<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Red Bull ve PKK Karşıtlığı yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.volkanalabaz.com/red-bull-ve-pkk-karsitligi.htm/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.volkanalabaz.com/red-bull-ve-pkk-karsitligi.htm</link>
	<description></description>
	<pubDate>Fri, 04 Jul 2008 20:11:23 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
		<item>
		<title>helin demir tarafından</title>
		<link>http://www.volkanalabaz.com/red-bull-ve-pkk-karsitligi.htm#comment-1023</link>
		<dc:creator>helin demir</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jan 2008 11:47:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.volkanalabaz.com/red-bull-ve-pkk-karsitligi.htm#comment-1023</guid>
		<description>DOĞUDA YEŞEREN TOHUMLAR

Ülkemizin, nüfus bakımından yüzde 15, toprak bakımından ise yüzde 33'lük bölümünü oluşturan Doğu ve Güneydoğu Anadolu, bölgesel gelişme sorununun en yaygın, en sürekli ve en kapsamlı yaşandığı bölgelerdir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yer alan illerin, bir iki istisna hariç tamamı, sosyo-ekonomik gelişme sıralamasında Türkiye'nin en alt sıralarında yer almaktadır. Teröre karşı alınacak önlemler ile bölge halkıyla işbirliği ve dayanışmayı birbirine karıştırmamak, aksine her ikisini de eşzamanlı gerçekleştirmek zorunludur. Devlet bir yandan terör ile mücadele etmeli, ama eşzamanlı olarak bölge halkıyla dayanışma içinde olmalı, güven duygusu vermelidir. Bir başka deyişle çözüm, mücadele ve işbirliğini aynı anda ama birbirine karıştırmadan hayata geçirmeyi zorunlu kılmaktadır. Bu zor ama gerçekçi tek seçenektir. Çünkü bu sorun Türkiye'nin ayağına takılmış bir prangadır; uluslararası alanda da sürekli karşımıza çıkmaktadır. Çözümde baş aktör bölge halkıdır. Bölge insanına odaklı bir yaklaşım esas alınmalıdır. Çözüm senaryosu yumuşak ve kararlı bir biçimde iyi planlanmalı, kararlılık ve cesaretle uygulanmalıdır. Bulunacak çözüm, dünyadaki değişim sürecini doğru değerlendiren bir yaklaşımla ve bütün dünyada gelişmenin evrensel ölçütleri olarak kabul edilen demokrasi, insan hakları ve piyasa ekonomisi ilkelerine bağlı kalarak, bölgede yaşayan insanların gelecekteki yaşam biçimini oluşturma hedefine odaklanmalıdır. Atılacak her adım, bölge halkına bir gelecek modeli sunmalı, bir yaşam biçimi vaat etmelidir. İnsanlar umutla uyanmalı, günü heyecanla karşılamalı ve heyecan duyarak güne katılmalıdır. 

Türkiye’de teröre karşı verilen kararlı mücadele sonucu  normal yaşama dönüşün belirtileri hayatın her alanında görülürken, ekonomi ve kalkınma içerikli gelişmeler de gündeme yansımaya devam ediyor.

      Batman, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde tekstil ve inşaat sektöründe yapılması planlanan fabrikalarla yatırımcıların yeni gözdesi olma yolunda ilerliyor. Bölgede 'petrol kenti' olarak anılan Batman, huzur ve güven ortamının 
oluşmasıyla özellikle tekstil ve inşaat sektöründe yatırımcının yoğun ilgisini çekmeye başladı. Temeli Şubat ayında atılması planlanan 6 milyon dolarlık ''Hey-Güneştekin Tekstil Fabrikası'' ile toplam 22 milyon avroluk inşaat alanında faaliyet gösterecek 3 fabrikayla Batman bölgenin yıldızı olmayı hedefliyor.
     
	Özellikle son aylarda Batman'da devam eden huzur ortamı nedeniyle yatırımcıların büyük ilgi göstermeye başladıkları, Orta Doğu ve İran pazarına hitap edebilecek ciddi yatırım taleplerinin olduğu bildirildi. Batman'da 1000 dönümlük Organize Sanayi Bölgesi'nin bulunduğu belirtilirken, ''İlgi nedeniyle 1000 dönümlük Organize Sanayi Bölgesi'nde şu anda tahsis edecek parselin neredeyse kalmadığı'' kaydedildi. Bütün yatırımların değerli olduğu, özellikle kentin genç ve dinamik nüfusuna hitap edebilecek ve bugüne kadar tam olarak değerlendirilemeyen kadın nüfusunun üretime dönüştürülmesini sağlayacak tekstil alanında iyi yatırımların olduğu vurgulandı.
     
	Milli Prodüktivite Merkezi tarafından “yılın iş kadını” seçilen Aynur Bektaş ile Batmanlı iş adamı Salih Güneştekin'in ''Hey-Güneştekin'' adıyla yaklaşık 6 milyon dolarlık bir yatırım kararı aldıkları ve il özel idaresinin hangarlarında ilk üretimlerine başladıkları, tam kapasite ile çalışmaya başlayacak fabrikada büyük çoğunluğu kadın olmak üzere bin 200 kişinin istihdam edileceğine dikkat çekildi. Sağlık sektöründen tarım, inşaat ve tekstile kadar çeşitli alanlarda yatırım talepleri olduğu, bölgenin avantajlarını göz önüne alarak özellikle tekstil ve inşaat sektöründe kümelenmenin hedeflediği belirtilerek, ''Yatırımcıların içinde doğrudan istihdama yönelik yabancı sermaye 
yatırımlarının da bulunduğu, yabancı sermaye ortaklığı ile gerçekleştirilen alçı fabrikası yatırımının değerinin 10 milyon avro olduğu, ikinci fabrikanın da yine aynı grup tarafından gerçekleştirileceği, ayrıca şimdi Yılteks adlı bir firmada 50 civarında genç kızın çalıştığı, Hey-Güneştekin Tekstil kendi fabrika binasına taşınınca, Yılteks’in oraya geçerek 200 kişiyi istihdam edeceğine” işaret edildi.
     
     	Batman Valisi Recep Kızılcık, iki yıl içinde OSB'de yaklaşık 3 bin kişinin istihdam edilmiş olacağını belirtirken, ''Bu Batman'ımızda yaşanan hatta Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaşanan terör probleminin çözümlenmesine çok ciddi katkı sağlayacak''dedi. Vali Kızılcık, huzur ve güven ortamının devam ettirilmesinin sadece belirli kurumların değil, herkesin omuzlarında olan bir sorumluluk olduğunu ifade ederken, sözlerini şöyle sürdürdü:  ''Fabrikada kızlarımıza 'Siz geleceği, hayalleri, ümitleri olan gençlersiniz. Lütfen ama lütfen geleceğinizin elinizden alınmasına bir kuş gibi uçmasına müsaade etmeyiniz' dedim. Bulunduğunuz ortamlarda lütfen bunu dostlarınızla paylaşınız, bu tür iyi düşünceler etkileyicidir, bulaşıcıdır ve bir anda bütün toplumu etkileyecek şeylerdir. Dolayısıyla bu güven ortamını bütün Batmanlılar olarak devam ettirilmesi konusunda son derece azimliyiz.''

     	Teröre panzehir olacak yatırımların yanı sıra sosyal sorumluluk yönü olan çeşitli sporların da doğuda geliştirilmesi son günlerde dikkat çekiyor.     Kayak Federasyonu Başkanı Özer Ayık, terörle mücadele yöntemlerine katkı sağlamak amacıyla üstlerine düşen görevler olduğunu, bunun için Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki gençleri kayak yapmaya teşvik edeceklerini söyledi. Ayık, her yıl milyarlarca dolar harcanan terörle mücadeleye, gençlerin teröre bulaşmadan farklı sportif ve sosyal alanlara kaydırılmasıyla katkı sağlanabileceğini, kayak sporunun da bu anlamda bir sorumluluğu olduğunu anlattı. Terör konusunda Türk halkının yıllardır çok büyük acılar çektiğini, yaşanan sıkıntılardan kurtulmak için herkesin terörü önleyebilecek olumlu projeleri hayata geçirmesi gerektiğini anlatan Özer Ayık, ''Sosyal sorumluluk yönü olan kayak sporu, devletin terörü önleme adına politikası olmalı. Bununla birlikte Doğu ve Güneydoğulu gençlere sosyal projelerle sahip çıkılmalı. Kayak Federasyonu olarak, Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki gençlerimizi dağlara biz çıkaracak ve kayak yapmalarını sağlayacağız. Bunu kendimiz için bir zorunluluk olarak görüyoruz. Bu projemiz kapsamında Ardahan'ı pilot il yaptık. 2007 yılı içinde bu amaçla Van ve Muş illerimizde Cumhuriyet tarihimizde ilk kez yarışlar düzenledik. Beklemediğimiz kadar büyük ilgi gördük.'' şeklinde konuştu.
      
