Efendim herkese iyi pazarlar diliyorum. Bugün uzun zamandır arşivlerim arasında sakladığım Metin Münir’in Sığ Sularda Osmanlı Devlet Deneyimini Aramak adlı yazsını sizlerle paylaşmayı uygun gördüm. Bence kürt sorununun çözülememesinin en büyük nedeni hakkında gerçekten güzel aktarım biçimi yapılmış. Bu arada şu son düşüncelerimide söylemeden geçemeyeceğim. Dün hepinizin bildiği gibi pkk 12 kişi yi tarayıp öldürdü ve 2 kişi de ağır yaralanmasına sebep oldu. Şimdi bu pkk da bulunan oros…..u çocukları için deniyor ki dağdaki genç çocuklarımız evlatlarımız bunu diyen ise pkk yı terör örgütü olarak kabul etmeyen ve mecliste Askerimizi bile tehtih eden DTP. Bakınız efendim bu olanlar inanın bana bir İran’da yada bir Suriye’de olsaydı şuan ne doğu bölgesinde nede K.Irak ta bir kürt bir pkk lı yaşayabilirdi. Büyük yanlış yapıyoruz inanılmaz kötü bir yönetim sistemi ile iç içeyiz. Bir liderimiz yok masaya yumruğunu vurup sik…lan diyebilecek cesur bir adamımız yok. İnsan hakları standartlarında Avrupa Birliği denen saçmalık yüzünden okullarda Kürtçe öğretimde başlayacak yani ayrılıklar kavgalar sorunlar başlayacak. Utansınlar efendim koca Büyük ve Yıkılmaz Türkiye Cumhuriyetini ne hale getirdiler yalakalıktan korkudan.
Metin MÜNİR
Sığ sularda Osmanlı devlet deneyimini aramak
Kürt sorununun halledilememesinin en büyük nedeni ilgililerin üzerinde uzlaştığı, partizanlık üstü, akıllı ve sürekli bir politikanın yokluğudur. İngiltere’de 1980′lerden beri Kuzey İrlanda konusunda tamamen partilerüstü bir politika uygulanıyor. İşçi Partisi Kuzey İrlanda sorunu konusunda Muhafazakârları destekledi, Muhafazakârlar da 10 yıldan beri iktidarda olan İşçi Partisi’nin yüzde yüz arkasında. Sonuç bir yandan İngiltere, diğer yandan Dublin ve IRA’yı temsil eden Sinn Fein arasında barış sağlanmasıdır. İspanya’nın Bask eyaletinde Kuzey İrlanda’nınkini andıran bir milliyetçi terör var ve durdurulamıyor. Orada iktidar ile muhalefet arasında fikir birliği yok. Sonuç: Patlamaya devam eden bombalar, dökülmeye devam eden kan, bitmeyen acı. (more…)
Efendim biliyorum bu hafta blogu çok aksattım ama malumunuz bir Eylül’de yeni bir oyunla perdelerimizi açtık. Oyunumuzun adı ”My Fair Lady” gerçekten yorucu bir prova dönemi yaşadık dünde nihayet bir nefes alabildik. Ben asıl konumuza dönmek istiyorum ama bu arada bir hatırlatma yapmakta fayda var bu kış benden asıl beklenen sanat yazılarıma daha çok ağırlık vereceğim siyaset ve politika üzerine son iki yazım diyebilirim bu oyunla alakalı başka bilgiler için sonra bir yazı hazırlamayı düşünüyorum. Yaklaşık iki üç haftadır Türkiye’yi inceliyorum. AKP’yi, Emin Çölaşan’ı, Bekir Coşkun’u ve akıldan uzak saçma sapan hareket eden kürtleri. Bir çok kişi bloglarında bu konulara değindiler ama ben konuların biraz soğumasını istedim.