Volkan Alabaz Tarafından Almanya Kategorisine Yazıldı
Efendim pek ilginizi çekermi bilmem ama biz burada yani Almanya’da 2 milyonu geçkin Türk vatandaşı binlerce politik sorun içinde yaşıyoruz ve sizler tabiki bunlara yakından şahit olamıyorsunuz ve bir bilginiz yok. Hep benim sormak söylemek istediğim soruların hepsini TRT’de Banu Avar hanımefendi tarafından hazırlanan Almanya belgeselinde hiç çekinmeden sorulmuş. Lütfen bu belgeseli dikkatle izleyin harika olmuş Almanya gibi PKK’ya yataklıkta bir numaralı Ülke olan bir yerde Türk olarak yıllarca yaşamanın sıkıntısını sizlerinde bilmesini isterim. Benim son olarak söylemek istediğim tek kelime ile mükemmel,harika bir belgesel çıkarmışlar kutlarım ve izlemenizi tafsiye derim.
(more…)
Tags:
Almanya,
Banu Avar,
Banu Avar - Sınırlar Arasında / Almanya,
Belgesel,
Pkk,
Politika,
TRT
3 Yorum Var »
Volkan Alabaz Tarafından Günlük Kategorisine Yazıldı
İbn Haldun 14. yüzyıl düşünürlerinden (1332-1406). Ama ben mesela mütehaddid defalarca karşıma çıkmasına rağmen onun hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Görüşlerini beğenir ya da beğenmezsin veya paylaşır ya da paylaşmazsın ama isminin geçmesi gerekiyor…Türkiye’de ben bu düşünürün isminin geçtiğini bile hatırlamıyorum. Avrupa olmasa Akdeniz, Ortadoğu ve Ortaçağ düşünürlerinden haberimiz bile olmayacak…Neden? Zaman bence çok daha önemli bir ayırım kategorisi ”İslam Felsefesi” veya ”Skolastik” gibi nevi üzerinden yapılmış ayrımlar yerine… Aynı zamanda coğrafya önemli bir kategori. Yani 14. yüzyıl dendiği zaman o sırada dünyada gerçekten neler oluyordu diye bakmak lazım…Biz Türkler hırslı bir milletiz. Gönüllü olarak 301′den hapiste yatmak istiyorum bazen. Politika ile dini yeterince ayırmamaktan kaynaklanıyor bu. Laiklik eksikliği aslında problem. Moderniteyi son derece yanlış anlamış olma bu kapasite ile buna da şükür söz konusu. Orhan Pamuk’tan nefret etmeden önce okuduğum kitaplarının birinde bir yer vardı; Türkler’in ”modern” olmayı dini yükümlülüklerden kurtulma şeklinde algılamaları üzerine. Bunda acaba İslam öncesi şamanizmin bir etkisi olmuş mudur diye aklımdan geçmiştir hep.
Hiçbir din sıfırdan başlamaz. ”Tabula rasa” bir istektir; gerçeklik değil. Bütün dinler coğrafi yerlerine göre bir sinkretizimdir. Bunun da türkçesini bilmiyorum. Synkretismus. Yani kendinden önceki kültürlerle karışır. Mesela Anadolu Sünni kültürü ile Fars Şii kültürü farklılıklarında İslam’dan önceki kültürler rol oynamıştır. Bunları neden unutulmuşluktan tekrar bugünün bilincine ulaştırmaya çalışıyorum? Tektanrılı dinler kendilerini fazla ciddiye alan bir psikolojik bulamaç geliştirdiler… Halbuki hepimiz ama gerçekten hepimiz geçiciyiz… Biz tarihin içerisinde ufacık bir anız; bütün tarih değiliz. Biz bir sivrisineğiz aslında ama kendimizi daha güçlü görmek ve hissetmek istiyoruz… Din işte bazılarına bu edebiyat ve güç duygusunu veriyor. Yanılgı var orada. Biz bir sineğiz ve çok güçsüzüz aslında… Sinek olmayı kabul edebilirim ama cahil sinek olmak çok kötü… (more…)
Tags:
14 Yüzyıl Düşünürleri,
Din,
Ortadoğu,
Politika,
Siyaset,
Tarih,
İbn Haldun,
İslam Felsefesi
2 Yorum Var »
Volkan Alabaz Tarafından Sanat Kategorisine Yazıldı
