Temiz Türk Blogküresi (TTB)

Yazının başlığından da anlaşılacağı gibi Temiz Türk Blogküresi adlı sevgili Fikirbozan arkadaşımızın başlatmış olduğu mime cevap vermek istedim. Ama yazmak istediklerime geçmeden önce beni daha öncede mimleyen ve bilinçli bir şekilde cevap vermediğim için kırılan, küsen bozulan blogcu arkadaşlarımın yanlış anlamasını istemiyorum.

Bence onlarda veya diğer blogcular da bu ortalarda dolaşan salak saçma mimlere dahil olmasınlar ve bloglarını kirletmesinler zira geçmişte aynı boku bizde yemiş ve pişmanlığını duymuştuk. Bu mime cevap vermek istememin nedeni bu konuda düşünlerimi paylaşmak istediğim içindi.

Kendi halinde blog yazmayı seven biri olarak Türk Blogküresin de ki gördüğüm, karşılaştığım durumları hep dile getirmiştim ama baktım ki hiçbir şey değişmiyor ve değişmeyecek. Sevgili Fikirbozan birkaç şık sıralamış bu şıklarla başlayarak devam edelim isterim.

1) Blog dünyamızda konu bakımından ne tür eksiklikler var.

Bana göre fotoğrafçılık üzerine aydınlatıcı ve yol gösterici bir blog yok. Bu sektörle ilgilenen birçok blogcu biliyorum ama onlarında formatlarında çok farklı başlıklar var. Arada bir değiniyorlar bu konuya. Benim zamanım olsa ben yapmak istiyorum aslında. Hem teknik bilgiler verecek hem son gelişmelerden haberdar edecek ve en önemlisi fotoğrafçılığı yazmış olduğu makalelerle sevdirebilecek bloglar gerekli diye düşünüyorum. Aslında bu konuda çok detaylı fikir üretilebilinir.

2) Yazının kaynağını belirtme(me) huyumuz.

İşte en can alıcı nokta burası bence. Bu olayı bana inanın bir tek Türkiye’de gördüm. Böyle saçma bir şey yok insan neden link vermekten bu kadar çekinir korkar bilmiyorum. Bu aslında bizim içimizde ki en kültürlü kendini yetiştirmiş diye tabir ettiğimiz insanlarda bile görülüyor çünkü bizde bir başkasına link vermek çok ayıp. Aslında bir başkasının başarısını veya linkini vermek sanki o kişinin bizden üstün olduğunu düşünmemize neden oluyor. Çünkü bizler de çok ciddi ruh sağlığı sorunu var. Biz Türkler felsefe okumadan felsefe yapan tek milletiz buda ondan kaynaklanıyor galiba. Ben genelde Mac ve fotoğrafçılık, oyun sitelerini ve bloglarını takip ediyorum. Buna inanın Almanya’da ki en çok satış yapan bir Mac dergisinin ana sitesi bile link vermekten çekinmiyor ama bizim Ahmet, Osman link vermekten çekiniyor neden bozar bizi olmaz.

3) Popüler konular hakkında yazılar yazma huyumuz (dizi, film, msn, şarkı)

Özellikle dizi ve film yayınlayarak insanları bloglarına çekmeye çalışan blogları zaten blogkürenin içine almamak gerek diye düşünüyorum. Şimdi biz niye blog yazıyoruz? Çok ziyaretçimiz olsun diye mi? Yoksa gerçekten keyif aldığımız konularda paylaşım yapmak için mi? Ben birkaç blogcu da denk gelmiştim dizi yayınlıyorlardı hatta bunun için tartışmışlar ziyaretçim en çok diziden gelmiş tabiî ki yayınlayacağım diye. Çok saçma ve salakça yani blog etiketine bir kere uymuyor. Bizde bu cehalet olduğu sürece devam edecektir ama.

4) Sosyal imleme siteleri.

