Toplam okuma: 260 Bugün okuma: 3

Tag Galaxy: Flickr Fotoğraflarına Galaxy İle Bakın

Bu aralar bütün fotoğraflarımı Flickr’a taşımak için bir araştırma yapıyordum ve Tag Galaxy isimli bu enteresan siteyle karşılaştım. Bu site ile Flickr’daki fotoğraflara etiketlerine göre ulaşabiliyorsunuz ve resimler bir galaksi üzerinde toplanıyor. Gerçektende görüntü olarak çok güzel bir çalışma olmuş. Mutlaka ziyaret edip bir denemenizi öneririm.

Galaksi üzerinde toplanan resimleri maus yardımı ile döndürüp gezinebiliyorsunuz. Seçtiğiniz etikete göre gelen alt kategorilerden de seçim yapabilmeniz mümkün. Mesela ben Portre etiketi altındaki fotoğraflarda bir gezintiye çıktım ve saatin nasıl geçtiğini bile anlamadım. Görsel açıdan eminim sizde benim gibi memnun kalacaksınız.

Toplam okuma: 172 Bugün okuma: 1

Apple Posta Kutusu

Yorumsuz :)

Toplam okuma: 433 Bugün okuma: 2

Beni Sevmeyin!

Beni sevmediğinizi zaten biliyorum. Beni sevmeyin zaten. Kendi karım bile gıcık olur bana. Çok kaprisliyimdir, sabahları kalkınca ilk bir saat kimse konuşamaz benimle küfür gibi gelir bana. Tuhaf bir şekilde bakarım ne diyor bu bana diye. Elimde poşet taşımam, çöp dökmem, her akşam içerim. Eğer biri küfür edilmeyi hak ediyorsa ömrümün sonuna kadar hapis cezası alacağımı bilsem dahi küfrederim. Türkiye’de hele devlet tiyatrolarında vakti zamanında ve halen oynayan bazı beyinsizler dahi sevmez beni. Genel müdürün bile kafasına arka kapağında fotoğrafım olan Muzaffer İzgü’ye ait Sınır adlı oyun kitabını alıp sokarım tiyatrona deyip fırlatmış adamımdır. Aslında ben bir bok değilim de bok tam olarak bendir. Sinirli ve gergin bir adamımdır. Benim yüzünden hıçkıra, hıçkıra ağlayıp işini bile bırakmayı düşünen dekor ve kostüm düzenlemecileri olmuştur. Üniversite yıllarımda da durum hep böyle geçmiştir. Birkaç hocayı mor ettiğim için sevmezlerdi beni.

Hele blog yazan birçok arkadaş inanılmaz uyuzdur bana. Sırf zamanında din ve siyaset yazılarım işlerine gelmedikleri için beni bağlantılarından silen gerzekleri biliyorum. Ben ne zaman bir yazımda din ile ilgili görüşlerimi paylaşsam bana özelden mail atarlar. Volkan keşke girmeseydin bu din işlerine hassas konu bunlar boş ver yoksa gelenin gidenin az olur. Bende genelde hımmm anlıyorum tamam diyip geçiştirmişimdir.

Ama dilin kemiği yoktur bazılarında beyin olmadığı gibi. Ben neden bahsetmek istiyorum şundan. Ben okumam ama sevgili Meralim arada bir bakar Hürriyet gazetesinin internet sayfasına oda söylemesi ayıp emlak ilanları için. Gene şöyle aşağıya doğru kayarken bu yukarıda ki fotoğrafı görmüş kendisi benimle paylaştı. Bu fotoğraf Kütahya ilimizde bir ilkokul’un açılışında çekilmiş.

Ben bu kadınlara laf söylemiyorum. Ben Türk kadınına bu elbiseleri yakıştırıp giydiren beyinsiz geri zekalı kocalarına, babalarına laf söylüyorum. Şimdi zaten bu yazıyı okuyan yobazlarda bir hareketlenme olmuştur. Kalp atışlarında bir hızlanma. Şunu beyninize yerleştirin ULU ÖNDER ATATÜRK’ÜMÜN bir sözü vardır der ki: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ŞEHLER, MÜRİDLER, DERVİŞLER, YOBAZLAR MEMLEKETİ OLAMAZ.

Ben blogu alıp kıçıma sokacak değilim. Kimseden de korkum yok. Kimseyi anlayamıyorum zaten. Bu tip yazılara bazı korkak blogcular yorum yapamaz kıçları yemez. Herkes de bir suskuluk var. Ulan soktuğumun yobazları gösteriş olsun diye Akmerkez’in ortasında namaz kılmaya kalkar sanki cami yok memlekette. Düşünce özgürlüğü diye türbanı Üniversitelere sokmaya çalışırlar. Ses yok kimsede. Herkes susmuş kuş gibi bakıyor.

