Posts Tagged “Hıristiyanlık”

Her Pazar gününü sadece sanata ayırdığımı artık sağır sultan bile duymuştur. Bu Pazar Venüs ve Botticelli hakkında yazmak istiyorum.

Venüs, ne büyüleyici bir isim. Kızım olsaydı hep böyle etkileyici isimlerde birini koymayı isterdim. Venüs bildiğim kadarıyla Roma mitolojisinde güzelliğin, sevginin sembolü. Aynı zamanda bir gezegen. Bu şekilde yazmak ne kadar doğru bilmiyorum. Ama Arapçada Zühre diyorlarmış. Gerçi Arapçası beni pek ilgilendirmiyor ama araştırdığım dönemde karşıma çıkmıştı. Araplar kadar pis bir millet görmedim. Geçenlerde arkadaşımın ısrarına dayanamayarak bir Arap lokantasına gitmiştik. Gitmez olsaydım. Adam bana yiyeceğim pilavı elleriyle koydu. Az kalsın kusuyordum. Tabiî ki yemedim. İğreniyorum. Türkçe de Çobanyıldızı diyorlarmış. Kabul edin, hiç romantik değil. Ama yine de gerçek olan parlak bir yıldızın gökyüzünde gözüktüğü ve biz insanların ilgisini çekiyor olması. Üstelik bu yıldız gün ışımasında ve gün batımında, özellikle ay hilal halini aldığı zaman daha iyi gözüküyor. Hatta Eski Yunanlar iki ayrı yıldız olduğunu düşünüp iki zıt kelime yaratmışlar aynı obje için. Şu anda da Venüs ün parıl, parıl gözüküyor olması lazım, ama dışarı çıkıp bakmadım. Ay yeniaya yakın şu aralar yanılmıyorsam.

Asıl bahsetmek istediğim tabiî ki Botticelli. Botticelli nin yukarıda görülen ve pek tanınan tablosu aynı zamanda Renaissance ın başlangıcını oluşturan tablolardan. Hıristiyanlığın, doğudan gelen bazıları için tuhaf bir dinin, biraz da fazla baskı yapan düzeninden sonra bu resim, hem resmi yapanın, hem de o zamanın kendisine olan güvenini gösteriyor. Yeni bir başlangıç, yeni bir bakış açısı sunuyor. Eski Roma kültürünün ölmediğini, yeniden yeni kültürle harman edildiğini ve edilebileceğini gösteriyor.

İstanbul alındıktan sonra Doğu Roma dan da Batı Roma ya acaba hangi yazılar geçti ve böyle bir anlayış değişikliğine sebep oldu tam olarak bilemiyorum şu anda. Belli bir süremi de bunu araştırmak için geçiriyorum. Ayrıca bu tabloyu anlatan Boticelli için yapılmış videolardan birini sizlerle paylaşmak istiyorum. Tabiî ki arkasından her Pazar olduğu gibi pazara yakışır olacağını düşündüğüm Vivaldi nin bir eserini sizlerle paylaşmak istiyorum.

İyi Pazarlar.

(more…)

Tags: , , , , , , , , ,

Comments 2 Yorum Var »

Evet, adaları dolaşıyoruz şimdi de sanal olarak. Ada olmak coğrafi olarak bazı avantajlar sağlıyor. Eskiden savaşlar daha çok kara üzerinde oluyordu ve ada insanlarının kendilerini dış etkilerden korumaları daha kolay oluyordu. Japonya Avrupa’nın yayılmacılığından uzun süre kendini bu sayede koruyabildi. Hammadde kıtlığı çeken Avrupalılar aynen haçlı seferlerinde olduğu gibi bir bahane bulup Asya’nın hazinelerini ellerine geçirmeye çalışıyorlardı. Şu anda okuduğum ilginç bir kitapta yazdığı gibi misyonerlik sömürünün bir ayağı idi. Misyonerler ‘Biz savaşçı değiliz, sadece gariban dindar insanlarız.’ ayağı ile o ülkeye giriyorlar ama gitgide o ülkeyi içten ele geçirmeye çalışıyorlardı. Mesela Japonya da ve Çin de belli bir sayıya gelince artık o ülkenin hükümdarına değil, Papa ya tabii olduklarını iddia ediyorlardı.Eski dönemden bahsediyorum tabiî ki. Misyonerlik sömürünün önemli bir ayağı idi.Eski Avrupalı zenginler biraz saf olan ve en ufak bir kariyer şansı olmayan kendi insanlarını ‘genellikle sermayesi olmayan sınıflar; küçük burjuva ve köylü’ kullanmış oluyorlardı böylelikle. Özellikle yayılmacılığın ilk yüzyıllarında Portekizlilerin Cizvit papazları ile yaptıkları yayılmacılıkta… Zenginler ve kilisenin ilişkisi her zaman kuvvetli olmuştur Batı da, çünkü birbirlerinden para olarak bağımlı olduklarını bilirler. Yani sömürü sadece dışta değil, en başta Avrupa’nın kendi içinde başlıyordu.

Doğu da bu insanlar en başta gerçekten ruhani insanlar olarak algılanıyor ve ses çıkarılmıyordu. Ama bunun Batı’nın bir Truva atı olduğunu anlayan Asyalılar geç uyandılar. Mesela Japonya ve Japonlar. En başta ciddiye alınmayan, hatta saygı duyulan ve ruhani insanlar oldukları sanılan kişilerin sömürünün baş aracı oldukları anlaşıldığında, inanılmaz bir Hıristiyan takibi başladı Japonya da. Bunun üzerine Hıristiyanlığı bahane ederek bir ‘eziyet çeken zavallı keşiş’ numarasıyla ‘fetih’ peşinde koşan asıl zengin tabakanın foyası çıktı ortaya. (more…)

Tags: , , , , , , ,

Comments 1 yorum Var »

Kapat
E-posta ile paylaş