Bu yanda gördüğünüz resim uzunca bir süre masamın üstünde durdu. Richard Sennett’in ”The Fall of Public Man” kitabının kapağında vardı. Bence hayret edilecek bir resimdi. Bir kere insanı üzüntüye boğan bir resim olduğu kesindi. Bir ölünün resmedilmiş olması pek hoş bir şey değildi. Aynı zamanda çok da stilize ve estetik bir ölümdü bu. Resimdeki aranjman tesadüfi olamazdı her ne kadar doğal görüntüsü verilmeye çalışılmış olsada… Jacques Louis David Fransız Devrimi’ni de yaşamış olan bir Fransız ressam.Aşağıda verdiğim link Arjantin’den. Google’da tesadüfen bulduğum bir link ve buraya ekliyorum. Ressamın başka resimleri de var.Bakabilirsiniz.Resim bir medya cinayetini görüntülemesi açısından bence ilginç ve medya tarihi ile de ilgisi var. Kısaca özetlersek devrim yanlısı gazeteci Marat’ı 24 yaşında bir genç kız öldürüyor. Psikopat bir medya cinayeti, aslında…Ama yinede ayrıntılarına inmek kesinlikle heyecan verici olabilecek ve daha sonraki zamanlarda medya kamuoyu ekseninde daha da sıklıkla görülen obje ve subjenin birbirlerini aslında hiç tanımadığı cinayetler bunlar. Genç kız Charlotte Corday asil bir aileden ama buna rağmen o da devrim yanlısı; ama Marat ve Robespierre kadar radikal olan grubu ‘bütün kötülüklerin anası’ olarak görüyor. Kendisi ‘burjuva devrimcisi’ (tercüme Türkçe’si Almanca’dan) iken, nişanlısı ‘royalist’ olarak kalıyor ve devrime karşı savaşıyor. Nişanlısı ve nişanlısının kardeşi öldürüldükten sonra radikalleşiyor. 13 Temmuz 1793′te, evinde zaten hasta yatan Jean Paul Marat’ı öldürmeye karar veriyor. Yine de belki Marat son ana kadar sivri dilli davranmasa öldürmeyebilirdi ama o da muhtemelen ölmek istiyordu. Genç kız evinde onu göğüsünden bıçaklayarak öldürüyor… Politika adice bir şey olduğundan bu ölümünde hemen yine politik bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiğinden ünlü ressamdan bir resim yapması isteniyor…
Tags: Devrim, Jacques Louis David, Politika, Psikopat, The Fall of Public Man
Bu Yazıyı Paylaşın
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar; cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter. Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar. "gelcem, gitcem, gidiyom" denmez "geleceğim, gideceğim, gidiyorum" denir. "Herkez" denmez "herkes" denir. "Yaaaa" çok laubali bir sözdür. "bU şEkiLDE" yazmak sadece okuyanı yorar. "Yanlız" değil "Yalnız" denir. "ğ" harfi "g" şeklinde yazılamaz. "Bende, sende" denmez, "Ben de, sen de" denir. "Dahi" anlamındaki "de" ayrı yazılır. "Geldimi?" yazılmaz "Geldi mi?" yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. "OKmi?" değil, "Tamam mı?" denir. "ahmet, belgin, duru" denmez. "Ahmet, Belgin, Duru" denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır. "ki" eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, iyelik eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. "v" yerine "w" yazılmaz... Yani Türkçe, Türkçe yazılır. MSN Türkçesi'yle değil.


































































Yazılar(RSS)
Ağustos 2nd, 2007 de 01:21
Maratın ölümü, en sevdiğim çalışmalardan biridir hatta elimde bir reprodüksiyon bile var. Severek kopyasını yaptığım bu çalışmadan bir bilgide ben vereyim. Mara neden küvette sorusuna verilecek cevap, maranın bir çeşit deri hastalığına yakalnmış olması ve hava ile teması halinde dayanılamayan kokuların çıkmasıdır. Onun içindir marat günün büyük bir bölümünü su dolu küvette geçirmektedir. Sagol volkancım bu yazıların çok hoşuma gidiyor aynen devam..
Ağustos 2nd, 2007 de 12:29
Dostum çok teşekkürler vermiş olduğun bu bilgi için ben tam olarak böyle bilmiyordum öğrenmiş oldum.Aslında senin gibi bir ressamın karşısında haddim olmayarak yazıyorum ama beni bu yazılarımda eksik veya yanlış bir bilgilendirmede uyarırsan sevinirim.Aslında çok yakından severek takip ediyorum dünya resim sanatını ve ressamları benim ilgi alanlarımın başında geliyor gerçi birçok arkadaşım için biraz can sıkıcı yazılar olsada ben severek paylaşıyorum ;)