Aslında sosyal imleme siteleri hakkında değil de bir türlü başlığını bulamadığım için bu şekilde giriş yapmak istedim. Bu sosyal imlene sitelerinin kapısında içerik eklemek için bekleyen mallar var. Biz bir yazı yazıyoruz bakıyorum tam bir saat sonra aynı video kırpılıp biçilmiş resim ve içerikte birkaç değişiklik tak yayında. Böyle geri zekalıca bir şey var mı ya. Bir ara beni bıktırmışlardı. Ben çok açık ve net söylüyorum yaklaşık 10 tane Türk blogu takip ediyorum nedeni açık ve belli hem çok içerik araklıyoruz hem de otu boku yazıyoruz ve link vermiyoruz. Ya Youtube kapandı diye manşet atıp yazan 20 tane insan gördüm ben ya. Yav siz manyak mısınız niye herkes aynı şeyi papağan gibi tekrarlıyor. Biri ölür herkes yazar adam ben teknoloji blogum der faydalı bilgiler yazar. Çok komik işler dönüyor etrafta.Adamın İngilizcesi var sabahtan akşama kadar kopyala, çevir, yapıştır yapıyor birde bunun adına emek diyorlar.

5) Kendini film yıldızı sana gerzek blogcular.

Bu benim için önemli bir konu çünkü bu salakça düşünce bir bizde var. Askerde mesela üç ayını doldurmuş bir asker alt devresi gelince hemen artistlik yapmaya başlar. Bizde de Pr değeri 4 olmuş ve Alexa da iyi sıralara gelmiş blogcular da da bu huy var. Hemen belirtmem gerekir ki her blogcu için geçerli değil bu tabiî ki. Ya bizde adamın Pr 5 ise bir soru soramazsın ya sorsan bile cevap vermez. Ben msn de yeni blog yazmaya başlamış bir arkadaşımla konuşmaya başlayınca adam bana çok heyecanlandım şimdi dedi:)) Ben anlamadım dedim ne oldu ya sağlık sorunun mu var? Yok hayır sizinle konuşuyorum ya ben benimle konuşmazsınız sandım dedi ya adam inanamadım. Ulen ben kimim boktan bir adamım. Sonra o arkadaş kendini bilir dedim ki sen manyak mısın ya :) Sakın dedim kimseye böyle konuşma sende bende insanız ne var bunda ya. Bu sadece blog büyültme kafanda bu kadar üzme tatlı canını istediğin zaman konuşuruz dertleşiriz dedim.

Bazı kendini bir bok sana blogcu arkadaşlara sesleniyorum bu sadece bir blog normal yani sadece yazı yazıp düşüncelerimizi bilgilerimizi paylaştığımız bir kişisel alanımız. Yani günlük hayatınız da bu kadar mı boktan işe yarmayan bir adamsınız ki blog yazarken almış olduğunuz istatistik değerleri iyi olunca kendinizi bir bok sanıyorsunuz. Kasmayın bu kadar kendinizi çok komik oluyorsunuz.

Şimdi geldi en zor kısma beş kişiyi mimlememiz gerekiyor. Ben hakkımı Bloggerdal, Henster, Wolkanca, Web Öğrencisi ve son olarak Sesebian‘dan yana kullanıyorum.

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Konuya yapılan yorumları Buradan okuyabilir veya Bu linki kullanarak herhangi bir Rss aracı ile yorumları takip edebilirsiniz.

Bunlar da İlginizi Çekebilir


Yorumlar

Yazının kaynağını belirtmeme olayını biz herhalde doğal birşey gibi görüyoruz.Geçenlerde bir yerde nerde hatırlamıyorum yoksa valla link veririm (: “BİM’de eski sevgiliyi görmek” diye bir geyik yazı okudum.Sonra yazı bana acayip tanıdık geldi.Sonra ekşi sözlükte okuduğum aklıma geldi.Şimdi de googleda “BİM’de eski sevgiliyi görmek” diye aradım 68.700 sonuç çıktı.:D
Hepsine girip bakmadım tabi kaynak göstermişler mi diye ama gösterenlerin bile kaynağı doğru gösterdiğinden emin değiliz.O kadar çok yalama olmuş ki o yazıyı gerçekten yazan insan bile “bu yazıyı ben yazdım” dese belki kimse ona inanmayacak.

