Efendim biliyorum yaklaşık bir hafta oldu yazı yazmayalı. İlk önce büyük oğlum berke iki gün boyunca gerçekten sorunlu bir hastalık geçirdi başında sabahladım. Ardından Meral hanım aynı hastalığı yaşadı ve kötü zamanlar yaşadık tam atlattık derken bu seferde ben yataklara düştüm. Bir oyuncu için çok kötü bir durum. İğnelerle ayakta kalıp sahneye çıkmak zorunda kaldım bugün ve dünde evde yatıyorum sağ olsun ev doktorumda beni yalnız bırakmadı. Biraz gözümü açtım ve uzun zamandır haberleri okumuyordum aslında hiç okumamam gerekir çünkü yavaş,yavaş hastalıklı bir Ülke olmaya başladık. Bu da benim canımı sıkıyor iki haber vardı dikkatimi çeken birincisi Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, bienalin küratörü Hou Hanru‘nun kitapçıktaki açılış metninde Kurtuluş Savaşı’nı "tepeden inme bir dayatma" ve Atatürk’ü ise "anti hümanist" tanımlaması olayı ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Nazan Erkmen tarafından ve 131 öğretim görevlisi adına yayınlanan bir kınama mesajı yer almış haberde. Evet özellikle A.B.D ve Avrupa’da çokça görülen bir durumdur bu satılık yada kiralık ikinci el yazarlar bizde de örnek olarak A.B.D tarafından satın alınan ve Türkiye’ye karşı en hassas dönemde kullanılan Orhan pamuk var. Bu kişide Ülkemin en sıcak saatlerini yaşadığı bir dönemde daha da kışkırtmak ve sinirleri bozmak adına yapılan bir davranış şekli. İkincisi de Hürriyet gazetesi ki adı her ne kadar Hürriyet olsa da hayatımda bu kadar berbat bir yönetim sistemi ile ayakta kalan başka bir gazete daha görmedim. Bence tamamıyla berbat bir gazete Türkiye’nin en büyük mafyalarından bir olan Aydın Doğan’ ada böyle bir gazete yakışır ancak. Şimdi bu gazete Türkiye Malezya Olurmu? Adlı bir anket başlatmış. Nelerle uğraşıyoruz Yarabbi biz coğrafya olarak buna inanın Dünyanın en güzel Ülkelerinden biriyken yönetim sistemi olarak ta en kötüsüne sahibiz. Şimdide Dünyanın en gelişmiş Ülkeleri arasında yer almamız gerekirken acaba Malezya olurmuyuz,olmazmıyız diye uğraşıyoruz. Tam birde televizyonda neler var diye göz atarken ZDF kanalında Kemeri gördüm.
Konu belli Belediye tarafından sanatsal anlamda yaptırılan bir heykelin bizim yobaz insanların ki bunların bazılar parti il başkanları heykeli taşlamaya kalmışlar. Bravo yine Dünya’ya yine Öküzce bir konu ile rezil olduk teşekkür ederim gerçekten ben burada götümü yırtayım benim Ülkem böyledir şöyledir diye öküzce düşünen sanattan uzak insanlarımız varlığını devam ettirsin. Şimdi ben Antalya’da büyümüş bir insanım ve hayatımın en güzel zamanları hep Kemer’de geçti eski Belediye Başkanımız Hasan beyi de iyi tanırım bir dönem Belediye Tiyatrosu için kendilerine yardım etmiştim baya bir zaman geçirdik. Kendisi sanata son derece duyarlı bir insandır. Sorun nedir bilemiyorum Türk insanı heykeli çok açık bulmuş neymiş kadının göğüsleri meydanda çok salakça bir durum inanmıyorum yani birde sinirimi bozan durum ise vatandaşla konuşuyorlar adamların çoğu bundan 10 yıl önce doğunun doğusunda mağaralarda yaşayan insanlar şimdi derici oldum diye kendini adam zanneden cahil kişiler ki bunlardan Kemer’de çoğalmaya başladı. Bence insanlarımızın çoğunun ki genellemem imkansız beyinleri ve bacak aralarında çok büyük bir sorunları var. Bugün aslında sırf yazmış olmak için yazıyorum konuları biriktirip teker,teker ele alacağım çünkü aklımdaki konuları işleyebilecek konsantrasyona sahip değilim. Asıl hastalığım olan kitap okuma huyumu hastayken de devam ettirdim kendimi iyi hissettiğim dönemlerde bunlardan biri ‘’ Ye Türküm Ye ‘’ Yalçın Peşken. Tam hastayken okunacak bir kitap bence. Çok kolay okunuyor ve kahkahalarla güldüğümü biliyorum. Çizgiler (İsmail Gülgeç) bir harika bence gerçeğin bir aynası. Sevgi ve kültürlü aydın düşüncelerle kalın.
Tags: A.B.D, Atatürk, Aydın Doğan, Nazan Erkmen
Bu Yazıyı Paylaşın
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar; cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter. Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar. "gelcem, gitcem, gidiyom" denmez "geleceğim, gideceğim, gidiyorum" denir. "Herkez" denmez "herkes" denir. "Yaaaa" çok laubali bir sözdür. "bU şEkiLDE" yazmak sadece okuyanı yorar. "Yanlız" değil "Yalnız" denir. "ğ" harfi "g" şeklinde yazılamaz. "Bende, sende" denmez, "Ben de, sen de" denir. "Dahi" anlamındaki "de" ayrı yazılır. "Geldimi?" yazılmaz "Geldi mi?" yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. "OKmi?" değil, "Tamam mı?" denir. "ahmet, belgin, duru" denmez. "Ahmet, Belgin, Duru" denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır. "ki" eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, iyelik eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. "v" yerine "w" yazılmaz... Yani Türkçe, Türkçe yazılır. MSN Türkçesi'yle değil.


































































Yazılar(RSS)
Eylül 26th, 2007 de 19:51
Geçmiş olsun dostum yazını okuyamadım zamanın yok ama bi geçmiş olsun dileği demeden geçemedim. Nasıl iyi misiniz?
Eylül 26th, 2007 de 20:58
Teşekkür ederim dostum. Tahminim yarına birşeyim kalmaz kendimi daha iyi hissediyorum.
Eylül 27th, 2007 de 20:58
Dün yazını okuyamamıştım bugün tekrar geldim, okudum. Malezya olayı aslında tehlikeli bir durum. Bunun düşüncesi bile ülkemizde kargaşa yarattı. Malezya gibi olacağımıza malezya biz gibi olsun. Mis gibi devlet. Hem cumhuriyet, hem laik.
Heykel olayına gelince, bu konuda pek bir şey demiyorum. Bazı şeyler değişmesi için yılların geçmesi, bu yıllar içinde eğitimin ilerlemesi lazım. Bu da onun gibi bir şey. Zamanla insanımız da alışır.