Şimdi sadece kürt konusuna değinmek istiyorum biraz.Türkiye’deki arkadaşlar ne iş yapar çok merak ediyorum. Arkadaşlar hayat sadece teknolojiden ibaret değil. Buradan bana öyle bir imaj veriyorsunuz ki sanki her şey günlük gülistanlık. Bu ülkede sadece askeriye konuşmamalı. Ulu önder Atatürk ne demişti unuttunuz galiba: Ey Türk gençliği birinci vazifen Türk istiklalini ve cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Peki sizler ne yapıyorsunuz? Birkaç arkadaşı görüyorum bu işler için çırpınan. Bakınız; çok açık ve net yazıyorum artık: kürtler haddini fazlasıyla aşmıştır. Normalde iki nokta üst üsteden sonra büyük harfle başlar ama konu kürtler olunca büyük harfle başlamayı onlara lüks olarak görüyorum. Son iki olay; birincisi DTP’nin yapmış olduğu sa….ça açıklamalar, ikincisi ise Bodrum’da emekli üst teğmene üç birbirinden geri…..lı kürdün ‘TÜRK bayrağını indir ve kürt bayrağını as’ tehdidi ve ardından tartaklaması. Bu iki olay kürtleri kulağından tutup zamanında İran’ın yaptığı gibi bu ülkeden dışarı atmaya yeterli bir sebeptir. Unutmayın ki kurunun yanında her zaman yaş da yanar. Bana kalkıpta üç beş arakadaş ‘bütün kürtleri genelleyemezsin; Türkiye’yi çok seven kürtlerde var’ gibi saçma sapan laflar söylemesin. Bir tarafımla gülerim sadece. (Bu arada sakın bana tarih dersi vermeye kalkmayın hepinizi bilgimle ezerim; bu kadar da küstahımdır. Benim arkadaşlarım Ortaköy’de gezerken ben tarih kitapları okurdum.) Nedeni belli: Daha ben bir kere kürtlerin pkk’nın karşısına dikilip ‘kesin lan artık sesinizi‘ dediğini duymadım. İşlerine gelince Türkiye’yi çok seviyorlar. DTP’ye gelince söyleyecek söz bulamıyorum. Yargımız pkk köp……ne gereken desteği sunmuştur zaten. Yine inatla savunuyorum ki askeriye acilen ülkenin her alanına el koymalıdır. Milyonlarca Türk varken üç tane şer….iz kö..k kalkıp bir Türk’ün önünü kesip tehdit edebilecek cesareti gösteriyor artık. Bizim milletimiz uyusun hala. Bence sabahtan akşama kadar kürt halkının ve DTP’nin Allah’a dua etmeleri gerekir ki ben asker değilim. Neyse sinirimi daha fazla bozmadan bu konuyu kapatayım.
Uzun zamandır okumak istediğim bir kitabı nihayet alma fırsatı buldum. Bu kitap Ömer Uluç’un ‘Heves Kuşu Durmaz Döner’ adlı kitabı. Sanat ile uğraşın dışında uğraşanlara ‘Pazar’ genellikle 19.yüzyılı pazarlıyor. 19.yüzyıl batı sanatını pazarlıyor genellikle çünkü o devir bitti artık. Yine de yanlış değildi tabii. Bir yerden başlamak gerekir. Kendimi sanatçı olarak görmediğim için ukalalık yapmaya gerek görmüyorum bu konuda. Ama iş modern sanatlara gelince de bu dalda uğraşan Türk ressamlarından ve tiyatrosundan insanların aklına çok fazla isim gelmiyor. Ben bu işle profesyonel olarak ilgilenenleri değil olayı biraz da genel kültür olarak görenleri kastediyorum. Sanat ile ilgilenen bir insan sanatçı değildir. Avrupa’da öğrendiğim en önemli şey bu ama bunu Türkiye’dekiler anlar mı bilmiyorum? Bu işten parasını kazanan ya da kazanmayan herkes sanatçı değildir. Sanat bence sanat dışı bir alana muhtaç yoksa kendi arasında bir narsizim yaratıyor ve onun içinde dönüyor, dönüyor, dönüyor… Ve ‘iş’ haline geliyor…
Nizza’dan harika bir müzik eminim beni ve sizleri üst düzeyde sakinleştirecektir. İyi Pazarlar.
