok özledik Atam demiş. Ben diyorum ki: Sana çok ihtiyacımız var Atam. Ülkemiz sen gittiğinden beri İsmet İnönü dahil herkes kazık atmak için yarıştı devam ediyoruz. İçlerinde en nankörleri kürtler çıktı. Erdoğan gitti A.B.D ye Bush piçi ekonomik gücünüz yok girmeyeceksiniz dedi olay kapandı sus pus döndü. Asker hala toplantı yapıyor bizimkilerde uyuyor Atam. Biliyorum Atam çok değil bir iki yıl daha yaşasaydınız ilk önce yapmak istediğiniz doğudaki hala kıçına çuval giyen gerzek aşiret anlayışını yok etmekti ama olmadı. Siz gittiniz arkanızda kalanlar ise bunu devam ettirmedi onlar oy alabilmek ve koltuk kapma yarışı sevdası yüzünden bütün aşiret anlayışına ses çıkarmadılar ve yıl 2007 Oro..u Çoc..u DTP liler ise Bayrağımızı bile Güney doğu bölgesinde değiştirmek istediklerini açıkladılar. Ben neyi anlamıyorum Atam biliyormusunuz bu şerefsizlere çıkıpta biri o yapacağınız bayrağı alır sizin götünüze sokarım siktirin lan diyecek ne askerimiz var nede politikacımız . Ben size çocukluğumdan beri söz verdim gerekirse canımdan olma pahasına bile olsa size söylediğim sen rahat uyu biz bu toprakları bekliyoruz Atam sözümü tutmak için gidip kafalarına gerekirse tek tek sıkarım. Şimdi bana sakin ol çocuk dediğinizi duyar gibiyim Atam bütün Ülke sakin herkes sakin o yüzden Ülkem bu kadar başı boş rezil rüsva olmuş durumda. Ben savaş istiyorum artık kan dökülmesini ve Diyarbakırdan tutun ki K.Irak’a kadar canı yanması gerekenlerin canının yanmasını. Sen rahat uyu ATAM kimse yoksa ben varım gerekirse senin fikirlerin senin yolun uğrunda ihanet eden babam dahi olsa gözümü kırpmadan kurşuna dizerim. Şimdi fotoğraflarına bakıyorumda ne çok değişmiş zaman ne çok gerilemişiz sen gittiğinden beri…
1881
19. Mai: Kemal Atatürk wird als Mustafa im griechischen Saloniki (heute: Thessaloniki) als Sohn des Leutnants Ali Riza und dessen Frau Zübeyde Hanim geboren.
1885-1899
Besuch der Militärschule Monastir. Hier erhält er den Beinamen Kemal.
1899-1905
Er geht zur Kriegsakademie in Istanbul, die er als Hauptmann verläßt.
1905
Mitbegründung der oppositionellen Geheimorganisation "Vaterland und Freiheit" in Damaskus. Kurz darauf Mitglied in einer der größten oppotionellen Gruppen, dem "Komitee für Einheit und Fortschritt".
1908/09
Als Armeestabschef nimmt er an der sogenannten jungtürkischen Revolution gegen den herrschenden Sultan teil, den er zur Abdankung zwingt.
1911/12
Major im italienisch-türkischen Krieg.
1912/13
Teilnahme an den Balkan-Kriegen.
1913-1915
Militärattache in Sofia.
1915/16
Während des Ersten Weltkreigs ist die Türkei Bundesgenosse der Mittelmächte. Als Divisionkommandeur Reputation durch die Abwehr der britischen Invasion bei den [/u] Dardanellen und gilt in der Bevölkerung als "Retter von Istanbul". Er erhält den Titel Pascha. (more…)
Tags: A.B.D, Atatürk, Atatürk'ün Hayatı, Biliyormuydunuz, Busch, DTP, Erdoğan
6 Yorum Var »
Volkan Alabaz Tarafından Günlük, Türkiye Kategorisine Yazıldı

Yazmak çok özel bir hayat şekli gerektiriyor. Normal bir hayat yaşayan bence yazamaz, yazan da normal hayat yaşayamaz… Orhan Pamuk’un romanları bir yerden sonra mesela bu yüzden çok sıkıcı oluyor bence. Bu kadar da sıkıcı bir yazar dünyanın hiçbir yerinde bulamazsınız. Yaşanmamışlık var bazı romanlarında, entellektüel, hassas burjuva erkeğinin iş ve düzen hırsı ile yazılmış romanları olarak karşımıza çıkıyor onun romanları… Ama ikisini aynı anda yapmaya da imkan yok… Gerilim…gerilim…grlm… Yaşam ile yazmak arasında hep bir gerilim olacak bence. Asıl konuya dönelim. Arada yazamadığım çok konu var ama yine de konuları toparlamam lazım geçenlerde bayramdı. Eskiden bayramlardan hiç haberim olmazdı. Tesadüfen öğrenince de, üzülürdüm. İçim cıız ederdi. Şimdi de içim sevinç dolu değil, artık çocuk değilim, kimse bana yeni elbiseler almıyor Bayramlar da alan olsa da, çocukluğumdaki sevinç ile bir olabilir mi hissedilen ? Olamaz.
