İbn Haldun
İbn Haldun 14. yüzyıl düÅŸünürlerinden (1332-1406). Ama ben mesela mütehaddid defalarca karşıma çıkmasına raÄŸmen onun hakkında hiçbir ÅŸey bilmiyorum. GörüÅŸlerini beÄŸenir ya da beÄŸenmezsin veya paylaşır ya da paylaÅŸmazsın ama isminin geçmesi gerekiyor…Türkiye’de ben bu düÅŸünürün isminin geçtiÄŸini bile hatırlamıyorum. Avrupa olmasa Akdeniz, OrtadoÄŸu ve OrtaçaÄŸ düÅŸünürlerinden haberimiz bile olmayacak…Neden? Zaman bence çok daha önemli bir ayırım kategorisi ”İslam Felsefesi” veya ”Skolastik” gibi nevi üzerinden yapılmış ayrımlar yerine… Aynı zamanda coÄŸrafya önemli bir kategori. Yani 14. yüzyıl dendiÄŸi zaman o sırada dünyada gerçekten neler oluyordu diye bakmak lazım…Biz Türkler hırslı bir milletiz. Gönüllü olarak 301′den hapiste yatmak istiyorum bazen. Politika ile dini yeterince ayırmamaktan kaynaklanıyor bu. Laiklik eksikliÄŸi aslında problem. Moderniteyi son derece yanlış anlamış olma bu kapasite ile buna da ÅŸükür söz konusu. Orhan Pamuk’tan nefret etmeden önce okuduÄŸum kitaplarının birinde bir yer vardı; Türkler’in ”modern” olmayı dini yükümlülüklerden kurtulma ÅŸeklinde algılamaları üzerine. Bunda acaba İslam öncesi ÅŸamanizmin bir etkisi olmuÅŸ mudur diye aklımdan geçmiÅŸtir hep.
Hiçbir din sıfırdan baÅŸlamaz. ”Tabula rasa” bir istektir; gerçeklik deÄŸil. Bütün dinler coÄŸrafi yerlerine göre bir sinkretizimdir. Bunun da türkçesini bilmiyorum. Synkretismus. Yani kendinden önceki kültürlerle karışır. Mesela Anadolu Sünni kültürü ile Fars Åžii kültürü farklılıklarında İslam’dan önceki kültürler rol oynamıştır. Bunları neden unutulmuÅŸluktan tekrar bugünün bilincine ulaÅŸtırmaya çalışıyorum? Tektanrılı dinler kendilerini fazla ciddiye alan bir psikolojik bulamaç geliÅŸtirdiler… Halbuki hepimiz ama gerçekten hepimiz geçiciyiz… Biz tarihin içerisinde ufacık bir anız; bütün tarih deÄŸiliz. Biz bir sivrisineÄŸiz aslında ama kendimizi daha güçlü görmek ve hissetmek istiyoruz… Din iÅŸte bazılarına bu edebiyat ve güç duygusunu veriyor. Yanılgı var orada. Biz bir sineÄŸiz ve çok güçsüzüz aslında… Sinek olmayı kabul edebilirim ama cahil sinek olmak çok kötü…
Konuya yapılan yorumları Buradan okuyabilir veya Bu linki kullanarak herhangi bir Rss aracı ile yorumları takip edebilirsiniz.
Yorumlar
Merhabalar Sahra Hanım;
Duygu ve düşüncelerinizi bizimle paylaşmanız bizimde hoşumuza gitmekte ve her kelimesine kadar okumaktayız. Katılıp katılmamak tabiki kişisel olarak bize kalmış ama okumak ta çok güzel farklı düşünceleri. Burada tabiki istediğiniz her konuda bize yazabilirsiniz.
Saygılar.


























