	Kayak Federasyonu Başkanı Özer Ayık, 2011 yılında Erzurum'da yapılacak Dünya Üniversiteler Kış Oyunları için hazırlıklara başlandığını, hem tesis, hem organizasyon hem de sportif başarı açısından büyük hedefler belirlediklerini kaydederek ''2011'de Erzurum'da yapacağımız Dünya Üniversiteler Kış Oyunları'nda Türkiye'nin ilklerine imza atmak istiyoruz'' dedi.

	Terörizmle mücadele kapsamında yapılan girişimlerin, alınan kararların somut bir şekilde hayata geçirilmeye başlanması ve başarıya ulaşılması hepimizin en büyük dileğidir. Terörden uzak, barış dolu günlere, haydi Türkiye elele!

	Helin Demir
	helindem@mynet.com</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>DOĞUDA YEŞEREN TOHUMLAR</p>
<p>Ülkemizin, nüfus bakımından yüzde 15, toprak bakımından ise yüzde 33&#8242;lük bölümünü oluşturan Doğu ve Güneydoğu Anadolu, bölgesel gelişme sorununun en yaygın, en sürekli ve en kapsamlı yaşandığı bölgelerdir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu&#8217;da yer alan illerin, bir iki istisna hariç tamamı, sosyo-ekonomik gelişme sıralamasında Türkiye&#8217;nin en alt sıralarında yer almaktadır. Teröre karşı alınacak önlemler ile bölge halkıyla işbirliği ve dayanışmayı birbirine karıştırmamak, aksine her ikisini de eşzamanlı gerçekleştirmek zorunludur. Devlet bir yandan terör ile mücadele etmeli, ama eşzamanlı olarak bölge halkıyla dayanışma içinde olmalı, güven duygusu vermelidir. Bir başka deyişle çözüm, mücadele ve işbirliğini aynı anda ama birbirine karıştırmadan hayata geçirmeyi zorunlu kılmaktadır. Bu zor ama gerçekçi tek seçenektir. Çünkü bu sorun Türkiye&#8217;nin ayağına takılmış bir prangadır; uluslararası alanda da sürekli karşımıza çıkmaktadır. Çözümde baş aktör bölge halkıdır. Bölge insanına odaklı bir yaklaşım esas alınmalıdır. Çözüm senaryosu yumuşak ve kararlı bir biçimde iyi planlanmalı, kararlılık ve cesaretle uygulanmalıdır. Bulunacak çözüm, dünyadaki değişim sürecini doğru değerlendiren bir yaklaşımla ve bütün dünyada gelişmenin evrensel ölçütleri olarak kabul edilen demokrasi, insan hakları ve piyasa ekonomisi ilkelerine bağlı kalarak, bölgede yaşayan insanların gelecekteki yaşam biçimini oluşturma hedefine odaklanmalıdır. Atılacak her adım, bölge halkına bir gelecek modeli sunmalı, bir yaşam biçimi vaat etmelidir. İnsanlar umutla uyanmalı, günü heyecanla karşılamalı ve heyecan duyarak güne katılmalıdır. </p>
<p>Türkiye’de teröre karşı verilen kararlı mücadele sonucu  normal yaşama dönüşün belirtileri hayatın her alanında görülürken, ekonomi ve kalkınma içerikli gelişmeler de gündeme yansımaya devam ediyor.</p>
<p>      Batman, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde tekstil ve inşaat sektöründe yapılması planlanan fabrikalarla yatırımcıların yeni gözdesi olma yolunda ilerliyor. Bölgede &#8216;petrol kenti&#8217; olarak anılan Batman, huzur ve güven ortamının<br />
oluşmasıyla özellikle tekstil ve inşaat sektöründe yatırımcının yoğun ilgisini çekmeye başladı. Temeli Şubat ayında atılması planlanan 6 milyon dolarlık &#8221;Hey-Güneştekin Tekstil Fabrikası&#8221; ile toplam 22 milyon avroluk inşaat alanında faaliyet gösterecek 3 fabrikayla Batman bölgenin yıldızı olmayı hedefliyor.</p>
<p>	Özellikle son aylarda Batman&#8217;da devam eden huzur ortamı nedeniyle yatırımcıların büyük ilgi göstermeye başladıkları, Orta Doğu ve İran pazarına hitap edebilecek ciddi yatırım taleplerinin olduğu bildirildi. Batman&#8217;da 1000 dönümlük Organize Sanayi Bölgesi&#8217;nin bulunduğu belirtilirken, &#8221;İlgi nedeniyle 1000 dönümlük Organize Sanayi Bölgesi&#8217;nde şu anda tahsis edecek parselin neredeyse kalmadığı&#8221; kaydedildi. Bütün yatırımların değerli olduğu, özellikle kentin genç ve dinamik nüfusuna hitap edebilecek ve bugüne kadar tam olarak değerlendirilemeyen kadın nüfusunun üretime dönüştürülmesini sağlayacak tekstil alanında iyi yatırımların olduğu vurgulandı.</p>
<p>	Milli Prodüktivite Merkezi tarafından “yılın iş kadını” seçilen Aynur Bektaş ile Batmanlı iş adamı Salih Güneştekin&#8217;in &#8221;Hey-Güneştekin&#8221; adıyla yaklaşık 6 milyon dolarlık bir yatırım kararı aldıkları ve il özel idaresinin hangarlarında ilk üretimlerine başladıkları, tam kapasite ile çalışmaya başlayacak fabrikada büyük çoğunluğu kadın olmak üzere bin 200 kişinin istihdam edileceğine dikkat çekildi. Sağlık sektöründen tarım, inşaat ve tekstile kadar çeşitli alanlarda yatırım talepleri olduğu, bölgenin avantajlarını göz önüne alarak özellikle tekstil ve inşaat sektöründe kümelenmenin hedeflediği belirtilerek, &#8221;Yatırımcıların içinde doğrudan istihdama yönelik yabancı sermaye<br />
yatırımlarının da bulunduğu, yabancı sermaye ortaklığı ile gerçekleştirilen alçı fabrikası yatırımının değerinin 10 milyon avro olduğu, ikinci fabrikanın da yine aynı grup tarafından gerçekleştirileceği, ayrıca şimdi Yılteks adlı bir firmada 50 civarında genç kızın çalıştığı, Hey-Güneştekin Tekstil kendi fabrika binasına taşınınca, Yılteks’in oraya geçerek 200 kişiyi istihdam edeceğine” işaret edildi.</p>
<p>     	Batman Valisi Recep Kızılcık, iki yıl içinde OSB&#8217;de yaklaşık 3 bin kişinin istihdam edilmiş olacağını belirtirken, &#8221;Bu Batman&#8217;ımızda yaşanan hatta Güneydoğu Anadolu Bölgesi&#8217;nde yaşanan terör probleminin çözümlenmesine çok ciddi katkı sağlayacak&#8221;dedi. Vali Kızılcık, huzur ve güven ortamının devam ettirilmesinin sadece belirli kurumların değil, herkesin omuzlarında olan bir sorumluluk olduğunu ifade ederken, sözlerini şöyle sürdürdü:  &#8221;Fabrikada kızlarımıza &#8216;Siz geleceği, hayalleri, ümitleri olan gençlersiniz. Lütfen ama lütfen geleceğinizin elinizden alınmasına bir kuş gibi uçmasına müsaade etmeyiniz&#8217; dedim. Bulunduğunuz ortamlarda lütfen bunu dostlarınızla paylaşınız, bu tür iyi düşünceler etkileyicidir, bulaşıcıdır ve bir anda bütün toplumu etkileyecek şeylerdir. Dolayısıyla bu güven ortamını bütün Batmanlılar olarak devam ettirilmesi konusunda son derece azimliyiz.&#8221;</p>
<p>     	Teröre panzehir olacak yatırımların yanı sıra sosyal sorumluluk yönü olan çeşitli sporların da doğuda geliştirilmesi son günlerde dikkat çekiyor.     Kayak Federasyonu Başkanı Özer Ayık, terörle mücadele yöntemlerine katkı sağlamak amacıyla üstlerine düşen görevler olduğunu, bunun için Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki gençleri kayak yapmaya teşvik edeceklerini söyledi. Ayık, her yıl milyarlarca dolar harcanan terörle mücadeleye, gençlerin teröre bulaşmadan farklı sportif ve sosyal alanlara kaydırılmasıyla katkı sağlanabileceğini, kayak sporunun da bu anlamda bir sorumluluğu olduğunu anlattı. Terör konusunda Türk halkının yıllardır çok büyük acılar çektiğini, yaşanan sıkıntılardan kurtulmak için herkesin terörü önleyebilecek olumlu projeleri hayata geçirmesi gerektiğini anlatan Özer Ayık, &#8221;Sosyal sorumluluk yönü olan kayak sporu, devletin terörü önleme adına politikası olmalı. Bununla birlikte Doğu ve Güneydoğulu gençlere sosyal projelerle sahip çıkılmalı. Kayak Federasyonu olarak, Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki gençlerimizi dağlara biz çıkaracak ve kayak yapmalarını sağlayacağız. Bunu kendimiz için bir zorunluluk olarak görüyoruz. Bu projemiz kapsamında Ardahan&#8217;ı pilot il yaptık. 2007 yılı içinde bu amaçla Van ve Muş illerimizde Cumhuriyet tarihimizde ilk kez yarışlar düzenledik. Beklemediğimiz kadar büyük ilgi gördük.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>	Kayak Federasyonu Başkanı Özer Ayık, 2011 yılında Erzurum&#8217;da yapılacak Dünya Üniversiteler Kış Oyunları için hazırlıklara başlandığını, hem tesis, hem organizasyon hem de sportif başarı açısından büyük hedefler belirlediklerini kaydederek &#8221;2011&#8242;de Erzurum&#8217;da yapacağımız Dünya Üniversiteler Kış Oyunları&#8217;nda Türkiye&#8217;nin ilklerine imza atmak istiyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>	Terörizmle mücadele kapsamında yapılan girişimlerin, alınan kararların somut bir şekilde hayata geçirilmeye başlanması ve başarıya ulaşılması hepimizin en büyük dileğidir. Terörden uzak, barış dolu günlere, haydi Türkiye elele!</p>
<p>	Helin Demir<br />
	<a href="mailto:helindem@mynet.com">helindem@mynet.com</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>helin demir tarafından</title>
		<link>http://www.volkanalabaz.com/red-bull-ve-pkk-karsitligi.htm#comment-1018</link>
		<dc:creator>helin demir</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jan 2008 13:02:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.volkanalabaz.com/red-bull-ve-pkk-karsitligi.htm#comment-1018</guid>
		<description>BRITANNICA’YA TEPKİ YAĞMURU