Sayın Paşam okumayacağınızı bildiğim halde size yazmak istedim.Günlerdir yazmamak için kendimi çok zor tutuyorum.Tuvalete gidiyorum küfrediyorum,küfrediyorum geri dönüyorum.Son bir aydır memleket meseleleri yüzünden çok yıprandım.Bilmiyorum siz ne düşünüyorsunuz ama Ülkemizde deyyuslar çoğaldı.Affedersiniz böyle konuşmak istemiyorum ben Türk Silahlı Kuvvetlerine 15 ay ASTĞM olarak hizmet vermiş biriyim ve çok iyi biliyorum ki bir paşaya blogdan mektup yazarken bile böyle aktarılmaz konular.İçime hınç düştü müsaade ederseniz gene tuvalete gidip deyyuslara küfretmem gerek buradan olmuyor da.
Evet paşam anlamıyorum siz anlıyorsanız lütfen yalvarırım bana söyleyin.İlk önce bu Leyla Zana denen şahıs nasıl olurda benim Ülkemde meydanlarda konuşur atıp tutar ve nasıl olurda benim Ülkemin bir Büyük Şehir Belediye Başkanı kalkıp pkk ya destek verir,nasıl olurda benim Ülkemin şarkıcısı İbrahim Tatlıses Almanya konserinde Kürtlere,pkk ya para yardımı yapmadığı için konserinde olay çıkartırlar ve adam ertesi gün gidip bir çuval parayı pkk ya vermek zorunda kalır.Size bütün saflığımla soruyorum Paşam bunlar için neler düşünüyorsunuz,nasıl bu kadar sakin olabiliyorsunuz.Bakın bizim K.Irak’a girmeye ilk etapta ihtiyacımız yok.Yapılması gereken en doğru şey bana kalırsa kendi içimizde ki Vatan hainlerini yok etmek Diyarbakır Belediye Başkanından başlayabiliriz,sonra leyle zana ardından güzel bir operasyon bunun içinde hukuk sistemimizde var.Ben artık rezil olmaktan bıktım burada.Bu kadar da olmaz yani biz temizleyelim derken alıp içeriden PKK lıyı ismini zikretmeyi bile gerek duymadığım şahsı Milletvekilliği yolunu açan hukuk sistemimize el atmamız gerek yazıklar olsun yani buyurun adamlar hemen partileştiler.
Sadece PKK veya kürt sorunu değil paşam dedim ya memlekette deyyus çok diye.Seçimler bitti adamın biri çıktı ve dedi ki Atatürk İlke ve İnkılapları Anayasadan çıkartılsın ve benim taşma noktam oldu.Değerli paşam size bütün samimiyetimle sorarım gece yatarken Memleketim her gün bu kadar yara alırken siz ne düşünüyorsunuz.Bu sakinliğinizi koruyabilmek için hangi ilaçları alıyorsunuz ben iyice çöktüm sinirlerim yıprandı.Burada Almanya’da her an bir katliam yapabilirim pkk ya karşı yada bütün samimiyetim ile yazıyorum ki beni lütfen geri kabul edin askere.İnanın buna ailem olmasa o kadar sinirliğim ki gelip Türkiye’ye katliam yapacağım.Özür dilerim hınç düştü gene içime gidip tuvalete küfretmem gerekiyor müsaadenizle paşam.
Paşam sen kimsin be adam dediğinizi duyar oldum.Ben ömrümün sonuna kadar TÜRK İSTİKLALİNİ VE TÜRK CUMHURİYETİNİ İLALEMET MUHAFAZA VE MÜDAFAA etmekle ULU ÖNDER ATATÜRK tarafından görevlendirilmiş bir TÜRK genciğim ve her şeyin bilincindeyim.Ama bilincinde olmayan Türk gençlerini de uyarmak isterim onlar bu aralar uyuyorlar sanırım hiç ses seda yok.Ha bu arada tabiî ki bende Müslüman’ım Allaha inanırım ama inanmayana da veya ayrı bir Dine inanana da büyük saygı duyarım ki Almanya’da her yıl arkadaşlarımla onların bayramlarını kutlarız,onlarda bizim bayramımıza saygı duyarlar yani o kadar öküz değilim.Anlatmak istediğim Ülkemde Müslümanlığı alet edip halkın cahil kısmı olan bölüm kandırılmak istenmekte ve şimdi de inanılmaz korkunç aklımın bile almadığı konular gündemde.Paşam size güvencim sonsuzdur.Elbette sizin gibi akıllı bir kişinin şu anki sakin tavrının altında da bir anlam yatar,bir düşünce vardır.