Sn. Alabaz yenilenen sitenizin içindeki geliÅŸen içerik, size olan saygımı her geçen gün daha da arttırıyor. Özellikle Canon EOS 450 D sayfanıza hayran kaldım, çünkü resim sanatına olan ilgim yüzünden karşılaÅŸtığım manzaraları, objeleri diÄŸer insanlardan çok daha farklı bir gözle izliyorum. Basit bir su damlasını, ya da Gökyüzündeki bir bulutu gözden kaybolana kadar izler, yol boyunca taÅŸların yapısını inceleyerek yürümekten bazen saÄŸa sola, tabi insanlara da çarptığım olur. İlgi alanları farklı olsa da sanatçı ruhu taşıyan insanların her zaman farklı bir duruÅŸu, deÄŸerlendirme kıstasları olduÄŸunu bildiÄŸimden,yazınızdaki SİNEK benzetmesine, ilk okuduÄŸumda” TeÅŸbihte hata olmaz” mantığı ile bakıp yazma gereÄŸi duymamıştım. Ama Åžeytan mı dürttü Melek mi?.Yoksa yazma iç güdüsü mü?Adını siz koyun parmaklarımı tuÅŸlardan alamadım. Hepimiz duygu ve düşüncelerimizi ifade etmede zaman zaman Edebî olarak bir takım benzetmelere gidebiliriz,bu kiÅŸi hele de Edebiyattan en çok nasiplenen camiadan bir oyuncuysa bu tür TeÅŸbih’lere rastlamak çok normal……Ama ben yine de bana düşeni yapmadan duramayacağım…. İnsan çok farklı bir beÅŸerdir(yaratık). Onu farklı kılan da AKIL’ AHLÂK,ve YETENEK’tir. Zaten İslâm’da aklı yerinde olmayanlar dînin emirlerinden de muaf tutulur. İnsanoÄŸlu sahip olduÄŸu bu unsurlar sayesinde,bazen Bilimadamı, çok büyük bir Fizikçi, bir HeykeltraÅŸ, Ressam, Doktor, ve sizler gibi bir Oyuncu olabiliyor, hatta Vahiy’le de desteklendiÄŸinde PeygamberliÄŸe kadar çıkabilirken Akıl’dan ya da Vicdan sahibi bir akıl’dan yoksun olanlar zaman zaman sizin bahsettiÄŸiniz Sinek’ten çok daha aÅŸÅŸağılık bir mertebeye inebiliyor maalesef. Bir Hayvan’ı ne kadar eÄŸitirseniz eÄŸitin taklit yeteneÄŸi sayesinde ancak bir yere kadar gelebilir. Bir Denklem çözemez,Pasteur olup Kuduz aşısını bulamaz ya da Edison gibi dünyayı aydınlatamaz, Uzaya fırlatılacak bir Roket’in planını çizip, projelendiremez,Bir beyin Ameliyatı yapamaz,ya da bir Hamlet’i bir Otello’yu bir Sheaksper’i ve ya bir Lüküs Hayat’ı sahnede sizler gibi canlandıramaz. Ayrıca bütün Peygamberler Yüksek Ahlâk sahibi insanlardan çıkmış, Kutsal Kitaplar da bu insanlar aracılığıyla, yine insanlara gönderilmiÅŸtir. Cennet ve Cehennem de insanlar içindir. Bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed(sav). Kıyamet ile ilgili Hesap Günü’ne dair bilgi verirken, kim zerre kadar bir iyilik yaptıysa karşılığını alacaktır. Yine kim zerre kadar kötülük yaptıysa karşılığını alacaktır. Hatta bir Müslüman aklından hayır yapmayı geçirir ama, yerine getiremezse bu düşüncesinden dolayı bir sevap alır, ama kötülük düşünür de fakat gerçekleÅŸtiremezse günah yoktur. İslâm’da iÅŸlenmeyen günaha ceza yoktur. Ama uygulanamamış iyiliklere verilen sevap, Kullarına Rabbimizin Rahmeti’nin geniÅŸliÄŸindendir. Bu bilgilerin arasında ilaveten, Boynuzsuz koç bile boynuzlu koç’tan hakkını alacaktır. Fakat hesap bitiÄŸinde onların ruhları tekrar alınacak, Cennet’e ve ya Cehennem’e sadece insanlar girecektir, buyruluyor. Hadis’i Åžerif’ler de Cennet’le müjdelenen 10 hayvan olduÄŸu bildiriliyor. (yanlış hatırlamıyorsam) . Uzun lafın kısası ben size derim ki, gelin siz yine İnsan’ı İnsan grubunda deÄŸerlendirin. Ama onları Hayırlı ve ya Hayırsız diye ikiye ayırabilirsiniz. Hele de sizin gibi zulümlere karşı böylesine duyarlı birini bu TeÅŸbih’e katmak kendinize haksızlık olur, ve ben de bir sinek deÄŸilim…… Ha! , Katliamlar la insan katleden ABD,İsrail,Avrupa, Arap, ya da bir cana kıyan Türk,bile olsa, bu insanlara Hayvan bile denemez, çünkü onların doÄŸruyu/yanlışı ayırd edebilecek akılları varken bu zulümleri yapıyorlar. Satırlarımı sonlandırmadan evvel, kendimce önemli gördüğüm bazı bilgileri (bunlar kimi zaman Fennî, kimi zaman, Tarihi ve ya Dînî yazılar olabilir) size göndermem de mahzur var mıdır? diye sormak isterim. Bunları ziyaretçilerinizle paylaÅŸma ve ya kendi arÅŸivinize ekleme konusunda takdir sizindir. Saygılarımla,