	Marksist-Leninist totaliter bir ideoloji temelinde kurulan PKK, şiddeti esas alan politikasıyla, demokratik süreçten kendini uzak tutmuş, 1994 yerel seçimleri öncesi, Güneydoğu Anadolu’da siyasi faaliyette bulunmamaları ve seçimlere katılmamaları için siyasi partileri tehdit etmiş, aynı huyunu 22 Temmuz seçimlerinde de sürdürmüştür. PKK’nın başlıca karakteristiği olan bu yönünün yanı sıra, uyuşturucu kaçakçılığı, zorla haraç toplama, soygun gibi dünyanın her yerinde yasadışı kabul edilen faaliyetleri, PKK’nın terörist bir örgüt ve aynı zamanda organize bir suç örgütü olarak tanımlanmasını zorunlu kılmaktadır.
     
      	Britannica Ansiklopedisi'nin web sitesinde, ''PKK terör örgütünün siyasi bir parti, elebaşı Abdullah Öcalan'ın da parti lideriymiş gibi gösterildiği'' belirtilerek, bu bilgilerin düzeltilmesi için kampanya başlatıldı. Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Derneği Başkanı (ASİMED) ve Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Savaş Eğilmez, yaptığı açıklamada, “Britannica Ansiklopedisi'nin web sayfasında, ''PKK'nın siyasi bir örgüt gibi gösterildiğini'' ifade ederek, ''Dünyanın sayılı ansiklopedileri arasında yer alan Britannica'nın web sayfasında yer alan ve üye olmadan girilen bölümlerinde, terör örgütünün 1978 yılında kurulduğu ve siyasi bir örgüt olarak ortaya çıktığı ifadeleri yer alıyor'' dedi.
     
	''Terör örgütünün 5-10 bin üyesinin olduğu'' iddia edilen bilgiler arasında, terör örgütü elebaşının da ''siyasi parti lideri gibi'' gösterildiğini anlatan 
Eğilmez, ''Öcalan'ın 1999 yılında tutuklandığı ifadelerine de yer veriliyor'' diye konuştu. ''Sevr Antlaşması'na göre Kürtlere devlet kurmak için söz verildiği yönünde bilgilerin web sitesinde yer aldığını'' kaydeden Eğilmez, ''İran, Irak ve Türkiye'deki Kürtlerin baskı ve zulüm gördükleri yönünde bilgiler de yer alıyor. Irak'ta Saddam döneminde kıyıma uğrayan Kürtlere sahip çıkan tek devletin Türkiye olduğu ise nedense unutuluyor” şeklinde konuştu.

     	Web sitesinde, ''Kürt nüfusun yoğun olduğu yerlerin'' bir haritada gösterildiğini ve ''Kürdistan'' yazısının yer aldığını ifade eden Eğilmez, ''Bu, suni olarak yaratılmak istenen Kürt devletinin her gün bir başka yerde ortaya çıkan haritalarından biri olarak algılanmaktadır'' şeklinde açıklama yaptı.
    
	 Ansiklopedinin web sitesinde yer alan bilgilerin düzeltilmesi ve gerçeklerin yer alması için dernek olarak kampanya başlattıklarını anlatan Eğilmez, şunları söyledi: ''Dernek olarak dergi yönetiminin hatalarını düzeltmesi için elektronik posta gönderme kampanyası başlattık. Ansiklopedinin sorumlu servisinin enquries@britannica.co.uk adresine bu günden itibaren elektronik postalar gönderip, bu hataların düzeltilmesini isteyeceğiz. Kampanyamıza toplumun her kesiminden destek bekliyoruz.''

Siyasi partiler, ülkedeki temel eğilimleri ve istemleri siyasi kurumlara yansıtarak toplumsal uzlaşmanın gerçekleşmesini sağlarlar. Söz konusu uzlaşma olmazsa anayasa metinleri olarak kayda geçirilmiş sosyal mukaveleler de gerçekleşmez, toplumsal huzur ve barış da sağlanamaz. Oysa bir toplumun istikrarı ve ilerlemesi huzur ve barış ortamında mümkündür. Siyaset ise, bu ortamı yaratmanın temel aracıdır. Bu durumda; PKK, adındaki ‘parti’ sıfatına uygun bir tavır içine girmeyen, terörizmi bir siyaset yöntemi olarak görmeyi ve kullanmayı benimseyen tutumuyla asla ‘siyasi parti’ olarak tanımlanamayacaktır.