@Pitekantropus;

Bunu gerçekten kasıtlı yapıyoruz. Çünkü ruh hastası insan çok var aramızda. Kendimize güvenimiz yok korkuyoruz. Bir başkasının yapmış olduğu desteklenecek ve taktir edilecek birşeyi kıskanıp çamur atıyoruz başka bir işimiz yok zaten.

Ya bence interneti çok fazla hafife alıyoruz.Kanuni eksiklikler de bunu fazlasıyla destekler nitelikte.Tüm bu gevşekliğin ucunda yasal yaptırımların az olması kaynaklanıyor bence.Yoksa abi bu kadar çok ruh hastası yoktur herhalde etrafımızda. (:

Daha doğrusu biz interneti kullanmayı bilmiyoruz. Kimse bu konuda bilinçli değil sorsan asıp keser bizimkiler. Çok kötüyüm değilmi?:))) Bak örnek vereyim sana ben vakti zamanında bir yazı yazdım Genelkurmay başkanına açık mektup adı ile. Çok sevgili Google beni öyle bir indexledi ki Genelkurmay’ın ana sitesinin hemen altına almış beni :) Neyse tam 350 yorum geldi. Koskocaman Volkan Alabaz yazıyor milletim ise Sayın yaşar Büyükanıt okuyormuş gibi yorum bırakıyorlar çok komik. Bugün biri yazdı gene yorum olarak bir Astsubay ile sorun yaşamış başka yere gönderin diyor. :) Ben daha ne diyeyim söylüyorum anlamıyorlar.

Bizde hukuk yok adalet yerlerde sürünüyor. Ya Ülkemde hakimin kafasına Adliye’de silah dayayyıp öldürüyorlar ben nasıl bu işle uğraşacağım. Adama çalmışsın diyorum adam bana:Eeee ne var diyor. Ama bundan sonra ben kendi ve eşim adına akıllandım avukatım hazır bekliyor :) Bu arada eklemişsin beni kendi bloguna teşekkür ederim. Bende ekledim şidmi seni.

Saygılar.

Peşini bırakmamak iyi ama onun için de belli bir gelir düzeyine ulaşmak gerekiyor.O da ülke şartları içinde çok zor.Yani hepsi ülke şartlarına varıyor. (:

Yazına katılıyorum (malesef ne kadar yazarsan yaz, bu yazdığın şeyleri asla değiştiremeyeceksin, millet laftan anlamayacak ve hâlâ yazılarım, yazıların, yazıları çalınmaya devam edecek) da ben şimdi lost dizisini çok seviyorum, torrent dosyasını da paylaşıyorum… ben çok mu kötü biriyim :(

@Burak;

Sen hariç dostum :)Sana olan saygımız da sevgimiz de sonsuz.

engin ardıç\’ın eski bir yazısında okuduğum sanat için şu kıstasları blog dünyasına uyarlayabiliriz sanki;

———————

Bir sanat eserini değerlendirmenin iki ölçütü vardır, biri içeriğine, biri biçimine yönelik… Şu soruları soracaksınız:

1. İnsan denilen varlık hakkında yeni, bilmediğimiz, söylenmemiş bir şey söylüyor mu?

2. Yeni bir şey söylemese bile, bunu şimdiye kadar yapılmamış, denenmemiş yeni bir şekilde söylüyor mu?

Bir sanat eseri bu iki sorudan birine olumlu yanıt verebiliyorsa \’iyi eser\’, ikisini birden karşılıyorsa \’büyük eser\’ olur.

