Canımız, ciğerimiz sevgili gaykedi tarafından mimlenmiş bulunuyorum. Hem de benim için çok sakat bir konuda. Kitaplarım. Aslında en doyumsuz olduğum konu bu benim hayatımda. Ama çocukluğumdan gelen büyük bir hastalık. Annem ne zaman bir harçlık verse doğru kitapçıya giderdim. Hayatımda psikiyatrim tarafından iki kere kitap okumam yasaklanmıştı. Öyle şey mi olur demeyin oluyor. Bazen çok okumakta insanın hayatını olumsuz etkiliyor. Normal yaşamdan ve insanlar ile olan ilişkilerinizden kopuyorsunuz. Hatta Meral Hanım ile daha yeni birlikteliğe başladığımızda şok olmuştu. Ben maaşı alır almaz doğru kitapçıya gidip maaşımın yarısı kadar kitap satın alıyordum. Sonrada zaten maaş kartıma aşırı lüzumsuz kitap alışverişi yaptığım için el koymuştu. Gaykedi de bu kitap konusunda ki hastalığı da küçük bir şekilde değinmiş. Bende ki de hastalık boyutundaydı. Ama doğruyu söylemek gerekirse hiç kitap çalmadım. Hastalığım özellikle eski Tiyatro oyun kitaplarını biriktirmek. Hem Antalya’da hem de burada inanılmaz büyük bir arşivim var. Bazen onlara karşı çok kıskanç oluyorum en az haftada dört kez genel bir temizlik yaparım. Hem okuyorum hem de biriktiriyorum. Tek amacım ileride çocuklarıma veya torunlarıma güzel ve zengin bir kütüphane bırakmak.
İnsanlar başka şeylerle övünür ben kütüphanem ile övünüyorum. Hayatımda ki en değer varlıklarım. Hatta eskiden annem özel olarak arşivlediğim Leman dergisinin özel bir sayısı ile cam silince ben şoktan bayılacak gibi olmuştum ve bir hafta evi terk ettim konuşmadım. Yaklaşıkta övünmek gibi olmasın burası ve Antalya dahil toplam üç binden fazla kitabım var. Benim için candır onlar. Neyse asıl konumuza dönelim. Aslında benim için şimdi okuduğum veya okumayı planladığım bir kitap pek olmuyor ben aynı anda bazen ki-üç kitabı birden götürebiliyorum. Ama elimin altında okuduğum Francis Ford Coppolas’e ait Zoetrope adlı güzel bir kitap var. Bir film yönetmeninin biyografisi üzerine derin bir kitap. Büyük bir ihtimal ile bugün bu kitap bitecek ve yerine hemen okumayı planladığım belki sizi şok edecek bir çizgi roman serisi başlıyor. Çocukluğumdan beri kurtulamadığım tek hastalığım çizgi romanlar. Bunun yanında ne zamandır okumak istediğim dijital fotoğrafçılık üzerine The Photoshop Elements 5 var. Bu kitaba da yarın başlamayı düşünüyorum. Aslında şöyle söyleyeyim. Kitaplarımın başına geleceğine canıma gelsin. :) Şimdi hemen bir çırpıda mimi sevgili deli profesör’e gönderelim. Yazıp yazmamak konusunda üst dereceden yetkili kendisi. (more…)
İki sevgili dostum Henster ve Nucrotion beni mimlemişler. Uzun zamandır mim yazmıyorum bende cevaplamak istedim. Şimdi İki konumuz var birincisi ” Ben Nasıl Blogcu Oldum? ”Bundan yaklaşık bir yıl önce eşimin bir arkadaşının spaces ile oluşturduğu fotoğraf albümüne bakmamla başladı. Sonra dedim bunların daha gelişmiş olanları var mı? Bir süre bazı arkadaşların bloglarını takip ettim okudum olayın işleyişini kavramak istemiştim. Birkaç kötü denemeden sonra kendi adıma bir domain ve host satın alıp başladım yazmaya. İlk yazdığım zamanlarda birkaç tanıdığımız blogcu arkadaşlar benim hakkımda iyi şeyler yazıp çizdiler sağ olsunlar. Benim için işler daha kolay gitmeye başladı ve hiç beklemediğim bir ilgiyle karşılaştım ve devam ettim. Aslında doğruyu söylemek gerekirse daha yeni kendimi buldum ve blogu oturttum diyebilirim. Yaklaşık 15 gündür ilgilenmediğim içinde çok şey kaybettim ama bundan sonra çok aktif bir şekilde yazmaya devam edeceğim. (more…)