Helin Demir
helindem@mynet.com</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>BRITANNICA’YA TEPKİ YAĞMURU</p>
<p>	Marksist-Leninist totaliter bir ideoloji temelinde kurulan PKK, şiddeti esas alan politikasıyla, demokratik süreçten kendini uzak tutmuş, 1994 yerel seçimleri öncesi, Güneydoğu Anadolu’da siyasi faaliyette bulunmamaları ve seçimlere katılmamaları için siyasi partileri tehdit etmiş, aynı huyunu 22 Temmuz seçimlerinde de sürdürmüştür. PKK’nın başlıca karakteristiği olan bu yönünün yanı sıra, uyuşturucu kaçakçılığı, zorla haraç toplama, soygun gibi dünyanın her yerinde yasadışı kabul edilen faaliyetleri, PKK’nın terörist bir örgüt ve aynı zamanda organize bir suç örgütü olarak tanımlanmasını zorunlu kılmaktadır.</p>
<p>      	Britannica Ansiklopedisi&#8217;nin web sitesinde, &#8221;PKK terör örgütünün siyasi bir parti, elebaşı Abdullah Öcalan&#8217;ın da parti lideriymiş gibi gösterildiği&#8221; belirtilerek, bu bilgilerin düzeltilmesi için kampanya başlatıldı. Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Derneği Başkanı (ASİMED) ve Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Savaş Eğilmez, yaptığı açıklamada, “Britannica Ansiklopedisi&#8217;nin web sayfasında, &#8221;PKK&#8217;nın siyasi bir örgüt gibi gösterildiğini&#8221; ifade ederek, &#8221;Dünyanın sayılı ansiklopedileri arasında yer alan Britannica&#8217;nın web sayfasında yer alan ve üye olmadan girilen bölümlerinde, terör örgütünün 1978 yılında kurulduğu ve siyasi bir örgüt olarak ortaya çıktığı ifadeleri yer alıyor&#8221; dedi.</p>
<p>	&#8221;Terör örgütünün 5-10 bin üyesinin olduğu&#8221; iddia edilen bilgiler arasında, terör örgütü elebaşının da &#8216;&#8217;siyasi parti lideri gibi&#8221; gösterildiğini anlatan<br />
Eğilmez, &#8221;Öcalan&#8217;ın 1999 yılında tutuklandığı ifadelerine de yer veriliyor&#8221; diye konuştu. &#8221;Sevr Antlaşması&#8217;na göre Kürtlere devlet kurmak için söz verildiği yönünde bilgilerin web sitesinde yer aldığını&#8221; kaydeden Eğilmez, &#8221;İran, Irak ve Türkiye&#8217;deki Kürtlerin baskı ve zulüm gördükleri yönünde bilgiler de yer alıyor. Irak&#8217;ta Saddam döneminde kıyıma uğrayan Kürtlere sahip çıkan tek devletin Türkiye olduğu ise nedense unutuluyor” şeklinde konuştu.</p>
<p>     	Web sitesinde, &#8221;Kürt nüfusun yoğun olduğu yerlerin&#8221; bir haritada gösterildiğini ve &#8221;Kürdistan&#8221; yazısının yer aldığını ifade eden Eğilmez, &#8221;Bu, suni olarak yaratılmak istenen Kürt devletinin her gün bir başka yerde ortaya çıkan haritalarından biri olarak algılanmaktadır&#8221; şeklinde açıklama yaptı.</p>
<p>	 Ansiklopedinin web sitesinde yer alan bilgilerin düzeltilmesi ve gerçeklerin yer alması için dernek olarak kampanya başlattıklarını anlatan Eğilmez, şunları söyledi: &#8221;Dernek olarak dergi yönetiminin hatalarını düzeltmesi için elektronik posta gönderme kampanyası başlattık. Ansiklopedinin sorumlu servisinin <a href="mailto:enquries@britannica.co.uk">enquries@britannica.co.uk</a> adresine bu günden itibaren elektronik postalar gönderip, bu hataların düzeltilmesini isteyeceğiz. Kampanyamıza toplumun her kesiminden destek bekliyoruz.&#8221;</p>
<p>Siyasi partiler, ülkedeki temel eğilimleri ve istemleri siyasi kurumlara yansıtarak toplumsal uzlaşmanın gerçekleşmesini sağlarlar. Söz konusu uzlaşma olmazsa anayasa metinleri olarak kayda geçirilmiş sosyal mukaveleler de gerçekleşmez, toplumsal huzur ve barış da sağlanamaz. Oysa bir toplumun istikrarı ve ilerlemesi huzur ve barış ortamında mümkündür. Siyaset ise, bu ortamı yaratmanın temel aracıdır. Bu durumda; PKK, adındaki ‘parti’ sıfatına uygun bir tavır içine girmeyen, terörizmi bir siyaset yöntemi olarak görmeyi ve kullanmayı benimseyen tutumuyla asla ‘siyasi parti’ olarak tanımlanamayacaktır.</p>
<p>Helin Demir<br />
<a href="mailto:helindem@mynet.com">helindem@mynet.com</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>helin demir tarafından</title>
		<link>http://www.volkanalabaz.com/red-bull-ve-pkk-karsitligi.htm#comment-995</link>
		<dc:creator>helin demir</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Jan 2008 09:26:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.volkanalabaz.com/red-bull-ve-pkk-karsitligi.htm#comment-995</guid>
		<description>PKK ERİYOR, KUCAKLAYICI GÜÇ KOLLARINI AÇMIŞ BEKLİYOR!

	Türk Ceza Kanunu’nun 221.maddesinin terör örgütü PKK’dan ayrılarak teslim olanlara uygulanması sonucu, her geçen gün PKK güç kaybetmeye devam ediyor. Güvenlik güçlerinin sınır ötesi operasyonları sonucu iyice köşeye sıkışan PKK,  örgütün şiddet eylemleri, despotik uygulamaları ve dağdaki sefil hayattan kaçarak kurtulmak isteyen militanların etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak serbest kalmaları sonucu, yavaş yavaş çözülüyor.
     
     	Terör örgütü PKK'da 12 yıl kaldıktan sonra güvenlik güçlerine teslim olan örgüt üyesi C.Ö, TCK'nın etkin pişmanlık maddesinden yararlanarak serbest bırakıldı. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen karar duruşmasında, son savunmasını yapan tutuklu sanık C.Ö, terör örgütünün yurt dışındaki kampları hakkında çarpıcı ifadelerde bulundu.
     
           	Duruşmada, savunma yapan sanık C.Ö, 1996 yılında Türkiye'den kaçak yollarla gittiği Almanya'da terör örgütü PKK'ya katıldığını söyledi. Sanık C.Ö, Almanya'da sığınma talebinde bulunduğunu ve gönderildiği mülteci kampında kendisine terör örgütü PKK'nın propagandasının yapıldığını ve örgüt üyelerinin yer aldığı video kasetlerinin izletildiğini belirtti. Yapılan propagandalardan etkilenerek Almanya'da terör örgütüne katılmaya karar verdiğini kaydeden C.Ö, şunları söyledi: ''Belçika'daki PKK kamplarına katılmaya karar verdim. Brüksel'e yakın bir yerleşim yerindeki çiftlikte örgütün kampı vardı, burada 45 gün siyasi eğitim aldım. Buradaki siyasi eğitimden sonra Hollanda'nın Amsterdam şehrine gelerek buradaki kampa katıldım. Aynı yerde örgüt tarafından kiralanmış bir binada örgüte ait dernek vardı ve eğitim veriliyordu. 2 ay kaldıktan sonra Yunanistan'ın başkenti Atina'ya geçtim. Burada da örgüte ait bürolar ve dernek merkezleri vardı. Yine 2 ay eğitim gördükten sonra İran'a geçtim. Tahran'da bir süre kaldıktan sonra Urumiye şehrine intikal ettim. Urumiye'de örgüte ait bir çiftlik vardı, burada da 1 ay eğitim gördüm. İran'dan Irak'ın kuzeyindeki Zagros kampına geçtim. Burada bana 'Zafer' kod adı verildi. Örgütün Hinere, Hakurk ve Zap kamplarında kaldım.''
     
    	Sol ayağındaki rahatsızlık nedeniyle askeri eğitim almadığını ancak örgütün buna rağmen kendisine silah verdiğini ifade eden C.Ö, ''Bana verilen silahın temizliğini dahi yapamıyordum. Bu nedenle bana ceza verildi. Sonra yaptığım yanlışlığın farkına vardım. Aileme ve ülkeme geri dönmeye karar verdim. Tedavi için Irak'ın kuzeyindeki Dohuk kentine geldiğimde buradan kaçarak IKDP güçlerine sığındım. Onlar da beni Habur Gümrük Kapısı'ndan Türk güvenlik güçlerine teslim etti'' dedi.
     
     	İddia makamı, hakkında terör örgütü üyesi olmak suçundan dava açılan sanığın, örgütün faaliyetleri çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden kendiliğinden örgütten ayrılarak güvenlik güçlerine teslim olduğunu belirterek, etkin pişmanlık hükmünün uygulanmasını talep etti. Mahkeme heyeti verdiği kısa bir aranın ardından sanık C.Ö'nün TCK'nın ''etkin pişmanlık'' hükmünü içeren 221. maddesi uyarınca tahliyesine karar verdi.