Bu yanda gördüğünüz resim uzunca bir süre masamın üstünde durdu. Richard Sennett’in ”The Fall of Public Man” kitabının kapağında vardı. Bence hayret edilecek bir resimdi. Bir kere insanı üzüntüye boğan bir resim olduğu kesindi. Bir ölünün resmedilmiş olması pek hoş bir şey değildi. Aynı zamanda çok da stilize ve estetik bir ölümdü bu. Resimdeki aranjman tesadüfi olamazdı her ne kadar doğal görüntüsü verilmeye çalışılmış olsada… Jacques Louis David Fransız Devrimi’ni de yaşamış olan bir Fransız ressam.Aşağıda verdiğim link Arjantin’den. Google’da tesadüfen bulduğum bir link ve buraya ekliyorum. Ressamın başka resimleri de var.Bakabilirsiniz.Resim bir medya cinayetini görüntülemesi açısından bence ilginç ve medya tarihi ile de ilgisi var. Kısaca özetlersek devrim yanlısı gazeteci Marat’ı 24 yaşında bir genç kız öldürüyor. Psikopat bir medya cinayeti, aslında…Ama yinede ayrıntılarına inmek kesinlikle heyecan verici olabilecek ve daha sonraki zamanlarda medya kamuoyu ekseninde daha da sıklıkla görülen obje ve subjenin birbirlerini aslında hiç tanımadığı cinayetler bunlar. Genç kız Charlotte Corday asil bir aileden ama buna rağmen o da devrim yanlısı; ama Marat ve Robespierre kadar radikal olan grubu ‘bütün kötülüklerin anası’ olarak görüyor. Kendisi ‘burjuva devrimcisi’ (tercüme Türkçe’si Almanca’dan) iken, nişanlısı ‘royalist’ olarak kalıyor ve devrime karşı savaşıyor. Nişanlısı ve nişanlısının kardeşi öldürüldükten sonra radikalleşiyor. 13 Temmuz 1793′te, evinde zaten hasta yatan Jean Paul Marat’ı öldürmeye karar veriyor. Yine de belki Marat son ana kadar sivri dilli davranmasa öldürmeyebilirdi ama o da muhtemelen ölmek istiyordu. Genç kız evinde onu göğüsünden bıçaklayarak öldürüyor… Politika adice bir şey olduğundan bu ölümünde hemen yine politik bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiğinden ünlü ressamdan bir resim yapması isteniyor… (more…)
Tags:
Devrim,
Jacques Louis David,
Politika,
Psikopat,
The Fall of Public Man
2 Yorum Var »
Volkan Alabaz Tarafından Günlük Kategorisine Yazıldı
Postmodernizim bazıları için hala tüü,kaka anladığım kadarı ile.Buna gülesim geliyor.Bir kere hiç bir gerçek felsefi tartışma bu seviye üzerinden yürütülemez.Eğer duygusal bağlar besliyorsan düşündüklerine bence iyi bir felsefe yapamazsın.Subje felsefesi olur o.Nietzsche’nin Plato için dediği gibi ‘Ich Plato die wahrheit’.Okumamak ve okumak istememekten kaynaklanıyor,bir çok önyargı.İnsanlar bir şeyler okumadan ,cemiyet mantığı ile yaklaşmak istiyor gerçeğe ve politikaya.Veya kendi duygusal başlangıç nokatalarını sarsmayacak şeyler okumayı,o yönden bilgi toplamaya çalışıyorlar.Zayıf.O zaman felsefe ile hiç uğraşmayın.Felsefe bu ikisinden de çok karışık ve zor yollara sürer insanı.Felsefe yıkım demektir.’Happy end’garantisi hiç bir zaman yoktur.Felsefe doğru politik görüşü iletmek gibi bir amaç taşımaz içerisinde.Ne doğru hayata,ne de doğru politik görüşe götürmez insanı felsefe.Bütün bunlardan daha fazladır.Felsefe sadece ve sadece kendisi için yapılan,belki sanat ile karşılaştırılabilecek bir şeydir.L art pour I art.Her şeyin en yüksek noktasıdır. Politika bilimin gerçekliğinin askıya alındığı yerdir genelde.Oraya en fazla siyaset bilimi ve tarih ile yaklaşabilirsiniz.Hala eski usül”Hepsi bir arada”arayanlar var,anladığım kadarı ile.Öyle bir şey yok Postmodernimizi anlamadan eleştiren bir kısım var.Hala eski dünyalarında yaşamak isteyen.Kutuplaştırmada aslında basitleştirme.Ama insanlar bazı şeyleri anlamıyor ve anlamak istiyor.Zor kitapları okuyacak ve anlayacak kapasiteleri olmadığı kesin.Bu yüzden onlara anlatmak lazım basit,basit. Mesela Marx okumadan ve anlamadan Marxist olan ve takılan çoktur.Öyle şıklık olsun diye.Bizim kürtlere de Almanya’da kıllı,sert esmer görünüşlerinden dolayı herhalde”Stalinist”yakıştırması yapılması gibi.Kehhh,Kehhh.Adamların çoğu doğru dürüst okuma yazma bilmiyor ama batıya sempatik gösterilmeleri gerek politik sebeplerden dolayı.Almanca da bir ara”Stalinistische Befreiungskaempfer”lafını bulmuştum çok gülmüştüm… (more…)
Tags:
Felsefe,
Marx,
Nietsche,
Plato,
Politika,
Postmodern,
Postmodernizim
Yorum yok »