——————-

bir blog yeni, bilmediğimiz, söylenmemiş bir şey söylüyor mu? ya da bildiğimiz şeyi farklı bir yorumla veriyor mu bize? ki bu kavram medyada basında \”habere takla attırmak\” olarak geçer, kimi usta gazeteciler aynı haberi öyle bir işler ya da verir ki ağzınız açık kalır :p

ve tabi türk bloggerler için en önemli gördüğüm bir eksiklikte \”disiplin\” kavramı, yani haftada iki yazı giriyorsan o iki yazıyı girmeye çalış, önemli bir mazaret dışında bu düzenden şaşma, bir duzenin olsun, aylarca haftalarca güncellenmeyen bloglar anlamını, değerini yitiriyor okuyucusu küstürüyor sanki.

disiplin-planlama zaten bu ülkenin her şeyde eksikliğini çektiği birşey, o yüzden bütün anketlerde herkesin en güvendiği kurum, en disiplinli kurumumuz olan ordumuz çıkmıyor mu zaten :p

@gaykedi;

Bu yazıya uygun o kadar uygun ve önemli şeyleri aktarmışsıjn ki çok teşekkür ederim. Disiplin bu Ülkenin gerçek eksiklği. Bunu inan bırak blog küreyi bir kenara Devlet dairelerinde bile bulamazsın. Ben yıllarca devlet memuru olarak çalıştığımdan :)))) biliyorum. İşte bu yüzden Almanya’yı bazen çok seviyorum.

Spam blogları bırakın, spam insanlardan çok nefret ediyorum. 5. madde için; geçenlerde sadece 150 tanecik takipçimin bileceği gibi bir alan adı aldım, PR değerini benim eski alan adımın PR değeri 4′ken kazananlar şu sıralar beni PR 0 olduğum için dışlar hale geldi :) Mantık süper bunlardaki. Ben de mi Almanya’ya taşınsam, ne yapsam? :)

Kısacası böyle insanlar ve blogla uğraşanları her zaman olacaktır. Spamları kınıyoruz ve Temiz Türk Blogküresi mimini mantığından dolayı destekliyoruz.

@y4 bizim insanımız böyledir işte Pr değeri Alexa’ya göre değer verir. Ben bunu çok iyi bildiğim için kimseyi bir kaç kişi hariç sallamıyorum. Bugün yanında olanlar yarın kuyunu kazarlar :(

Bütün söylediklerinize katılıyorum yalnız ingilizce konusunda şunu söylemek isterimki işin cacığını çıkarmadığınız sürece insanlara faydalı olabilecek bilgileri vermenin bence bir sakıncası yok.

Onun haricinde bende kendi çapımda belli bir süredir yazıyorum.Elimden geldiği kadar blogumu temiz ve kaliteli içerikle doldurmaya çalıştım.Her elime geçeni yazmadım.Deli gibi trafik almıyorum amma belli başlı insanların takdir ve takip etmesi bana yeter.

@Mehmet;

Merhabalar, Şimdi iki konuda gerçekten sizi taktir ettim. Birincisi blogunu temiz ve kaliteli içerikle doldurmaya çalışmak ikincisi ise deli gibi trafik almaya çalışmamak.

İngilizce çevirilerde aslında yabancı içerik konusunda benim demek istediğim şey şu: Bizler hep üçüncü el içerik yazan insanlar oluyoruz. Ana kaynakları takip edip en fazla ikinci el içerik giren bloglar olsak daha süper olur. Birde o kadar bell oluyor ki çeviri olduğu buda insanı soğutuyor. Daha sade ve kendi düşüncelerimizi ekleyerek yaptığımız sürece sorun yok diye düşünüyorum.

Doğru söylüyorsun.Ben de elimden geldiğince kendi düşüncelerimi aktarıyorum aksi halde dediğin gibi birebir kopya oluyor ve blog olayının bir manası kalmıyor.

Volkan abi iyi güzel demişsin. Fakat ben yeni (acemi) bir blogcuyum. Mim hakkında pek bir bilgim yok. :)

Temiz Bloglar Gelişen Türkiye…

Türkiye‘nin gelişimi bloglara bağlıdır. Evet yanlış duymadınız bloglara bağlıdır. Çünkü blog demek araştırmak demek, blog demek insan tecrübesi demek, blog demek yanlış görme doğruyu bulmak demek. Blog aslında birçok şey …

volkan abi bir numarasın abi :)

Yorum yapın

(gerekli)

(gerekli)