	Etkin pişmanlıktan yararlanan C.Ö, barış ve huzur dolu bir geleceğe doğru adım atarken, terör örgütü PKK da sona doğru ilerliyor. Çocuklarının örgütün hain emellerinden kurtulmasını ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasını isteyen aileler de, güvenlik güçleriyle irtibat kurarak, girişimlerini sürdürüyor. Darısı yeni C.Ö’lerin başına!.....
	 
     	Helin Demir
	helindem@mynet.com</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>PKK ERİYOR, KUCAKLAYICI GÜÇ KOLLARINI AÇMIŞ BEKLİYOR!</p>
<p>	Türk Ceza Kanunu’nun 221.maddesinin terör örgütü PKK’dan ayrılarak teslim olanlara uygulanması sonucu, her geçen gün PKK güç kaybetmeye devam ediyor. Güvenlik güçlerinin sınır ötesi operasyonları sonucu iyice köşeye sıkışan PKK,  örgütün şiddet eylemleri, despotik uygulamaları ve dağdaki sefil hayattan kaçarak kurtulmak isteyen militanların etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak serbest kalmaları sonucu, yavaş yavaş çözülüyor.</p>
<p>     	Terör örgütü PKK&#8217;da 12 yıl kaldıktan sonra güvenlik güçlerine teslim olan örgüt üyesi C.Ö, TCK&#8217;nın etkin pişmanlık maddesinden yararlanarak serbest bırakıldı. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen karar duruşmasında, son savunmasını yapan tutuklu sanık C.Ö, terör örgütünün yurt dışındaki kampları hakkında çarpıcı ifadelerde bulundu.</p>
<p>           	Duruşmada, savunma yapan sanık C.Ö, 1996 yılında Türkiye&#8217;den kaçak yollarla gittiği Almanya&#8217;da terör örgütü PKK&#8217;ya katıldığını söyledi. Sanık C.Ö, Almanya&#8217;da sığınma talebinde bulunduğunu ve gönderildiği mülteci kampında kendisine terör örgütü PKK&#8217;nın propagandasının yapıldığını ve örgüt üyelerinin yer aldığı video kasetlerinin izletildiğini belirtti. Yapılan propagandalardan etkilenerek Almanya&#8217;da terör örgütüne katılmaya karar verdiğini kaydeden C.Ö, şunları söyledi: &#8221;Belçika&#8217;daki PKK kamplarına katılmaya karar verdim. Brüksel&#8217;e yakın bir yerleşim yerindeki çiftlikte örgütün kampı vardı, burada 45 gün siyasi eğitim aldım. Buradaki siyasi eğitimden sonra Hollanda&#8217;nın Amsterdam şehrine gelerek buradaki kampa katıldım. Aynı yerde örgüt tarafından kiralanmış bir binada örgüte ait dernek vardı ve eğitim veriliyordu. 2 ay kaldıktan sonra Yunanistan&#8217;ın başkenti Atina&#8217;ya geçtim. Burada da örgüte ait bürolar ve dernek merkezleri vardı. Yine 2 ay eğitim gördükten sonra İran&#8217;a geçtim. Tahran&#8217;da bir süre kaldıktan sonra Urumiye şehrine intikal ettim. Urumiye&#8217;de örgüte ait bir çiftlik vardı, burada da 1 ay eğitim gördüm. İran&#8217;dan Irak&#8217;ın kuzeyindeki Zagros kampına geçtim. Burada bana &#8216;Zafer&#8217; kod adı verildi. Örgütün Hinere, Hakurk ve Zap kamplarında kaldım.&#8221;</p>
<p>    	Sol ayağındaki rahatsızlık nedeniyle askeri eğitim almadığını ancak örgütün buna rağmen kendisine silah verdiğini ifade eden C.Ö, &#8221;Bana verilen silahın temizliğini dahi yapamıyordum. Bu nedenle bana ceza verildi. Sonra yaptığım yanlışlığın farkına vardım. Aileme ve ülkeme geri dönmeye karar verdim. Tedavi için Irak&#8217;ın kuzeyindeki Dohuk kentine geldiğimde buradan kaçarak IKDP güçlerine sığındım. Onlar da beni Habur Gümrük Kapısı&#8217;ndan Türk güvenlik güçlerine teslim etti&#8221; dedi.</p>
<p>     	İddia makamı, hakkında terör örgütü üyesi olmak suçundan dava açılan sanığın, örgütün faaliyetleri çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden kendiliğinden örgütten ayrılarak güvenlik güçlerine teslim olduğunu belirterek, etkin pişmanlık hükmünün uygulanmasını talep etti. Mahkeme heyeti verdiği kısa bir aranın ardından sanık C.Ö&#8217;nün TCK&#8217;nın &#8221;etkin pişmanlık&#8221; hükmünü içeren 221. maddesi uyarınca tahliyesine karar verdi.</p>
<p>	Etkin pişmanlıktan yararlanan C.Ö, barış ve huzur dolu bir geleceğe doğru adım atarken, terör örgütü PKK da sona doğru ilerliyor. Çocuklarının örgütün hain emellerinden kurtulmasını ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasını isteyen aileler de, güvenlik güçleriyle irtibat kurarak, girişimlerini sürdürüyor. Darısı yeni C.Ö’lerin başına!&#8230;..</p>
<p>     	Helin Demir<br />
	<a href="mailto:helindem@mynet.com">helindem@mynet.com</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>helin demir tarafından</title>
		<link>http://www.volkanalabaz.com/red-bull-ve-pkk-karsitligi.htm#comment-989</link>
		<dc:creator>helin demir</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jan 2008 11:13:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.volkanalabaz.com/red-bull-ve-pkk-karsitligi.htm#comment-989</guid>
		<description>DTP’DEN KÜSTAH AÇIKLAMA:
“PKK Siyasi Bir Partidir!”
DTP’nin, sırtını demokrasi dışı bir güce dayadığı, önüne sunulan tüm imkanlara rağmen kendini bu güçten soyutlayamadığı yadsınamayacak bir gerçek olarak karşımızda duruyor. DTP’nin kendisini PKK ya da PKK’ya sempati duyan kitlelerin temsilcisi veya sözcüsü olarak gördüğü, bu tarz demeçlere yöneldiği sürece, Türkiye’de başlayan açılımları zedeleyeceği, kendisine gösterilen iyi niyetleri eriteceği ve genel anlamda sistemi tıkayacağı da maalesef açık bir gerçek.
DTP'nin Parti Meclisi sonuç bildirgesinde yer alan "PKK'nin siyasal bir örgütlenme" olduğuna ilişkin tanımlamanın ardından, DTP Batman Milletvekili Bengi Yıldız da terör örgütünü "Bölgede etkin bir parti" olarak nitelendirdi. Yıldız, “Ekonomik ve diğer sorunlardan dolayı çok sayıda insanın hâlâ PKK'ya katıldığını” savunarak, "PKK, ne yazık ki geçmişteki olumsuz uygulamaların sonucu olarak bölgede etkin bir partidir" diye konuştu. 
DTP'li Yıldız, “TBMM'deki tüm siyasi partilerin şiddetin olmadığı, ekonomik olarak güçlü, demokratik bir Türkiye'yi savunduğunu” belirterek, "Avrupalı dostlarımızın bunu bilmesini istiyoruz" dedi. Türkiye'nin uzun yıllar sorunlarıyla yaşadığını, ilk kez 25 yıldan beri demokratik sürecin kesintisiz sürdüğünü” kaydeden Yıldız, şunları söyledi: "Kürt sorunuyla ilgili sıkıntılar, geçmişin politikalarından kaynaklanıyor. Türkiye, hem bu kesintisiz süreçte hem de AB sürecinde sorunu gördü. Bu sorun hepimizindir, Türkiye'nindir. Parlamento çatısı altında konuşulur ve birlikte çözüm geliştirilirse, belki bu sorun da geçmişte kalır. Avrupalı dostlarımızdan beklentimiz, sorunlarımızı karşımıza engel olarak çıkarmaları değil, çözümünde bize yardımcı olmalarıdır." 
Bengi Yıldız’ın “PKK”yı tanımlarken yaptığı açıklamalar her zamanki gibi provokasyon kokulu ifadelerden oluşmaktadır. Oysa siyasi partiler, birer yer altı örgütüne dönüşemeyecek kadar geniş tabanlı, açık ve kolektif sağ duyuya dayanan örgütlerdir. Değişimi ve yapısal dönüşümleri savunan partiler dahil bunu toplumsal uzlaşma ve reformculuk yöntemleriyle yaparlar. Bilirler ki şiddet ve kaba kuvvet demokrasinin değil, diktatoryanın ebesidir. Şu halde siyasi partiler, demokrasinin, özgürlüklerin ve istikrarın dolayısıyla insani bir düzenin güvencesidirler.
	