Konu bu da değil. Konu dün yine tesadüfen Koç Bienali’nin Pardon ama İstanbul Bienali olmuyor artık o. Afişler inanılmaz kötü idi. Şimdiye kadar gördüğüm en kötü İstanbul Bienali afişleri. Bir firmanın 50.yıl kutlaması falan gibi. Firmaların reklam olsun diye yaptığı kutlamalar vardır, onlara benzemiş. Ama zaten biz hepimiz Koçistan da yaşamıyor muyuz ? Hepimiz bir Koç vatandaşı değil miyiz ? Evet, içimizde ‘SA’ cılar da var… Mesela T.C. nin ismini TürkiyeSA diye değiştirsek Türk bayraklarına sponsorluk alırmıyız acaba Sabancı Teyze’mizden ? Ayşe Teyze değil tabii Sabancı Teyze. Ne diyeceği, ne düşüneceği önemli. Ahhh ahh… İstanbul da sanat biraz zor iş, orada yaşayan sanatçı arkadaşlarıma büyüklerime çok üzülüyorum. Vicdanı ve beyni olanlar için bence. Çünkü sanat sadece para ve eğitim işi değildir. Bunların zaten olması gerekir ama yetmez.
Yine konudan saptım. Efendim seneler evvel bir Almanca Kursun da Mısırlı çok tatlı bir kadın bana İslam’ın bir bayramını tarif etmeye çalıştı. Onu anlamakta güçlük çekiyordum çünkü Almancası yeterince iyi değildi, benim de Arapçam yoktu. Yine de tabii bir şeyler anladım. Çünkü çok candan bir şekilde, vurgulu bir mimik ve gestikle, yani bütün vücudu ile konuşuyordu. Bana bir şeyler tarif etmeye çalışıyordu. Ben anlamakta güçlük çekiyordum. Yarım, yamalak bir şeyler anladım ama yine de aradaki kültür farkının gerçekliği beni şaşırttı ve de üzdü.
Biz Türkler her konuda zilliz! Evet, bunu iddia ediyorum. İslam Araplar üzerinden Türk kavimlerine geçti. Bu biliniyor. Ama madem başka bir dilden bir şey ithal ediyorsun, bari araştır,incele, doğrusunu öğren. Yok biz Türkler okumadan her şeyi biliriz. Araştırma, kafa karıştırma ile aynı manaya gelir çoğunlukla.İslami bayramlar konusunda bile kültür farklılıkları öne çıkıyor multikültürel ortamlarda. Tabii bunlar multikültürel ama akademik olmayan ortamlar, ki bu da bence çok önemli. (more…)
Tags: Almanca, Almanca Kursu, Arapça, Araplar, Bayram, Koç, Mısır, Necmettin Erbakan, Sabancı, İslam
3 Yorum Var »
Volkan Alabaz Tarafından Türkiye Kategorisine Yazıldı
Arkadaşlar bunu biliyormusunuz bilmiyorum ama Nihat Genç Türkiye’de A.B.D başkanından bile net ortamında daha çok küfredilen bir yazar. Bu da beni o kadar üzüyor o kadar yıpratıyor ki bunu sizlere anlatamam ama Nihat yakından tanıdığım sevdiğim bir isim olduğu için değil gerçekten bu Ülkede doğruları hep yıllardır bıkmadan erkekçe söylediği için. Bende küfredenlere inat şimdi de iki bölümden oluşan ” Yeni Savaşlar Ve Türkiye’yi Bekleyen Tehlike” adlı söyleşisini yayınlıyorum umarım siz Türkiye’de yaşayıpta tehlikenin farkında olmayan insanlara bir örnek olur. Bu arada Tiyatro eğitimimi bitirince de hemen siyaset okumaya ve sonra da Almanya’da politikaya girmeye karar verdim ama bir daha da Türkiye’ye dönmeyeceğim bura da birilerinin gerçek Türkiye’yi yansıtmaya ihtiyacı var. İyi Pazarlar.
