Posts Tagged “Amsterdam”

Dün ki yazımda bugünümü Amsterdam’da birkaç sergide geçireceğimi yazmıştım. Gerçekten hava şartları hariç süper bir sanat dolu gün geçirdim arkadaşlarımla. Çok fazla dışarıda vakit geçirmesekte dışarıda bulunduğumuz süre zarfında objektifime takılan birkaç kare oldu. Malumunuz bence dünya’da bir Amsterdam birde Çin’de hayatınızda bu kadar bisiklet göremezsiniz. En büyük bankaların genel müdürleri bile bisiklet kullanıyorlar. Hele sanat çevresinin çoğunun sadece bisiklet kullandığını söyleyebilirim. Trafik ışıkları bile bisiklet kullanıcıları için özel olarak tasarlanmış durumda. Bu iş orada büyük bir sektör haline bile dönüşmüş durumda yani. Ben de eve geldiğimiz zamandan bu yana çektiğim kareleri incelerken birde birkaç oynamadan sonra özel hal almasını sağlamaya çalıştım ortaya güzel sonuçlar çıktı. Bu iki kareyi de en son çektiklerim olarak burada sizinle paylaşmak istedim.

(more…)

Tags: , , , , , , , , , , ,

Comments Yorum yok »

Avrupa’da yaşayıp ta sanatla uğraşan her insanın bir ayağı hemen, hemen Amsterdam’da dır. Hele bekârsanız kesinlikle yaşanabilecek tek şehirdir. Dünyanın en güzel sanat yaşamına ve özgürlüğe sınır tanımadan nefes aldığınızı hissedebileceğiniz bir yer yani. Ben şuna inanıyorum ki eğer bekar bir erkek olsaydım Amsterdam’da yaşamak en doğru karar olacaktı ama buna imkan yok. Aslında konuyu nereye getirmeye çalışıyorum şuraya. Dedim ya bir ayağımız Amsterdam‘da ve daha dün akşam orada yaşayan fotoğraf sanatçısı arkadaşlarımdan bana gelen en taze haber Avrupa’nın çok yakından tanıdığı bir isim olan Hollandalı ve Amsterdam’da yaşayan fotoğraf sanatçısı Levi van Veluw’dan hakkındaydı. Büyük bir aksilik olmazsa yarın bir sergisini gezmek için yola çıkacağım ve ben oraya gitmeden sizinle elime geçen en son fotoğraflarını paylaşmak istiyorum. Harika ötesi bir çalışma sergilemiş. Doğruyu söylemek gerekirse çok kıskandım ve Hollandalı  sanatçılar ne kadar yaratıcı ve uçuk insanlar olduklarını bir kez daha kanıtladılar. Kişinin kendi sitesine buradan ulaşabilirsiniz. Ben sayfanın devamında sizler için birkaç çalışmasını paylaşıyorum. Şunu da not olarak bırakmam gerek hiçbir şekilde ne bir Photoshop çalışması ne de Aperture 2. Tamamıyla vücuda monte edilerek oluşturulmuş bir şahane fikir. (more…)

Tags: , , , , , , , , , , , , ,

Comments 1 yorum Var »

Pazar günlerini bu blog için free ilan ettiğimi herkes biliyordur. Sadece sanat konuşmak yazmak iyi geliyor. Beynimi dinlendirmeyi seviyorum bu sayede. İlk önce resim hakkında bilgi verip başlamak istiyorum: (Raising of Lazarus (after Rembrandt), The Oil on paper 50.0 x 65.0 cm.Saint-Rémy: May, 1890 F 677, JH 1972 Amsterdam: Van Gogh Müzesi.Geçen günlerde Van Gogh hakkında yeni okuduklarım zihnimde tekrar Van Gogh temasının canlanmasına sebep oldu. Zaten bu blogda sanat yazılarına ara verdiğimden beri Van Gogh konusu hakkında bir şeyler yapamıyordum. O zaman da söyleyecek çok şeyim vardı bu iki resme baktığımda. Okuduğum kitabın bakış açısı beni sinirlendirdi. Bana sadece başarı peşinde koşan bir toplum ruh hastası geliyor. Batının modern başarısının çok büyük bedelleri vardı.