Bu arada; PKK’nın siyasi parti olmayıp, terörist bir örgüt olduğu hususunun en iyi şekilde PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan tarafından açıklanması da, bunun en iyi kanıtı olarak görülmektedir. Abdullah Öcalan, ‘1989 tarihli Abdullah Öcalan Seçme Yazılar Cilt IV’ adlı eserde, PKK’yı “Partinin taktiği gerilladır. Şimdi bu siyasi gelişmeleri yönlendiriyor…(Syf 332) Gerilla çekirdeği, parti çekirdeğimizin yoğunlaşmış bir ifadesidir de diyebiliriz. Yine gerilla çekirdeğinin uzun bir süre parti öncü çekirdeklerinden ibaret olduğunu söylemeye bile gerek yoktur. Halen de bu durum önemli oranda böyledir. En sağlam partililer gerillayı geliştirir. Bu durumda, gerilla çekirdeğinin örgütlenmesi, yönetimi çalışma ve savaşım tarzı en fazla üzerinde durmamız gereken bir husustur. (Syf 145-146)…Bilindiği gibi, savaşı kurmaylık yürütür. Bizde savaş kurmayı partidir. (Syf 141)” şeklinde anlatmaktadır.

Ancak bir uzman, terör örgütünü bu kadar iyi tanımlayabilir. Tanımlayan onun kurucusudur. Örgütün amacını ve kurgusunu hiç kimse ondan daha iyi bilemeyecektir. PKK’nın bir siyasi partiden çok savaş aygıtı, ayrılıkçı bir terör örgütü olduğunu söyleyen kendisidir. Parti üyesinin aslında silahlı bir eylemci, ideolojisinin yerleşik siyasi düzeni zorla devirmeyi amaçlayan Leninist olduğunu söylemesi PKK’yı tanımayanlar için açıklayıcıdır.

Siyasi partiler, ülkedeki temel eğilimleri ve istemleri siyasi kurumlara yansıtarak toplumsal uzlaşmanın gerçekleşmesini sağlarlar. Söz konusu uzlaşma olmazsa anayasa metinleri olarak kayda geçirilmiş sosyal mukaveleler de gerçekleşmez, toplumsal huzur ve barış da sağlanamaz. Oysa bir toplumun istikrarı ve ilerlemesi huzur ve barış ortamında mümkündür. Siyaset ise, bu ortamı yaratmanın temel aracıdır. Bu durumda; PKK, adındaki ‘parti’ sıfatına uygun bir tavır içine girmeyen, terörizmi bir siyaset yöntemi olarak görmeyi ve kullanmayı benimseyen tutumuyla asla ‘siyasi parti’ olarak tanımlanamayacaktır.

