Savaş Esnasında Ada Olmak
Evet, adaları dolaşıyoruz ÅŸimdi de sanal olarak. Ada olmak coÄŸrafi olarak bazı avantajlar saÄŸlıyor. Eskiden savaÅŸlar daha çok kara üzerinde oluyordu ve ada insanlarının kendilerini dış etkilerden korumaları daha kolay oluyordu. Japonya Avrupa’nın yayılmacılığından uzun süre kendini bu sayede koruyabildi. Hammadde kıtlığı çeken Avrupalılar aynen haçlı seferlerinde olduÄŸu gibi bir bahane bulup Asya’nın hazinelerini ellerine geçirmeye çalışıyorlardı. Åžu anda okuduÄŸum ilginç bir kitapta yazdığı gibi misyonerlik sömürünün bir ayağı idi. Misyonerler ‘Biz savaÅŸçı deÄŸiliz, sadece gariban dindar insanlarız.’ ayağı ile o ülkeye giriyorlar ama gitgide o ülkeyi içten ele geçirmeye çalışıyorlardı. Mesela Japonya da ve Çin de belli bir sayıya gelince artık o ülkenin hükümdarına deÄŸil, Papa ya tabii olduklarını iddia ediyorlardı.Eski dönemden bahsediyorum tabiî ki. Misyonerlik sömürünün önemli bir ayağı idi.Eski Avrupalı zenginler biraz saf olan ve en ufak bir kariyer ÅŸansı olmayan kendi insanlarını ‘genellikle sermayesi olmayan sınıflar; küçük burjuva ve köylü’ kullanmış oluyorlardı böylelikle. Özellikle yayılmacılığın ilk yüzyıllarında Portekizlilerin Cizvit papazları ile yaptıkları yayılmacılıkta… Zenginler ve kilisenin iliÅŸkisi her zaman kuvvetli olmuÅŸtur Batı da, çünkü birbirlerinden para olarak bağımlı olduklarını bilirler. Yani sömürü sadece dışta deÄŸil, en baÅŸta Avrupa’nın kendi içinde baÅŸlıyordu.
DoÄŸu da bu insanlar en baÅŸta gerçekten ruhani insanlar olarak algılanıyor ve ses çıkarılmıyordu. Ama bunun Batı’nın bir Truva atı olduÄŸunu anlayan Asyalılar geç uyandılar. Mesela Japonya ve Japonlar. En baÅŸta ciddiye alınmayan, hatta saygı duyulan ve ruhani insanlar oldukları sanılan kiÅŸilerin sömürünün baÅŸ aracı oldukları anlaşıldığında, inanılmaz bir Hıristiyan takibi baÅŸladı Japonya da. Bunun üzerine Hıristiyanlığı bahane ederek bir ‘eziyet çeken zavallı keÅŸiÅŸ’ numarasıyla ‘fetih’ peÅŸinde koÅŸan asıl zengin tabakanın foyası çıktı ortaya.
Bunlar tarihten sayfalar. Åžu anda artık her din herkese açık. Kim ne olmak istiyorsa, olsun. Hıristiyanlık ta asla kendini duyuramamış, anlaşılmamış bir din deÄŸil. İsteyen kiÅŸi Hıristiyanlığı bulur ve olur veya istediÄŸi baÅŸka bir dini.Ben yüzlerce Müslüman olmuÅŸ insan tanıyorum. MisyonerliÄŸin en ufak bir manası yok bence. Zaten her zaman insan ruhu üzerinden güç ve iktidar elde etmeye çalışan adice bir tarafı olmuÅŸtur misyonerliÄŸin. Aynı ÅŸekilde İslam’ın da eskisi gibi yayılmasına artık gerek yok. İslam’ın hiçbir zaman Hıristiyanlar kadar hırslı bir misyoner ordusu olmamıştır. Yani hangi dinden olursa olsun misyoner faaliyetleri yasaklansın. Vicdan hürriyeti olan yerde, kimin ne olduÄŸu önemli deÄŸildir. İnsanlar dünyaya komünist, Hıristiyan veya Müslüman olarak gelmez. Toplum onları o kılıfa sokar. İçimizdeki toplumdışı belki de en insani tarafımızdır.
Konuya yapılan yorumları Buradan okuyabilir veya Bu linki kullanarak herhangi bir Rss aracı ile yorumları takip edebilirsiniz.


























































kesinlikle haklısın, hangi dinden olursa olsun misyonerlik baskı ve ÅŸiddet içermediÄŸi sürece yasal haktır demokratik ülkelerde ama, devlet bunları genede iyi denetlemek, kontrol etmek zorundadır, bugün dünyanın en büyük sayılı misyonerlerinden biriside unutmayalım FetoÅŸ’tur!