Efendim gene inanılmaz bir mim dalgası başladı durduramıyoruz ama hepte çok sevdiğimiz saydığımız dostlarmız beni mimliyorlar. Şimdide sevgili Berke‘nin bir mimi ile karşı karşıyayız ” Masaüstünü Göster ” adlı mime cevap veriyorum. Benim masaüstümde bu düzen hastasıyım biraz. Umarım gene bir ara verilir mim dalgalarına sevgilerimle haa unutmadan bende bu pası sevgili Henster‘a atıyorum sevgilerimle. (more…)
Uzun bir aradan sonra tekrar bir mim dalgasını geçikmelide olsa yazıyorum. İlk önce sevgili Flynxs adlı blogcu arkadaşımdan çok ama çok özür dilerim gerçekten çok geç yazabildim bu araları bir çok arkadaşı bu yüzden hep aksattım ama hayat herkesin olduğu gibi benimde inanılmaz yoğun geçiyor ancak bugün ve bu saat de fırsatım oldu. Aynı zamanda beni ” En yakınımda gözüken kitabın 187 sayfası ” adlı mim de ayrıca sevgili dostum MaFİAMax ta mimlemiş konu aynı olunca bende hemen daha fazla vakit kaybetmeden en yakınımda gözüken kitabın 187 sayfasından bir parça alıntılayım. ” Dünya haritasında İstanbul, farklı kültürlerin kesişme noktasıdır. Bu imparatorluklar kentinde yasam, farklılıkların buluşması üzerine kuruldu. Dinler ve diller, tarihin her döneminde, kendi kültürlerini bu coğrafyada yaşattılar. Sonuçta İstanbul, Doğu ve Batı’nin yüz yüze geldiği bir tarih sahnesi oldu.”
Bu kitap Juan Goytisolo adlı İspanyol bir yazara ait ilk basımı 1989 da yapılmış ve şimdi de Yapı Kredi Yayınlarından basımına devam edilen ‘‘ Osmanlı nın İstanbul’u ” adlı kitabı bu araları özellikle gözümün yanında bulunduruyorum. Şimdi de bu mimi kabul ederlerse dostlarımdan sevgili Doğancan Ülker‘ e paslıyorum yazıp yazmamak konusunda serbestir. (more…)
Efendim mim dalgalarına verilen bir aradan sonra iki sevgili blogcu arkadaşlarım sesebian ve Flynxs beni mimlemişler. Şimdi bugün sevgili sesebian tarafından pası bana gelen ” Her Blog Yazarının Milyon Kez Dinleyebileceği 3 Şarkı ” adlı mime cevap vermek istiyorum. Yarın diğer mimi yazacağım. Malumunuz sezon açıldı ve çok hızlı bir çalışma hayatım var ve sadece artık hafta sonları genelde yazabiliyorum bu yüzden de geç cevap verebiliyorum kusura bakmayın. Benim milyon kez dinleyebileceğim 3 şarkım aslında o kadar çok ki hangisini sizlerle paylaşacağımı şaşırdım ve bu 3 şarkıdan biride sevgili meral hanıma ait kendiside paylaşmak istedi. Benim milyon kez dinleyebileceğim iki şarkı Twisted Hallucinogen-LSD ve Infected Mushroom’dan Psycho. Bu plakları bulabilmek için canım çıktı en son Hollanda’dan arkadaşların arşivinden bulabildim. Aslında o kadar farklı tarzlarda dinlediğim müzik çeşidi varki ama en çok bu aralar bunları arka arkaya dinliyorum umarım paylaştığım müzikleri beğenirsiniz. Şimdi son olarakta meral hanımın milyon kez dinleyebileceği bir parçada Prodigy Smack My Bitch Up. Bende bu mim dalgasının bir ucunu müzik zevkine çok güvendiğim sevgili dostum Fatih Günaydın‘a gönderiyorum.