Helin Demir
helindem@mynet.com</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>DTP’DEN KÜSTAH AÇIKLAMA:<br />
“PKK Siyasi Bir Partidir!”<br />
DTP’nin, sırtını demokrasi dışı bir güce dayadığı, önüne sunulan tüm imkanlara rağmen kendini bu güçten soyutlayamadığı yadsınamayacak bir gerçek olarak karşımızda duruyor. DTP’nin kendisini PKK ya da PKK’ya sempati duyan kitlelerin temsilcisi veya sözcüsü olarak gördüğü, bu tarz demeçlere yöneldiği sürece, Türkiye’de başlayan açılımları zedeleyeceği, kendisine gösterilen iyi niyetleri eriteceği ve genel anlamda sistemi tıkayacağı da maalesef açık bir gerçek.<br />
DTP&#8217;nin Parti Meclisi sonuç bildirgesinde yer alan &#8220;PKK&#8217;nin siyasal bir örgütlenme&#8221; olduğuna ilişkin tanımlamanın ardından, DTP Batman Milletvekili Bengi Yıldız da terör örgütünü &#8220;Bölgede etkin bir parti&#8221; olarak nitelendirdi. Yıldız, “Ekonomik ve diğer sorunlardan dolayı çok sayıda insanın hâlâ PKK&#8217;ya katıldığını” savunarak, &#8220;PKK, ne yazık ki geçmişteki olumsuz uygulamaların sonucu olarak bölgede etkin bir partidir&#8221; diye konuştu.<br />
DTP&#8217;li Yıldız, “TBMM&#8217;deki tüm siyasi partilerin şiddetin olmadığı, ekonomik olarak güçlü, demokratik bir Türkiye&#8217;yi savunduğunu” belirterek, &#8220;Avrupalı dostlarımızın bunu bilmesini istiyoruz&#8221; dedi. Türkiye&#8217;nin uzun yıllar sorunlarıyla yaşadığını, ilk kez 25 yıldan beri demokratik sürecin kesintisiz sürdüğünü” kaydeden Yıldız, şunları söyledi: &#8220;Kürt sorunuyla ilgili sıkıntılar, geçmişin politikalarından kaynaklanıyor. Türkiye, hem bu kesintisiz süreçte hem de AB sürecinde sorunu gördü. Bu sorun hepimizindir, Türkiye&#8217;nindir. Parlamento çatısı altında konuşulur ve birlikte çözüm geliştirilirse, belki bu sorun da geçmişte kalır. Avrupalı dostlarımızdan beklentimiz, sorunlarımızı karşımıza engel olarak çıkarmaları değil, çözümünde bize yardımcı olmalarıdır.&#8221;<br />
Bengi Yıldız’ın “PKK”yı tanımlarken yaptığı açıklamalar her zamanki gibi provokasyon kokulu ifadelerden oluşmaktadır. Oysa siyasi partiler, birer yer altı örgütüne dönüşemeyecek kadar geniş tabanlı, açık ve kolektif sağ duyuya dayanan örgütlerdir. Değişimi ve yapısal dönüşümleri savunan partiler dahil bunu toplumsal uzlaşma ve reformculuk yöntemleriyle yaparlar. Bilirler ki şiddet ve kaba kuvvet demokrasinin değil, diktatoryanın ebesidir. Şu halde siyasi partiler, demokrasinin, özgürlüklerin ve istikrarın dolayısıyla insani bir düzenin güvencesidirler.</p>
<p>Bu arada; PKK’nın siyasi parti olmayıp, terörist bir örgüt olduğu hususunun en iyi şekilde PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan tarafından açıklanması da, bunun en iyi kanıtı olarak görülmektedir. Abdullah Öcalan, ‘1989 tarihli Abdullah Öcalan Seçme Yazılar Cilt IV’ adlı eserde, PKK’yı “Partinin taktiği gerilladır. Şimdi bu siyasi gelişmeleri yönlendiriyor…(Syf 332) Gerilla çekirdeği, parti çekirdeğimizin yoğunlaşmış bir ifadesidir de diyebiliriz. Yine gerilla çekirdeğinin uzun bir süre parti öncü çekirdeklerinden ibaret olduğunu söylemeye bile gerek yoktur. Halen de bu durum önemli oranda böyledir. En sağlam partililer gerillayı geliştirir. Bu durumda, gerilla çekirdeğinin örgütlenmesi, yönetimi çalışma ve savaşım tarzı en fazla üzerinde durmamız gereken bir husustur. (Syf 145-146)…Bilindiği gibi, savaşı kurmaylık yürütür. Bizde savaş kurmayı partidir. (Syf 141)” şeklinde anlatmaktadır.</p>
<p>Ancak bir uzman, terör örgütünü bu kadar iyi tanımlayabilir. Tanımlayan onun kurucusudur. Örgütün amacını ve kurgusunu hiç kimse ondan daha iyi bilemeyecektir. PKK’nın bir siyasi partiden çok savaş aygıtı, ayrılıkçı bir terör örgütü olduğunu söyleyen kendisidir. Parti üyesinin aslında silahlı bir eylemci, ideolojisinin yerleşik siyasi düzeni zorla devirmeyi amaçlayan Leninist olduğunu söylemesi PKK’yı tanımayanlar için açıklayıcıdır.</p>
<p>Siyasi partiler, ülkedeki temel eğilimleri ve istemleri siyasi kurumlara yansıtarak toplumsal uzlaşmanın gerçekleşmesini sağlarlar. Söz konusu uzlaşma olmazsa anayasa metinleri olarak kayda geçirilmiş sosyal mukaveleler de gerçekleşmez, toplumsal huzur ve barış da sağlanamaz. Oysa bir toplumun istikrarı ve ilerlemesi huzur ve barış ortamında mümkündür. Siyaset ise, bu ortamı yaratmanın temel aracıdır. Bu durumda; PKK, adındaki ‘parti’ sıfatına uygun bir tavır içine girmeyen, terörizmi bir siyaset yöntemi olarak görmeyi ve kullanmayı benimseyen tutumuyla asla ‘siyasi parti’ olarak tanımlanamayacaktır.</p>
<p>Helin Demir<br />
<a href="mailto:helindem@mynet.com">helindem@mynet.com</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>helindem tarafından</title>
		<link>http://www.volkanalabaz.com/red-bull-ve-pkk-karsitligi.htm#comment-983</link>
		<dc:creator>helindem</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 12:40:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.volkanalabaz.com/red-bull-ve-pkk-karsitligi.htm#comment-983</guid>
		<description>DOĞUYA YATIRIM ATAĞI
Türkiye’de geri kalmışlık, işsizlik, yoksulluk, sosyal haklardan mahrumiyet gibi sorunların en az Doğu ve Güneydoğu'da yaşanan düzeyde olduğu yerler elbette mevcuttur. Ancak hiçbirinde bu sorunlar Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da olduğu şekilde, coğrafi bakımdan yaygın, sürekli ve kapsamlı değildir ve hiçbirinde bu sorunlar sürekli göçe sebep olan, terörü besleyen, ulusal ve uluslararası düzeyde istismara açık bir noktaya gelmemiştir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu denince, sorunun terör, şiddet, güvenlik, etnisite, kültürel ve demokratik haklar gibi boyutları da vardır ve önemlidir. Soruna bugünkü çözüm arayışında terörle mücadele ile birlikte kültürel ve demokratik haklar, siyasi katılım ve temsil, feodal yapının değişmesi ve modernleşme gibi çok önemli hususların değişik ağırlıklarla mevcudiyeti de bir gerçektir. Ancak soruna kesin, sürekli ve kalıcı çözüm ararken, bölgedeki yoksulluğu diğer tüm sorunların ana kaynağı olarak görmek gerekir. Bölgedeki yoksulluğun yaygınlığı ve kapsamı toplumda büyük bir karamsarlık oluşturmakta, ayrıca etnik boyut ile bütünleşmekte ve dış güçler tarafından da kullanılmaktadır. Çözüm, kültürel, demokratik ve sosyal politikalarla eşzamanlı olarak bölgenin geri kalmışlığında belirleyici faktörlerden biri olan terörün de panzehiri ekonomik kalkınma öncelikli bir yaklaşımla bulunacaktır. Bu çözüm Türkiye'yi ayağındaki prangadan da kurtaracaktır. 
Çözüm senaryosu yumuşak ve kararlı bir biçimde iyi planlanmalı, kararlılık ve cesaretle uygulanmalıdır. Bulunacak çözüm, dünyadaki değişim sürecini doğru değerlendiren bir yaklaşımla ve bütün dünyada gelişmenin evrensel ölçütleri olarak kabul edilen demokrasi, insan hakları ve piyasa ekonomisi ilkelerine bağlı kalarak, bölgede yaşayan insanların gelecekteki yaşam biçimini oluşturma hedefine odaklanmalıdır. Atılacak her adım, bölge halkına bir gelecek modeli sunmalı, bir yaşam biçimi vaat etmelidir. İnsanlar umutla uyanmalı, günü heyecanla karşılamalı ve heyecan duyarak güne katılmalıdır. Bu temel felsefe olmalıdır. Daha fazla geç kalınmadan, bu yolda somut adım atılmalıdır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu, dünyanın bu bölgeye sahip çıkmasını sağlayan politikalarla bölgesel üretim üssü ve ticaret merkezi haline getirilmelidir. Avrupa Birliği'nin Asya'ya açılan kapısı… 
Diyarbakır'da gerçekleşen hain saldırı sonrası bölgeye giderek halkın acısını paylaşan işadamları, terör belasından kurtulmak için yatırım yapılması gerektiği konusunda ortak bir karar aldı. “Kimse Yok Mu?” Derneği'nin öncülüğünde Kurban Bayramı vesilesiyle başlatılan işadamlarının Doğu'ya çıkarma hamlesi hızını artırarak devam ediyor. Yurtdışından ve Türkiye'nin batı illerinden bölgeye gelen yüzlerce hayırsever işadamı, dayanışma ve kardeşlik ruhunu yatırımla sürdürmek için kolları sıvadı. Bölgeyi yıllarca ihmal ettiklerini geç de olsa anladıklarını itiraf eden işadamları, Güneydoğu'nun cazibe merkezi haline getirilmesi halinde sıkıntıların aşılacağı görüşünde. İşadamları, ortak yatırımlar için de Diyarbakırlı işadamları veya sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapmayı düşünüyor. Diyarbakır'a düşen bombanın herkesi yaktığını söyleyen işadamlarından Tacettin Negiş, “Türkiye'nin Türk'üyle, Kürt'üyle, Laz'ıyla, Çerkez'iyle bir bütün olduğunun unutulmaması gerektiğini” söyledi. “Bölgede öncelikle cehaletin önüne geçilmesi gerektiğini” anlatan Tacettin Negiş, "Diyarbakır'ın acısı bizim de acımız. Bundan sonra bölgedeki dertleri değil, yapılacak yatırımları konuşalım. Cehaleti önlememiz lazım. Bunun için bizim gibi işadamı ve sanayicilerin, devlet öncülüğünde okul ve okuma evlerini çoğaltması gerekiyor. Bölgenin eğitim düzeyi artırılmalı. Halk bilinçli hale getirilmeli. Ardından yatırımlar yapmamız, bölge halkına yeni iş sahaları açmamız lazım. Buradaki sivil toplum kuruluşları bizlerle bir konsept hazırlamalı. Bütünleşme sağlanırsa bu iş çözülecek. Ancak yeni iş imkanları açarak, yoksulluğun önüne geçerek terör belasından kurtulabiliriz. Bu konuda bize önemli görevler düşüyor." şeklinde konuştu. 

Tekstilci işadamı Ali Akbulut, “Diyarbakır'ın acısını paylaşmaya geldiklerini” anlattı. “Cehalet ve yoksulluğun terörü beslediğini” aktaran Akbulut, "Bundan sonra inşallah buralara sanayi için, iş yapmak için geleceğiz. Kardeşliğimizi, yöre halkına yeni iş imkanları açarak pekiştireceğiz." dedi. Bir başka tekstilci İrfan Hacıosmanoğlu ise talihsiz bir dönemin yaşandığını; ancak bundan sonra hep beraber el ele olacaklarını belirtti. Hacıosmanoğlu, "Asıl mesele eğitimdir. 21 tane okuma salonunu 100'lere çıkarmamız lazım." diye konuştu. İstanbullu işadamı Fevzi Gürses, “Doğu ile batı arasında hiç ayrı gayrılarının olmadığını gördüğünü” söyledi. Gürses, "Onlara zamanında yardımcı olamadık. Dağa çıkmaları önlemeliydik. Artık yatırımlar yapılmalı, halkın gönlü alınmalı. İnanıyorum ki bizler bundan sonra kardeşlerimizi yatırımla kucaklayacağız." diye konuştu 
Yine işadamlarından Mehmet Zeki İyibaş da bölgeye acilen yatırım yapılmasını gerektiği konusunda hemfikir. İyibaş, "Sadece olayı kınamakla olmuyor. İşadamları olarak bölgeye yatırım yapmalıyız. Eğitim faaliyetleri kendi içinde muhakkak olacak. Eğitimciler zaten bölgede en güzelini yapacaklardır. Ama işadamları olarak buraya yatırım yapmazlarsa 30 sene daha bu sıkıntıları yaşayacağız." diyerek önemli bir noktaya parmak bastı. İstanbul'da ikamet eden Bingöllü işadamlarından Zekai Ademci de şunları söyledi: "Doğu'yu cazibe merkezi haline getirirsek terörün biteceğine ve buradaki insanların bakış açısının değişeceğine inanıyorum." 
	Terörle mücadelede alınacak önlemlerin kararlı ve emin adımlarla devam etmesi vicdan sahibi olan herkes için sevindirici bir gelişme olarak karşımızda duruyor. Türkiye, artık gelecek günlere barış dolu umutlarla yürüyor.