Şunu son kez söyleyip bitirmek isterim ki,unutmayın lütfen!ben bu Ülkeyi kim olursa olsun çok uzaklarda yaşayan bir Türk genci olarak yemin ederim babam dahi olsa Atatürk İlke ve İnkılaplarını,Büyük TÜRKİYE CUMHURİYETİ ni bölmeye çalışan herkesi kendi ellerimle gözümü bile kırpmadan yok etmeye hazırım!!!
Aşağıda verdiğim bilgiler yine Wikipedia dan. Cola nın bir A.B.D. markası olduğu bilinir de, Red Bull un bir Avusturya markası olduğu bilinmez nedense… Avusturya ve Almanya PKK ya ciddi destek veren ülkelerden. 7 Temmuz daki Tandoğan Miting de ellerinde ölmüş oğullarının resmini taşıyan anneler gözümün önünden gitmiyor, gitmeyecek… Kadınlar o sıcağın altında oraya oturmuşlar, her şeylerini kaybetmişler veya öyle gözüküyorlar… Nerdeyse kendilerinde bile değiller, acıları öyle büyük… Ben o kadınlar için üzülüyorum. İnsan olan herkesin de üzülmesi gerektiğini düşünüyorum. Artı o kurşunların Türkiye deki herkese atıldığını anlamak gerekir. Ama ‘Türk’ milleti anlamaz. Anlamak istemez. İşine gelmez. Hiçbir şey onun keyfini kaçırmamalıdır…
Red Bull firması aynı zamanda Haliç te ‘Air Race’ (’Hava Yarışı’ gibi birşey Türkçesi) denen faşo bir yarışma düzenliyor bir kaç yıldan biri. Ben böyle sporları ve büyük sponsorluklar eşliğinde yapılan yarışmalarını sağ faşizmin bir aracı olarak görüyorum. Roma daki gladyatör savaşları gibi bir fonksiyonları var. Basit halkın dikkatini çekiyorlar.
Türkiye için ölmek yerine mesela Red Bull içmemeniz yeterli aslında…Askeri savaş artık gerçekten başka hiçbir gücü olmayanların yaptığı bir şey ve işe yaramıyor. Ekonomik savaş gerekli! Üstelik bu savaş basit bir savaş. Market te başlıyor… (more…)
Bu yazıyı Türkiyede ki Medya ve Ben adlı yazıma muzaffer tarafından yapılan yorum karşısında yazmayı düşündüm.Bir yorumun altında kalmasında herkes bu konuya bakış açımı,duruşumu ve benim yaşadıklarımı bilsin istedim. Şimdi diyeceksiniz yapılan bir yorum için yazı yazma gereği duyulur mu?.Ben bu blogu yazmaya başladığımdan beri hep ıvır zıvır şeylerle doldurdum çünkü yazmaya başlasam hep kafam ağrıyacak mesela Başbakan için yazsam Din düşmanı olacağım Başbakanın Dinimiz ile ne alakası varsa,CHP için yazsam Laik düşmanı olacağım,Asker için yazsam Vatan haini olurum,Fenerbahçe için yazsam Sülaleme küfrederler,Kürtler için yazsam bir sürü Dert .Eeee geriye ne kaldı saçma sapan konular bende ne yazacağımı sapıttım yani kardeşim Moliera yazsam bütün millet bunalım geçirir.Ama bende dayanamayarak böyle bir yazı yazmıştım. (more…)