” Yeni Savaşlar Ve Türkiye’yi Bekleyen Tehlike Bölüm 1”
” Yeni Savaşlar Ve Türkiye’yi Bekleyen Tehlike Bölüm 2”
(more…)
Tags: A.B.D, Nihat Genç, Siyaset, Türkiye, Türkiye'yi Bekleyen Tehlike, Tiyatro Eğitimi
4 Yorum Var »
Volkan Alabaz Tarafından Türkiye Kategorisine Yazıldı
Efendim biliyorum yaklaşık bir hafta oldu yazı yazmayalı. İlk önce büyük oğlum berke iki gün boyunca gerçekten sorunlu bir hastalık geçirdi başında sabahladım. Ardından Meral hanım aynı hastalığı yaşadı ve kötü zamanlar yaşadık tam atlattık derken bu seferde ben yataklara düştüm. Bir oyuncu için çok kötü bir durum. İğnelerle ayakta kalıp sahneye çıkmak zorunda kaldım bugün ve dünde evde yatıyorum sağ olsun ev doktorumda beni yalnız bırakmadı. Biraz gözümü açtım ve uzun zamandır haberleri okumuyordum aslında hiç okumamam gerekir çünkü yavaş,yavaş hastalıklı bir Ülke olmaya başladık. Bu da benim canımı sıkıyor iki haber vardı dikkatimi çeken birincisi Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, bienalin küratörü Hou Hanru‘nun kitapçıktaki açılış metninde Kurtuluş Savaşı’nı "tepeden inme bir dayatma" ve Atatürk’ü ise "anti hümanist" tanımlaması olayı ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Nazan Erkmen tarafından ve 131 öğretim görevlisi adına yayınlanan bir kınama mesajı yer almış haberde. Evet özellikle A.B.D ve Avrupa’da çokça görülen bir durumdur bu satılık yada kiralık ikinci el yazarlar bizde de örnek olarak A.B.D tarafından satın alınan ve Türkiye’ye karşı en hassas dönemde kullanılan Orhan pamuk var. Bu kişide Ülkemin en sıcak saatlerini yaşadığı bir dönemde daha da kışkırtmak ve sinirleri bozmak adına yapılan bir davranış şekli. İkincisi de Hürriyet gazetesi ki adı her ne kadar Hürriyet olsa da hayatımda bu kadar berbat bir yönetim sistemi ile ayakta kalan başka bir gazete daha görmedim. Bence tamamıyla berbat bir gazete Türkiye’nin en büyük mafyalarından bir olan Aydın Doğan’ ada böyle bir gazete yakışır ancak. Şimdi bu gazete Türkiye Malezya Olurmu? Adlı bir anket başlatmış. Nelerle uğraşıyoruz Yarabbi biz coğrafya olarak buna inanın Dünyanın en güzel Ülkelerinden biriyken yönetim sistemi olarak ta en kötüsüne sahibiz. Şimdide Dünyanın en gelişmiş Ülkeleri arasında yer almamız gerekirken acaba Malezya olurmuyuz,olmazmıyız diye uğraşıyoruz. Tam birde televizyonda neler var diye göz atarken ZDF kanalında Kemeri gördüm. (more…)
Tags: A.B.D, Atatürk, Aydın Doğan, Nazan Erkmen
3 Yorum Var »
Volkan Alabaz Tarafından Türkiye Kategorisine Yazıldı
Türkiye’yi Nasıl Alırdınız ? Güllü Olsun!
Aşağıda Türkiye deki seçimler ve dış politika üzerine bir yazı var. Daha evvel, sanırım cuma günü Radikal ismine hiç uymayan bir gazete bence. Acayip status quo cu… de dış basından alınmış yazılar okudum. Gül ün seçiminden sonra dış basından alınan yazılar ve bugün okuduğum Sami Kohen in yazısı bende yine bir şeyler söyleme ihtiyacını doğurdu. Bir kere Türkiye konusundaki bakış açılarının çoğu -oyunun kuralı gereği- A.B. nin kendi çıkarları doğrultusundadır bence. Yani buradaki demokrasi tellalları A.B. yi ne kadar doğru okuyor, bu konuda şüphelerim var. Aydınlanma’nın ideallerinden biri bir dünya kamuoyu yaratmaktı. Bu doğru. Batılı olmayan bir çok entelektüel bu anlayışı benimsemiştir ve buna göre davranır. Ama 21.yüzyıl felsefi akımlarında, moderniz mi eleştiren düşünce şekillerinin içerisinde ,bu entellektüel teslimiyetin aslında bir saflıktan, yeterince gelişmemiş olmaktan, subje ve obje farklarını psikolojik olarak yeterince anlamamış olmaktan kaynaklandığını bence açık,açık gösteren yazılar yayınlandı… Ama tabii bu seviyede bir entellektüelliğin Türkiye yi bulması zor idi. Çünkü burada herkes kendi öz çıkarına göre davranır ve bunda da bir yanlışlık görülmez. Tam İngiliz ve Amerikan zihniyeti aslında… Ama arada minik, mini minnacık bir fark var: Zeka ve güç farkı: Türkiye ne politik manada, ne de entellektüel manada kendine özgü bir kişilik geliştiremiyor. Hep taklit, hep başkaları ne der… Ne demiş? Ekonomik sömürge olmaktan daha kötüsü entellektüel hegemoni altına girmektir.