Van Gogh un resminden V.G.nin tamamen hasta olduğu anlaşılıyor bu resimde. Aşağıdaki Rembrandt ise gördüğünüz gibi domuz gibi. Aslında bu bir tabir yani ruh sağlığı tamamen yerinde, hatta yeteneklerinin doruk noktasında. Kendine hâkimiyeti, fırçaya hâkimiyeti tam, hayal gücü süper!

Bu resimlerden bu iki ressamın Tanrı ya olan inançlarını yargılayabilir miyiz? Yargılamalı mıyız? Bizi ilgilendirir mi? Onların kendi mahremiyetleri değil mi? Kişisel inançları beni tabii ki ilgilendirmiyor, ama inanç kolektif imgedir aynı zamanda ve toplu düşünceye, söze, sanata yapışır. İki resim de Hıristiyanlıkta inanılan bir mucizeden bahsediyor.

Bence Rembrandt gerçek bir sanatçı idi ve böyle güzel, mükemmel bir resim yapması için inanması gerekmiyordu. Hatta inanç onu şaşırtabilir, yolundan alıkoyabilirdi. Van Gogh ise öyle değil. Van Gogh bir zavallı maalesef. Van Gogh un son zamanlarda artık imge ve istek birleşmişti, benlik yok olmuştu. Bu yüzden Van Gogh un bu resmine baktıkça Burghözli deki birçok akıl hastasının hikâyesinde olduğu gibi ağlamak geliyor içimden.

Her Pazar olduğu gibi güzel bir müzik ile bitirmek istiyorum. Türkiye haricinde bütün dünyanın ayakta alkışladığı Fazıl Say ve Nazım Hikmet ‘’Memleketim’’ . Bu arada artık siyaset yazmadığım ve düşüncelerimle Türkiye’nin düşüncelerinin bir olmadığını bildiğim için vazgeçtiğimi herkes biliyor. Ama buradan söylemek istediğim tek şey yüce tanrımdan şehitlerimizi yanına kabul etmesini ve ailelerine de sabırlar vermesini diliyorum.

İyi pazarlar.

(more…)

Tags: , , , , , , , , ,

Comments 5 Yorum Var »

Uzun zamandır Amsterdam ile ilgili yazı yazmak istiyordum ve nihayet zamanlama bugüneymiş.Efendim her insanın çok sıkıldığı anda kendini kötü hissettiği zamanlarda kaçıp gitmek istediği yerler,mekanlar,şehirler vardır.Bu benim için ise çok önemli nedeni malumunuz inanılmaz stresli ve zor bir iş ve okul hayatı sürüyorum ee hal böyle olunca kaçıp gitmek herkesten uzak bir,iki gün geçirmek yada dostlarımla eşimle beraber gidip bir şeyler içmek sohbet etmek bana çok iyi geliyor ve benim mekanım ise AMSTERDAM benim için çok özel ve önemli bir yere sahip bir oyuncunun kafa dinleyebileceği bir şehir gideniniz var mı bilemiyorum ama yoksa da ben öyle bir rehber kıvamında değil de sanki şimdi oralarda geziyormuşuz gibi anlatmaya çalışayım.

Almanya’nın her bölgesi bütün şehirleri birbirine benzer yani öyle gezmeye Köln’e gideyim derseniz hiç bir şey değişmez her yer bütün sistem aynı çünkü.O yüzden sağ olsun Tiyatro’dan arkadaşlar bu konudaki sıkıntımı bildikleri için gel bir gün Amsterdam’a gidelim bir görmüş olursun dediler.İnanın bana bende kroluk diz boyu ben öyle coğrafi bilgisi olan bir insan değilim bozuntuya da vermiyorum dedim orası uzak ne işimiz var.Dediler sen manyak mısın Dortmund-Amsterdam arası en fazla 2 saat Bakırköy-Taksim gibi yani iyi o zaman dedim gidelim bakalım.

(more…)

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Comments 4 Yorum Var »

Kapat
E-posta ile paylaş