Şimdi bakın bir kadın kendi dini gerekleri doğrultusunda türban takabilir. Ama böyle kara çarşaflara, böyle tuhaf günümüz aydın Türkiye Cumhuriyetine yakışmayan kıyafetlere bürünmeye ne gerek var. Sakın ama sakın bana aptalca ATATÜRK’ün eşi de başörtülüydü demeyin. Ulen biraz kitap okuyun be aklınız fikriniz yobazlıkta beyni geriden çalışanlar. ATATÜRK’ÜN eşi kılık kıyafet devriminden sonra başörtüsünü çıkartmıştır. Kalkıp bana başörtüsü bu ülkenin vazgeçilmezidir demeyin. Namusunuz başörtüsü takınca mı korunacak.

Beyni bacak arasından gelecek bir damla kana bakan ve bunu namusla bir tutan beyinsiz yobaz itler bakın size bir iki bölüm Kurtuluş filminden kareler yayınlıyorum. Anlamazsınız işinize gelmez biliyorum ama o dönemde bu Ülke için ATATÜRK’ün bu konularda neler çektiği ve yapmış olduğu devrimler ile bu Ülkenin ne kadar aydınlık bir geleceği olsun isteyen PAŞAMIN acaba günümüz Türkiyesinden manzaraları görse ne kadar içinin yanacağını görün. Ben soruyorum her gün Tanrıma. Neden ben bu günümüz Türkiyesin de yaşıyorum? Keşke ATAMIN yaşadığı dönemlerde yaşasaydım. Hiç olmazsa aydın modern bir Ülkenin başlangıcını görmüş olurdum. Ve Tanrım al canımı ki bu yobazların içinde nefes almama izin verme. Son olarak diyorum ki beni sevmeyin çünkü bende sizi sevmiyorum.

Toplam okuma: 172 Bugün okuma: 0

Blu’nun 2008 Animasyonu

Blu tarafından Buenos Aires’de Stop-Motion tarzı bir animasyon videosu. Gerçekten çok etkileyici olmuş. Ben animasyonda kendimi buldum inanılmaz can alıcı ve uçurucu. Bence sanatın sadece sahne üzerinde yapılmadığının güzel bir kanıtı. Tam olarak:Gene ne diyor bu adam’ın cevabı videoda saklı.

Toplam okuma: 457 Bugün okuma: 3

İçerik Hırsızlığında Dünya Rekoru

İçerik hırsızlığı son günlerde özellikle birçok arkadaşımızın başını gerçekten çok ağrıtıyor. Sevgili Erdal söylemese benimde haberim olmayacak. Damacana adı ile severek takip ettiğimiz blogun birçok yazısını ve benim tam 14 yazımı Meral hanımında 1 yazısını ve Sefa arkadaşımın da bir benim kadar içeriğini birebir alarak gerçekten içerik hırsızlığında bir rekor kırmış bence. Kimden bahsediyorum Blogcu.com sistemi ile yayın yapan ”Paylaşım Yap”adlı blogdan. Lütfen buna inanın bu içerik hırsızlığı sadece ama sadece Türkiye’de olan bir olay. Size bunu ispat edeceğim. Apple ile alakalı haberleri takip ettiğim Slash Gear isimli baya tanınmış bir site. 2008 yılında çıkarılması düşünülen bir Apple Tablet hakkında yazı yazmışlar ve bırakın yazının kaynağını haberin kaynağı olan iPhone Buzz adlı siteye link vermişler. Bu sıralamayı takip ederseniz anlayacaksınız. Bu iPhone Buzz adlı sitede dünyaca meşhur MacRumors’u kaynak göstermiş.

Bu sitelerin hepsi kendi alanlarında tanınmış. Ama hiçbiri kaynak vermekten çekinmemişler. Bu olayları ben fazla kafasına takan biri değilim. Biliyorum ki benim Ülkemde yargı sistemi yok ve olmayacak. Ama benim Ülkemde yargı sistemi yok diye oturacak değilim. Hemen kendim ve Meral Hanım için Blogcu.com sistem yöneticileri ile bu blog hakkında iletişime geçtim. Yazılarımızı birebir alan ”paylaşım yap” adlı bloga da yazılarımıza kaynak göstermesi ya da kaldırması için tam 48 saat süre verdim. Neden 48 saat derseniz Almanya’da kanunlar bu tarz durumlar için bu kadar süre koymuşlar. Evet, avukatımla bugün telefonla konuşup dile getirdim ve eğer bu şahıs bu süre zarfında gerekeni yapmazsa durum hukuki yola gidecek.

Buyurun yazıların birebir kopyaları:
Okumaya devam edin »