Bu politikadan çok daha derin bir sorun…
Ben Türkiye de laikliğin çok önemli olduğunu ve kesinlikle laikliğin kurallarına uyulması gerektiğini düşünüyorum. Radikal de ‘Süddeutsche Zeitung’ dan alınmış bir yazı vardı. O kadar bildik şeyler ki yazılanlar, burada tekrar aynısını vermeye gerek görmüyorum. Efenim Türkiye de laiklik yanlış anlaşılıyormuş, laiklik devletin din üzerinde baskısı olamazmış…Bunu yazan da laiklikten bir Fransız buluşu olarak hep nefret etmiş, gönlünde hep biraz teokrat kalmış olan Alman zihniyeti olmasa keşke! Almanya’ya ben gelmeden önce minik bir teokrasi olma yolunda emin adımlarla ilerliyordu… Yakında kürtaj ve boşanma yasak olursa ne hoş Katolik bir devlet olur aslında Almanya. Tam kilisenin istediği gibi…
Evet, Almanya da bir reform hareketi olmuştur ama Fransa’daki gibi kilisenin mallarının halkın eline geçtiği bir devrim yaşanmamıştır… Ayrıca eğitimli, urban orta sınıf geliştiremeyen halklar din üzerinden örgütlenir. Kırsalın örgütlenme kodlarından biridir din. Türkiye de politikacıların kitleye inememelerinden ötürü halk yine kendi başının çaresine bakmak zorunda kalmıştır. Yeterince ilerlememiş toplumlara özgü din üzerinden örgütlenme yolunu seçmiştir. Ama nerdeyse buna mecbur kalmıştır, bırakılmıştır. İpleri çekenlerin işine böylesi gelmiştir… Ama yine de her şey bilinçli yapıldı demek istemiyorum. Bilinçsizce de çok şey yapılıyor Türkiye de.
Ayrıca Atatürk ün hilafeti kaldırmasına tanıdığım birçok Almanca konuşan akademisyen hep bir yanlışlık olarak bakmışlardır. Bence Atatürk çok haklı idi, ayrıca islamın önünü de açmış oldu yaptıkları ile. Keşke birisi papalığı kaldıracak cesareti gösterebilseydi Avrupa da. Bunun bence Hıristiyanlığa faydası olurdu. Tam tersine en adice politik oyunlara alet ettiler Hıristiyanlık gibi kutsal ve önemli bir dini… ( Bir Müslüman olarak bunu gönül rahatlığı ile aydın düşüncem ile söyleyebilirim )Katolik kilisesi her zaman zenginlerin yanında olmuştur. En fakirlere sadaka dağıtıp, zenginlerin çıkarlarını korumuştur. Status quo cudur. Aynen bazı politikacıların Türkiye de yaptığı gibi… (Tabii ki bu zihniyet Türkiye de daha laçka bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Bir sepet kömür dağıtmak gibi…’15 kızı kandırdım bir şişe lavantaya,, oyy,oyy’ misali. Nedense en son seçimler bana bu türküyü hatırlattı. A.B.D. nin Merkel ve Sarkozy ile küçük Bush’lar yaratıp Avrupa ya ‘özgürlük’ getirme serüveninin bir parçası dinin politikaya alet edilmesi… Bütün kaynaklar halkların değil birkaç firmanın eline geçsin, onlar da istediklerini yapsınlar diye… Gas de France Sarkozy ile birlike artık sadece % 35 i ile devlete ait yüzde 70 yerine… Yani politikanın dinle alakası yok aslında. Ama büyük çoğunluk aptalca hayat görüşlerine takılı kaldığı için kandırılıyor! p.s. Bu arada başörtüsü konusu önemli değil abartıldığı kadar.Yani başörtüsünden rahatsız olduğum için laiklik vurgusu yapmıyorum. Türkiye’nin hala kendine özgüveni olan bir burjuva yetiştirememiş olmasına hayıflanıyorum… (more…)
Tags: Abdullah Gül, Atatürk, Hugh Pope, Meclis, Milliyet, Radikal
Yorum yok »
|