	Helin Demir     helindem@mynet.com</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>DOĞUYA YATIRIM ATAĞI<br />
Türkiye’de geri kalmışlık, işsizlik, yoksulluk, sosyal haklardan mahrumiyet gibi sorunların en az Doğu ve Güneydoğu&#8217;da yaşanan düzeyde olduğu yerler elbette mevcuttur. Ancak hiçbirinde bu sorunlar Doğu ve Güneydoğu Anadolu&#8217;da olduğu şekilde, coğrafi bakımdan yaygın, sürekli ve kapsamlı değildir ve hiçbirinde bu sorunlar sürekli göçe sebep olan, terörü besleyen, ulusal ve uluslararası düzeyde istismara açık bir noktaya gelmemiştir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu denince, sorunun terör, şiddet, güvenlik, etnisite, kültürel ve demokratik haklar gibi boyutları da vardır ve önemlidir. Soruna bugünkü çözüm arayışında terörle mücadele ile birlikte kültürel ve demokratik haklar, siyasi katılım ve temsil, feodal yapının değişmesi ve modernleşme gibi çok önemli hususların değişik ağırlıklarla mevcudiyeti de bir gerçektir. Ancak soruna kesin, sürekli ve kalıcı çözüm ararken, bölgedeki yoksulluğu diğer tüm sorunların ana kaynağı olarak görmek gerekir. Bölgedeki yoksulluğun yaygınlığı ve kapsamı toplumda büyük bir karamsarlık oluşturmakta, ayrıca etnik boyut ile bütünleşmekte ve dış güçler tarafından da kullanılmaktadır. Çözüm, kültürel, demokratik ve sosyal politikalarla eşzamanlı olarak bölgenin geri kalmışlığında belirleyici faktörlerden biri olan terörün de panzehiri ekonomik kalkınma öncelikli bir yaklaşımla bulunacaktır. Bu çözüm Türkiye&#8217;yi ayağındaki prangadan da kurtaracaktır.<br />
Çözüm senaryosu yumuşak ve kararlı bir biçimde iyi planlanmalı, kararlılık ve cesaretle uygulanmalıdır. Bulunacak çözüm, dünyadaki değişim sürecini doğru değerlendiren bir yaklaşımla ve bütün dünyada gelişmenin evrensel ölçütleri olarak kabul edilen demokrasi, insan hakları ve piyasa ekonomisi ilkelerine bağlı kalarak, bölgede yaşayan insanların gelecekteki yaşam biçimini oluşturma hedefine odaklanmalıdır. Atılacak her adım, bölge halkına bir gelecek modeli sunmalı, bir yaşam biçimi vaat etmelidir. İnsanlar umutla uyanmalı, günü heyecanla karşılamalı ve heyecan duyarak güne katılmalıdır. Bu temel felsefe olmalıdır. Daha fazla geç kalınmadan, bu yolda somut adım atılmalıdır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu, dünyanın bu bölgeye sahip çıkmasını sağlayan politikalarla bölgesel üretim üssü ve ticaret merkezi haline getirilmelidir. Avrupa Birliği&#8217;nin Asya&#8217;ya açılan kapısı…<br />
Diyarbakır&#8217;da gerçekleşen hain saldırı sonrası bölgeye giderek halkın acısını paylaşan işadamları, terör belasından kurtulmak için yatırım yapılması gerektiği konusunda ortak bir karar aldı. “Kimse Yok Mu?” Derneği&#8217;nin öncülüğünde Kurban Bayramı vesilesiyle başlatılan işadamlarının Doğu&#8217;ya çıkarma hamlesi hızını artırarak devam ediyor. Yurtdışından ve Türkiye&#8217;nin batı illerinden bölgeye gelen yüzlerce hayırsever işadamı, dayanışma ve kardeşlik ruhunu yatırımla sürdürmek için kolları sıvadı. Bölgeyi yıllarca ihmal ettiklerini geç de olsa anladıklarını itiraf eden işadamları, Güneydoğu&#8217;nun cazibe merkezi haline getirilmesi halinde sıkıntıların aşılacağı görüşünde. İşadamları, ortak yatırımlar için de Diyarbakırlı işadamları veya sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapmayı düşünüyor. Diyarbakır&#8217;a düşen bombanın herkesi yaktığını söyleyen işadamlarından Tacettin Negiş, “Türkiye&#8217;nin Türk&#8217;üyle, Kürt&#8217;üyle, Laz&#8217;ıyla, Çerkez&#8217;iyle bir bütün olduğunun unutulmaması gerektiğini” söyledi. “Bölgede öncelikle cehaletin önüne geçilmesi gerektiğini” anlatan Tacettin Negiş, &#8220;Diyarbakır&#8217;ın acısı bizim de acımız. Bundan sonra bölgedeki dertleri değil, yapılacak yatırımları konuşalım. Cehaleti önlememiz lazım. Bunun için bizim gibi işadamı ve sanayicilerin, devlet öncülüğünde okul ve okuma evlerini çoğaltması gerekiyor. Bölgenin eğitim düzeyi artırılmalı. Halk bilinçli hale getirilmeli. Ardından yatırımlar yapmamız, bölge halkına yeni iş sahaları açmamız lazım. Buradaki sivil toplum kuruluşları bizlerle bir konsept hazırlamalı. Bütünleşme sağlanırsa bu iş çözülecek. Ancak yeni iş imkanları açarak, yoksulluğun önüne geçerek terör belasından kurtulabiliriz. Bu konuda bize önemli görevler düşüyor.&#8221; şeklinde konuştu. </p>
<p>Tekstilci işadamı Ali Akbulut, “Diyarbakır&#8217;ın acısını paylaşmaya geldiklerini” anlattı. “Cehalet ve yoksulluğun terörü beslediğini” aktaran Akbulut, &#8220;Bundan sonra inşallah buralara sanayi için, iş yapmak için geleceğiz. Kardeşliğimizi, yöre halkına yeni iş imkanları açarak pekiştireceğiz.&#8221; dedi. Bir başka tekstilci İrfan Hacıosmanoğlu ise talihsiz bir dönemin yaşandığını; ancak bundan sonra hep beraber el ele olacaklarını belirtti. Hacıosmanoğlu, &#8220;Asıl mesele eğitimdir. 21 tane okuma salonunu 100&#8242;lere çıkarmamız lazım.&#8221; diye konuştu. İstanbullu işadamı Fevzi Gürses, “Doğu ile batı arasında hiç ayrı gayrılarının olmadığını gördüğünü” söyledi. Gürses, &#8220;Onlara zamanında yardımcı olamadık. Dağa çıkmaları önlemeliydik. Artık yatırımlar yapılmalı, halkın gönlü alınmalı. İnanıyorum ki bizler bundan sonra kardeşlerimizi yatırımla kucaklayacağız.&#8221; diye konuştu<br />
Yine işadamlarından Mehmet Zeki İyibaş da bölgeye acilen yatırım yapılmasını gerektiği konusunda hemfikir. İyibaş, &#8220;Sadece olayı kınamakla olmuyor. İşadamları olarak bölgeye yatırım yapmalıyız. Eğitim faaliyetleri kendi içinde muhakkak olacak. Eğitimciler zaten bölgede en güzelini yapacaklardır. Ama işadamları olarak buraya yatırım yapmazlarsa 30 sene daha bu sıkıntıları yaşayacağız.&#8221; diyerek önemli bir noktaya parmak bastı. İstanbul&#8217;da ikamet eden Bingöllü işadamlarından Zekai Ademci de şunları söyledi: &#8220;Doğu&#8217;yu cazibe merkezi haline getirirsek terörün biteceğine ve buradaki insanların bakış açısının değişeceğine inanıyorum.&#8221;<br />
	Terörle mücadelede alınacak önlemlerin kararlı ve emin adımlarla devam etmesi vicdan sahibi olan herkes için sevindirici bir gelişme olarak karşımızda duruyor. Türkiye, artık gelecek günlere barış dolu umutlarla yürüyor.</p>
<p>	Helin Demir     <a href="mailto:helindem@mynet.com">helindem@mynet.com</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
