Gaston Bachelard 1884 doğumlu bir Fransız filozofu. Bende elimden geldiğince Türkiye’de olmayan veya fazla adı geçmeyen filozofları size aktarmak istiyorum. Elimdeki kitabı ise Türkçeye çevrilmiş bir kitap. Ateşin Psikanalizi; ki bunu gerçekten çok mutluluk verici olarak addediyorum. Ama bir taraftan da herhalde yanlışlıkla veya tesadüfen olmuştur diye düşünmekten de kendimi alamıyorum. Belki benim cahilliğim… Bence bu blogda olması gereken bir isim. Pozitivizmin erken ve Fransız eleştirmenlerinden biri olması önemli bence. Doğrusu şimdiye kadar pozitivizmin eleştirilerine hep dışardan bakmıştım, ama pozitivizmin kendi içerisinden eleştirisi daha da hoş ve ilginç… Çok daha zarif, ince ama benim gördüğüm kadarı ile veya hissettiğim kadarı ile yine de ambivalent… Hep aşılamamış bir fikircilik varmış gibi geliyor… Bachelard okurken de, Foucault okurken de…Belki de aşılması gerekmiyor? Bilemiyorum…
Ateşi almak veya kendini ateşe vermek, yok etmek veya yok olmak, Prometheus karmaşasının veya Empedokles karmaşasının peşinden gitmek, işte bütün değerleri döndüren, ama değerlerin geçimsizliğini de gösteren psikolojik çevirme budur. Ateşin, tam da C. G. Jungun anladığı anlamda, doğurgan bir arkaik karmaşanın vesilesi olduğu ve özel bir psikanalizin, hayale hakiki özgürlüğünü ve hakiki yaratıcı ruhsallık işlevini veren diri diyalektikleri daha iyi açığa çıkarmak için, sancılı belirsizlikleri yıkması gerektiği bundan daha iyi nasıl kanıtlanır? Gaston Bachelard’ın yalnızca psikanaliz ve felsefenin değil sanatsal bilincin ve poetikanın kalesini ele geçirmek için hazırlanmış bir zihin stratejisidir bence. Özellikle sanatsal bilincin oluşumuna katkıda bulunan su, ateş ve mekân gibi kökensel imgeleri söz konusu etmesi bile Bachelard’ın bu strateji planlarını gözden geçirmemizi hatırlatan yeterli bir sebeptir. Ben bir okuyun derim gerçekten keyif alacaksınız.
Tags: Bachelard, Felsefe, Filozof, Filozofi, Fransa, Fransız, Gaston Bachelard
Bu Yazıyı Paylaşın
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar; cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter. Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar. "gelcem, gitcem, gidiyom" denmez "geleceğim, gideceğim, gidiyorum" denir. "Herkez" denmez "herkes" denir. "Yaaaa" çok laubali bir sözdür. "bU şEkiLDE" yazmak sadece okuyanı yorar. "Yanlız" değil "Yalnız" denir. "ğ" harfi "g" şeklinde yazılamaz. "Bende, sende" denmez, "Ben de, sen de" denir. "Dahi" anlamındaki "de" ayrı yazılır. "Geldimi?" yazılmaz "Geldi mi?" yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. "OKmi?" değil, "Tamam mı?" denir. "ahmet, belgin, duru" denmez. "Ahmet, Belgin, Duru" denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır. "ki" eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, iyelik eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. "v" yerine "w" yazılmaz... Yani Türkçe, Türkçe yazılır. MSN Türkçesi'yle değil.


































































Yazılar(RSS)